Seçim Sonrası Bizi Hangi Tsunami Bekliyor?
Kur baskılaması, faiz indirimleri ve kontrolsüz kredi büyümesi seçim sonrası enflasyon tsunamisine dönüşebilir mi? Faturayı yine emekli ve ücretli mi ödeyecek?Parkta çayımı yudumlarken yan masadakilere göz atıyorum; herkesin dilinde aynı laf: “Dolar yerinde sayıyor, enflasyon da sözde düşüşe geçti.” Yahu kardeşim, biz bu senaryoyu kaç kez yaşadık?
Fizik kuralıdır; kaynayan suyun buharını hapsedersen tencere bir süre dayanır ama sonunda kapak öyle bir fırlar ki mutfakta sağlam cam çerçeve kalmaz.
Dalgalı kur rejimi kendi doğal akışına bırakılmadığında, yay gerildikçe gerilir ve döviz olması gereken seviyenin çok üstüne fırlar.
İş sadece kurla da bitmiyor.
Seçim sonrası yaşanacak kur şoku ile gevşeyen politikaların yarattığı enflasyon tsunamisi birleştiğinde, bedeli ne saraylarda yaşayanlar ne de ucuz kredilerle servetine servet katanlar ödeyecek.
Düdüklü tencereyi patlamaz sanırlar.
Göstergede rakam usulca kudurur,
Zannederler ki bu hileyle fırtına durur.
Baskıyla tutulan o yeşil yaprak,
Günü gelince yarar bu sert kabuğu mutlak.
Bir zemberek kuruldu içeride sessiz,
Çarklar döner amma akıllar hissiz;
Tik tak eden vaktin faturası ağır,
Gözler perdeli, kulaklar sağır.
Esnafın defteri yalanı yazmaz,
Günü kurtaran dangalak kışı atlatamaz.
Barajın bendine kum torbası dizip,
Sel baskınında seyreyleyip gezip,
Huzur var diye nara atan heyet,
Patlayan kazanda görür keramet.
Hakikati örtmeye kafi gelmez tül,
Ateş düştüğü yerde bırakır kül.
Bastırdıkça şişen bu saatli zillet,
Günü gelip çatınca inletir elbet.
Dipten kaynayan suyun şakası olmaz,
Ayar tutmayan terazi menzile varmaz.
Kuvveti değil, aklı koy ortaya can;
Dizgin tutmaz döviz coştuğu an!
Ahmet ATAM
Fizik kuralıdır; kaynayan suyun buharını hapsedersen tencere bir süre dayanır ama sonunda kapak öyle bir fırlar ki mutfakta sağlam cam çerçeve kalmaz.
Döviz kurunu suni yöntemlerle baskılamak da aynı durumdur:
Sürdürülemez bir illüzyon!
Muhtemelen sandık halkın önüne gelene kadar bu illüzyonu sürdürürler. “Bakın, döviz artmıyor” masalıyla gözler boyanır.
Muhtemelen sandık halkın önüne gelene kadar bu illüzyonu sürdürürler. “Bakın, döviz artmıyor” masalıyla gözler boyanır.
Peki ya seçimden sonra?
O gün geldiğinde, kuru baskılayarak sağlandığı öne sürülen o küçücük enflasyon avantajı öyle bir yok olacak ki geriye yalnızca enkaz kalacak.
Dalgalı kur rejimi kendi doğal akışına bırakılmadığında, yay gerildikçe gerilir ve döviz olması gereken seviyenin çok üstüne fırlar.
Tasavvufta denir ki; fıtrata müdahale edersen, fıtrat sert bir şekilde karşılık verir.
İktisadın doğasıyla bu kadar oynarsan sonuç kaçınılmaz olur.
Faiz İndirimi ve Kredi Muslukları: Yangına Körükle Gitmek
İş sadece kurla da bitmiyor.
Şimdi bir de bunun üzerine erken faiz indirimlerine gidilirse, kredi büyümesi kısıtlamaları gevşetilip yandaşa, tüccara istisna üstüne istisna dağıtılırsa ne olacak?
Zaten hedeflenen enflasyona göre ticari kredi büyümesi almış başını gitmiş.
Üzerine muslukları sonuna kadar açarsan, bırak tek haneyi, %30 enflasyon bile tatlı bir hayalden ibaret kalır.
Rakamlar tahmin olabilir ama sokağın tecrübesi, esnafın feraseti bana bu ihtimalin kapıda olduğunu basbayağı fısıldıyor.
Rakamlar tahmin olabilir ama sokağın tecrübesi, esnafın feraseti bana bu ihtimalin kapıda olduğunu basbayağı fısıldıyor.
Silindirin Altında Kalan Yine Sabit Gelirli
Seçim sonrası yaşanacak kur şoku ile gevşeyen politikaların yarattığı enflasyon tsunamisi birleştiğinde, bedeli ne saraylarda yaşayanlar ne de ucuz kredilerle servetine servet katanlar ödeyecek.
O tsunami gelip emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirlinin alım gücünü ezip geçecek.
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk hoca zamanında boşuna söylememişti o ağır sözü: "Allah bu milletin belasını vermiştir" diye...
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk hoca zamanında boşuna söylememişti o ağır sözü: "Allah bu milletin belasını vermiştir" diye...
Kendi düşen ağlamaz misali, aklı ve ahlakı bir kenara bırakıp günü kurtarma peşinde koşmak tam da bu değil mi?
Asıl tufan, sandıklar kalkıp perde kapandığında başlayacak.
O zaman bakalım bu millet hangi belayla yüzleşecek.
KAZAN KAYNARKEN TIKIRTI SAYMAK
Kapağı bastırıp ateşi harlayanlar,Düdüklü tencereyi patlamaz sanırlar.
Göstergede rakam usulca kudurur,
Zannederler ki bu hileyle fırtına durur.
Baskıyla tutulan o yeşil yaprak,
Günü gelince yarar bu sert kabuğu mutlak.
Bir zemberek kuruldu içeride sessiz,
Çarklar döner amma akıllar hissiz;
Tik tak eden vaktin faturası ağır,
Gözler perdeli, kulaklar sağır.
Esnafın defteri yalanı yazmaz,
Günü kurtaran dangalak kışı atlatamaz.
Barajın bendine kum torbası dizip,
Sel baskınında seyreyleyip gezip,
Huzur var diye nara atan heyet,
Patlayan kazanda görür keramet.
Hakikati örtmeye kafi gelmez tül,
Ateş düştüğü yerde bırakır kül.
Bastırdıkça şişen bu saatli zillet,
Günü gelip çatınca inletir elbet.
Dipten kaynayan suyun şakası olmaz,
Ayar tutmayan terazi menzile varmaz.
Kuvveti değil, aklı koy ortaya can;
Dizgin tutmaz döviz coştuğu an!
Ahmet ATAM


Yorum Gönder