no fucking license
Bookmark

TÜRKİYE VENEZUELLA OLUR MU?

Erdoğan ile Maduro Arasında Ne Benzerlik Var?
Tek Adam Yönetimi Ekonomiyi Nasıl Çökertir? Erdoğan ve Maduro Karşılaştırması

Erdoğan ve Maduro Aynı Tencerenin Farklı Kapakları mı?

Türkiye’de Erdoğan Yönetimi ile Venezuela’da Maduro Yönetimi Arasındaki Benzerlikler


Bazen haritaya bakınca Türkiye ile Venezuela arasında okyanuslar ve kıtalar olduğunu görüyorum. 
Ama siyasete bakınca mesafe bir anda yok oluyor. 
Sanki iki ülke, aynı mutfakta pişmiş ama farklı tabaklarda sunulan bir yemeği paylaşıyor.

Erdoğan yönetimi ile Maduro yönetimi arasında siyasi ve ekonomik benzerlikler var mı?


Bence kesin bir benzerlik var, hem de “tesadüf” diye geçiştirilemeyecek kadar belirgin. 
Sanki aynı senaryonun farklı dillerde sahnelenmiş versiyonları gibi. 
Güç yoğunlaşması: Devlet tek kişilik bir gösteriye dönüştüğünde... 

Türkiye ve Venezuela’da güçler ayrılığı zayıflamış, tek adam yönetimi ve otoriterleşme öne çıkmış. 
Eskiden devlet bir orkestraydı; şimdi sadece şef var, müzisyenler susturulmuş. 
Her iki ülkede de yönetim zamanla tek kişinin iradesine bağlanmış. 

  • Parlamento var ama sesi kısık.
  • Yargı var ama bastonla yürüyor.
  • Medya var ama kulaklıkla fısıldıyor. 

Bu sistem hep şunu hatırlatıyor: Direksiyon tek eldeyse, kaza da her daim tek adam yapıyor.. Ama nedense faturayı hep halk ödüyor.

Ekonomi: Boş Tencerede İdeoloji Kaynamaz


Türkiye ve Venezuela’nın kaderi aynı: yüksek enflasyon, yanlış para politikaları, yoksullaşma. Türkiye’de pazar filesi hafifliyor, Venezuela’da raflar boşalıyor. 
Her iki ülkede de ekonomi, akıldan çok inatla yönetiliyor. 

Maduro “emperyalistler yüzünden” derken, Erdoğan “dış güçler saldırıyor” diyor. 
Ortak noktaları ise aynaya bakmak yerine pencereye taş atmak. 
Para değer kaybediyor, maaşlar eriyor, halk kemer sıkıyor; ama sarayların ışıkları hiç sönmüyor.
 

Medya ve Algı Yönetimi: Aynı Masal, Farklı Anlatıcı


Televizyonu açıyorsun her şey güllük gülistanlık, ekonomi uçuyor. Halk keyifli.  
Kapatıyorsun televizyonu: 
 
  • Market cep yakıyor.  
  • Faturalar bel büküyor.  
  • İnsanlar sessizce dertleniyor. 
 
Türkiye’de de Venezuela’da da medya, halkın sesi olmaktan çıkıp iktidarın vitrini haline geldi.  
Ve hep şunu düşündürüyor:  
Masalı anlatan kazanır, gerçeği yaşayan susar.  
 

Muhalefet ve Toplum: Bastırılan Buhar Bir Gün Tencereyi Patlatır:


İktidarın muhalefet baskısı, toplumsal kutuplaşma ve sivil alanın daralması patlamaya hazır bir bomba gibidir. 
İtiraz eden ya “hain”, ya “ajan” ya da “terörist” ilan ediliyor. 
Etiket çok, diyalog yok. 

Türkiye’de de Venezuela’da da muhalefet sürekli savunmada. 
Toplum ise ikiye bölünmüş: “Bizden olanlar” ve “ötekiler”.
Oysa inanıyorum ki, sürekli bastırılan buhar eninde sonunda tencereyi patlatır. 
Tarih bunun sayısız örnekleriyle dolu.
 

Dış Politika: Yalnızlaşan Ülkelerin Kader Ortaklığı:

Uluslararası izolasyon, Batı ile gerilim, alternatif ittifaklar… 
Maduro, Batı’dan koptu. 
Erdoğan ise Batı ile sürekli restleşiyor. 
İki yönetim de aynı noktada buluşuyor: “Biz bize yeteriz” söylemi. 
Oysa gerçek şu: 
Dünya ile kavga ederek zenginleşen bir ülke henüz yok. 
Yalnızlaşan devlet, fakirleşen halk demek oluyor. 

Sonuç: Aynı Filmin İki Farklı Dublajı

Türkiye ile Venezuela elbette birebir aynı değil. 
Ancak yönetim anlayışı, krizle başa çıkma şekli ve halkı ikna etme yöntemi neredeyse birebir benziyor. 
Biri petrol zenginiydi ama halkını yoksullaştırdı, diğeri üretim potansiyeli olan bir ülke ve aynı rotada ilerliyor. 
Görünen tablo şu: 
Sorun ülke değil, direksiyondaki akıl. Ve eğer akıl ideolojiye kurban edilirse, bedelini her zaman halk öder.
Devlet baba değildir; baba rolüne soyunan devlet, evladını harcar.  
Sandık kutsaldır ama içi boşaltıldığında dua değil, beddua üretir.  
Ekonomi masal kaldırmaz; rakamlar yalana göz yummaz, halk hiç etmez.  
“Dış güçler” bahanesi, iç beceriksizliğin en eski sığınağıdır.  
Tek adamlı düzenler saat gibidir; bozulduklarında zamanı değil, hayatı durdururlar.  
Yoksulluk sabırla değil, hatalarla çoğalır.  
Bir ülkede alkış arttıkça ekmek küçülüyorsa, sorun fırında değil, saraydadır.  
Gerçeği susturmak mümkündür; ama açlığı asla.  
Halk susuyorsa razı olduğundan değil, çaresiz bırakıldığındandır.  
Tarih affetmez; sadece not tutar ve bu notlar her zaman iktidarın aleyhine yazılır.  
Türkiye Venezuela Olur mu? Erdoğan ve Maduro Yönetimlerinin Benzerlikleri

Türkiye Venezuela Olur mu? Erdoğan ve Maduro Yönetimleri Arasındaki Benzerlikler

Biri Latin Amerika’da, biri Anadolu’da. Ama yönetim reflekslerine bakınca haritalar anlamsızlaşıyor.

Tek Adam Düzeni ve Güç Yoğunlaşması

Devlet bir saattir; tüm yük tek dişliye bindirilirse zaman değil kriz üretir.

Ekonomi: Boş Tencerede Sabır Kaynatmak

Söylem büyürken, halkın sofrası küçülür. Bu tesadüf değil, yöntemdir.

Türkiye – Venezuela Karşılaştırma Tablosu

KriterTürkiyeVenezuela
YönetimMerkezileşmişMerkezileşmiş
EnflasyonYüksekAşırı
MedyaKontrollüDevlet ağırlıklı
Dış PolitikaGerginİzole

TÜİK Örnek Ekonomik Göstergeler

YılEnflasyon %İşsizlik %Gıda Artışı %
202264,310,472,8
202365,09,868,2
202461,59,270,1

* Veriler temsili olup TÜİK metodolojisi örnek alınmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Aynı direksiyonla farklı yola çıkılmaz; akıl değişmezse tabela değişir.
Çünkü sonuçlara bakıldığında haritalar değil, yönetim tarzı konuşur.
Tek el alkış tutamaz; ekonomi de tek akılla yürümez.
Sis varsa uçurum görünmez.
Tarih sabırlıdır ama asla unutmaz.

Özel Metafor Kutusu

  • Devlet direksiyonunda akıl yoksa, fren dua olur.
  • Yoksulluk sabırla değil, yanlışla büyür.
  • (Felsefi) Güç geçicidir; yankısı kalıcıdır.
  • Halk susuyorsa, bu rıza değil tükenmişliktir.
  • (Felsefi) Platon’un mağarasında zincir kırılmadan gölge gerçek sanılır.
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun