no fucking license
Bookmark

MUTLAK BUTLAN AKP'NİN SİYASET MÜHENDİSLİĞİ


Muhalefetin İç İşi Diye Yutturulan "AKP Patentli" Orta Oyunu

⚖️ Mutlak Butlan: Hukukun Tabutuna Çakılan Çivi


Türkiye’deki mutlak butlan davası, kusura bakılmasın ama “CHP’nin iç meselesi” değil. Bu, doğrudan AKP’nin siyaset mühendisliği hamlesi. 
Yargıyı devre dışı bırakıp hukuku hiçe sayarak sahneye konan bu oyun, aslında iktidarın yeni anayasa sürecinde kendine taze bir meşruiyet makyajı yapma girişimidir.

🔍 Sorgu 1: Hukuk mu, Hokkabazlık mı?


Adalet dediğin, halkın vicdanındaki terazidir. 
Ama bu davada o terazi çoktan bozulmuş. “Mutlak butlan” kavramını çarpıtıp siyasi rakipleri şekillendirmeye çalışmak, hukukun işi değil, düpedüz hokkabazlıktır. 
Mesele CHP değil; mesele, hukukun iktidarın elinde oyuncak haline getirilmesidir.

👑 Sorgu 2: Monarşi mi, Cumhuriyet mi?


AKP’nin bu hamlesi, “monarşi” kokusu taşıyor. 
Osmanlı’daki millet sistemi gibi, toplumu bölüp parçalayarak kendi iktidarını sağlamlaştırma derdindeler. 
Bugün “mutlak butlan” diye sahneye sürdükleri şey, yarın “mutlak biat”a dönüşürse şaşırmayın.

🏛️ Sorgu 3: Meşruiyet mi, Maskeli Balon mu?


İktidarın derdi halkın iradesi değil, kendi saltanatını korumak. “Meşruiyet” bahanesiyle hukuku çiğnemek, aslında meşruiyeti yok etmektir. 
Bu dava, iktidarın kendi çıkarlarını kurtarma hamlesidir.

💥 Sorgu 4: Millet mi, Mülk mü?


Osmanlı’daki millet sistemi, halkı kimliklere ayırarak yönetmenin bir yoluydu. 
Bugün aynı anlayış, “hukuk” maskesi altında tekrar karşımıza çıkıyor. 
Unutmayın, millet dediğin mülk değil, iradedir.

🧱 Son Söz:

Bu dava, sadece CHP’nin değil, tüm Türkiye’nin meselesidir. 
Hukukun yok sayıldığı yerde demokrasi değil, sarayın gölgesi olur. 
Bugün “mutlak butlan” adıyla sahnelenen oyun, yarın hepimizin özgürlüğünü yok eder. 
Bu yazıyı okuyanlar arasında belki de bu davayı savunanlar olacaktır. 
Onlara söyleyeceğim tek şey var:

Hukuk, sadece güçlü olduğunuzda işe yarayan bir araç değildir; zayıf düştüğünüzde de sizi koruyan siperinizdir. 
Bugün muhalefeti “mutlak butlan” diyerek meşruiyetten yoksun sayarsanız, yarın bir başkası çıkar ve size aynısını yapar. 

O zaman ne iç mesele kalır ne de dış mesele; geriye sadece güç kalır. 
Ve gücün tek sınırı, ondan daha büyük bir güçtür. 

İşte o gün geldiğinde, ey siyaset mühendisi, elinizdeki meşruiyet kılıfının aslında bir paçavra olduğunu fark edeceksiniz. 
Ama iş işten geçmiş olacak. 
Mutlak butlan mı, yoksa mutlak çöküş mü? 
Zaman gösterecek; ama geç olmadan sormuş olayım.

Hukuk Gün Gelir Herkese Lazım Olur Şiiri


Kurultaydan öte geçti artık bu dava,
Millet sorar: Nedir gizlenen hava?
Siyaset mühendisliği kurarsa yuva,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Sandıkta yenemeyen arar başka yol,
Adalet sarayında kurulursa kol,
Milletin iradesine denirse yok ol
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Meşruiyet denilen şey gelir halktan,
Korkmaz hakikatten, kaçmaz ayaktan,
Güç alan vicdandan değilse haktan,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Mahkeme kapısı siyaset meydanı,
Kim çiziyor bugün görünmez planı?
Vatandaş soruyor her gün bu yanı,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Kurumlar susarken konuşursa kişi,
Demokrasi değil bu işin gidişi,
Taht kurmak değildir cumhurun işi,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Monarşi değiliz deniyor her gün,
O halde neden bu bitmeyen sürgün?
Neden adaletin üstüne çöktün?
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Millet sistemi mi özlenen düzen?
Vatandaşı bölen, saflara dizen,
Eşitlik ilkesin yavaşça ezen,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Birine yumuşak, birine sertse,
Terazi eğilmiş, dengeyi gözetmezse,
Adalet sarayına kuşkuyla bakarsa bir kimse,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Hakimin önünde eşitse herkes,
Ne korku büyür ne sıklaşır nefes,
Ayrıcalık varsa çürür tüm kafes,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Bugün alkışlanan kararlar vardır,
Yarın sahibini dara sokacak olandır
Güç denen misafir geçici candır,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Muhalif susturmak marifet midir?
Mahkeme koridoru siyaset midir?
Bu soru memleket için dert midir?
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Seçmenin önünde verilir hesap,
Demokrasinin özü anayasal kitap
Yargıyla çizilmez millete çap,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Bugün CHP'dir denilen mesele,
Yarın başka kapı çalar bu çile,
Sessiz kalan düşer aynı menzile,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Hukuk bir gün değil her gün gerektir,
Devleti ayakta tutan direktir,
Adalet yoksa zafer geçici hevestir,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Ey güce yaslanıp böbürlenenler,
Tarihten ders almamış görünenler,
Bir gün hesap sorar susturulanlar,
Hukuk gün gelir herkese lazım olur.

Yemişim Sizin İç İşinizi: Bu Düpedüz Siyaset Mühendisliği!

"Hukuku Makyaj Malzemesi Yapanların Kel Alaka Hikayeleri..."

Yahu arkadaş, sabah dükkanın önünde oturuyorum, Twitter'ı açtım yine aynı terane: "Efendim, CHP’de mutlak butlan davası açılmış da, bu anamuhalefetin kendi iç işiymiş de..." Bak bak lafa bak! Kimse kusura bakmasın, benim yaşım kemale erdi, bu gözler ne tiyatrolar, ne orta oyunları gördü. Ciğerini bilirim ben bu işlerin. Bu mesele öyle üç beş parti için muhalifin hır çıkarması falan değil. Karşımızda bildiğin, laboratuvarda ince ince dokunmuş, AKP patentli bir siyaset mühendisliği var!

Hukuku Devre Dışı Bırakıp Sahne Almak

Şimdi bu "mutlak butlan" dediğin hukuki terimi alıp, siyasetin tam göbeğine bomba gibi bırakırsan, orada durup bir düşüneceksin. Yargıyı zaten kendi arka bahçelerine çevirdiler, hukukun canına ot tıkadılar; şimdi de bu enkazın üzerinden kendilerine yeni bir oyun alanı açıyorlar. Muhalefeti içeriden karıştırıp, kendi kurdukları mahkeme düzeniyle hizaya çekmeye çalışmak hangi kitabın hangi sayfasında yazıyor? Tabii, adalet bitti ya, vurun abalıya!

"Mesele ne hukuk, ne de partilerin tüzüğü. Mesele, cambaza bak oyunu oynanırken cüzdanı tırtıklamak!"

Peki, dertleri ne bunların? Ben söyleyeyim: Yeni anayasa bağlamında kendilerine bir meşruiyet makyajı çekmek! Yıpranmışlar, ekonomik olarak milletin canını burnuna getirmişler, esnaf kan ağlıyor, emekli zaten her ay mucize yaratıyor... E ne lazım şimdi bunlara? Kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi gösterecek, "Bakın biz hukuka göre ülkeyi dizayn ediyoruz" dedirtecek bir meşruiyet cilası! İşte bu mutlak butlan davası, o cilayı sürmek için sahneye itilen bir aparattan başka bir şey değil.

Geçin Bu İşleri, Yemezler!

Yıllardır bu memlekette esnaflık yaptım, çok insan tanıdım. Bizim buralarda bir laf vardır; "Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider..." diye başlayan. Yargıyı devre dışı bırakıp, hukuku yok sayarak demokrasicilik oynayanlar, milleti aptal yerine koymasın. Muhalefetin iç işi diyerek bu tezgahı meşrulaştırmaya çalışan "aydın" geçinen tayfaya da buradan iki çift lafım var: O her şeye salladığınız entelektüel aklınızı seveyim sizin! Bu oyunun adı bellidir, rejisörü bellidir.

Bu düpedüz iktidarın kendi ömrünü uzatmak, anayasa masasında elini güçlendirmek için attığı bir takladır. Ama unuttukları bir şey var; bu milletin feraseti, sizin o çürük mühendislik hesaplarınızı sandıkta da, sokakta da bozar.

Kısacası beyler, kimse bize bu tiyatroyu "hukuk mücadelesi" ya da "parti içi demokrasi" diye yutturmaya kalkmasın. Kalemimiz dürüst, sözümüz protest. Gerçekleri yüzünüze çarpmaya devam edeceğiz, çünkü biz bu mahallenin delisiyiz, doğruları söylemekten geri durmayız!

DİJİTAL AYAK İZİ

Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun