Bizim topraklarda petrol fışkırmıyor, çölün altından doğalgaz çıkarıp kenara çekilecek durumda da değiliz. Ne çip fabrikalarımız ne de göklerde süzülen yapay zekâ yazılımlarımız dünyayı ele geçirdi. Bu büyük memleketin çarkı esasen iki temel direğe yaslanıyor: Biri ağır aksak da olsa hala bacası tüten sanayi, diğeri ise bacasız fabrika dediğimiz turizm.
Peki, masa başında faiz silahını çekip dövizi mengenede sıkan akıl, faturayı kime kesiyor? Tam olarak bu iki lokomotife! Maliyetler dört nala giderken kuru sabitleyip ihratçının nefesini kesmek, sanayiciye “Üretme, fabrikayı topla Mısır’a götür” demektir.
Nitekim giden gidiyor, konkordato ilan eden batıyor, iflas bayrağını çeken kepengi indiriyor. Fabrikanın kapısına kilit vurulurken kimsenin sesi çıkmazken, asıl yangın yerine neden gözler kör, kulaklar sağır?
✂️ Fabrika Batarken Kuaför ve Oto Tamirci Saltanatı: Bu Nasıl Serbest Piyasa?
Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Sanayici maliyet hesabı yaparken krizin günah keçisi ilan ediliyor ama berber, kuaför, boyacı, oto tamircisi, özel okullar her yıl kafalarına göre %200 zam yaparken neden kimse dönüp bakmıyor?
15 Dakikalık Makas Oynatma: Beşyüz lira.
Bir Karış oto Boyama: Memur maaşı kadar işçilik.
Karton Bardakta Çay: 20 lira.
Bu işin adı “serbest piyasa” değil, resmen “tuttuğunu öpme ekonomisi”. Hizmet sektörü aldı başını gidiyor; ne maliyet hesabı var, ne vicdan ölçüsü, ne de vergi denetimi. Sanayiciye fatura üstüne fatura kesip teftiş yağdıranlar, her köşe başında insanların cebine uzanan bu başıboşluğa tek söz etmiyor.
⚖️ "Saldım Çayıra, Mevla'm Kayıra" Düzeni: Ahlak Çökünce Terazi Bozulur
Tasavvufta bir söz vardır: “Hırsın gözü kördür, doymak bilmez nefis ise dipsiz bir kuyu.” Bizim piyasanın durumu da tam olarak böyle. Devletin denetim mekanizması sahada yok; piyasa adeta “saldım çayıra, Mevlam kayıra” havasında kendi haline bırakılmış. Eskilerin meşhur deyimiyle: Taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar!
Dürüst üretici ve katma değer sağlayan sanayici borç batağında boğulurken; faturasız, kayıtsız, kafasına göre fiyat belirleyen hizmet sağlayıcıları enflasyonun asıl fitilini ateşliyor. Adaletin olmadığı yerde sadece ekonomi değil; ahlak, hakkaniyet ve toplumun vicdanı da çöker.
Üretmeyip sadece birbirine hizmet satarak köşeyi dönmeye çalışan bir toplumun varacağı yer kaçınılmaz olarak duvardır. Bu vurgun düzeninin ne kadar süreceği bilinmez ama bir gün fatura hepimize çok ağır yansıyacak.
------
Nefs-i emmâre şahlanmış, serbest piyasa adı,
Tuttuğunu öpenlerin kaçar mı hiç ağız tadı?
Eskiler derdi hani: Taş bağlı, itler serbest,
Hak divanı kurulmadan kesilmez bu azgın heves.
Sanayici günah keçisi, hizmet köşede beyzade,
Ahlak sırra kadem bastı, adalet masada meze
Çayıra salınmış sürü, çoban köşede uyur;
Soygunun adı ticaret, buyur sende buyur!
Derviş bilir hakikati: Zulüm ile abat olunmaz,
Bozuk olan bu kantarla doğru menzil bulunmaz.
Ahmet der ki; bu dünya fani,
Vicdanı pas tutmuş kavmin, her yerde harami,




Yorum Gönder