Devlet vatandaşına bilerek tuzak kurmaz; ama beceriksiz siyasetçilerin açtığı bütçe deliklerini kapatmak için ona cazip vaatler sunup sonunda faturayı yine vatandaşa ödetir. 1980’lerin süper emekliliklerinden KEY kesintilerine, batan bankerlerden offshore bankacılığına ve bugünün 20 milyar dolarlık denetimsiz fon skandallarına kadar sistem hep aynı çalışır: Kâr şahıslara, zarar ise “bana mı sordunuz” denilerek halka kalır.
50 yıllık ticaret hayatımda gördüğüm şu ki, tezgâhın arkasında geçen yarım asır bana öğretti: Bir kural değişti mi, bedelini her zaman tezgâhın önünde bekleyen gariban öder. Çarşıda bir söz vardır; "Kurdun adı çıkmış, tilki ortalığı talan etmiş." Bizim hikâye de tam olarak budur.
DEVLET İLE VATANDAŞ ARASINDA DÜNDEN BUGÜNE BİR GÜVEN ÇIKMAZI
1980’lerde, rahmetli Özal döneminde “Süper Emeklilik” modası çıktı. Dediler ki: “İkramiyeni bize ver, süper emekli ol.” O günün ikramiyesiyle Ankara’da, İzmir’de rahatlıkla kapı gibi bir daire alınabiliyordu. İnsanlar ev hayalinden vazgeçip parayı devlete teslim etti. Peki sonra? Enflasyon canavarı o süper maaşı eritti, pul etti. İkramiyesini devlete bırakan ak saçlı amcalar, birkaç yıl içinde ev kirasını bile ödeyemez hale geldi.
Bitti mi sandınız? Bitmedi. Sonra “Konut Edindirme Yardımı (KEY)” dediler, memurun da işçinin de maaşından zorla kestiler; sonuç koca bir hiç, buhar olup uçtu. Üstüne bir de bankerler furyası patladı. Millet yüksek faizin cazibesine kapılıp koştu, paralar batınca ise yönetenlerin ağzından o meşhur söz çıktı: “Bana mı sordunuz?”
Yıllar geçti, 90’ların sonu ile 2000’lerin başında bu kez “Off-shore / Kıyı Bankacılığı” devreye girdi. Bankanın tabelası yerinde, içeri giren vatandaşın aklı başında, ama işler batınca devlet yine kenara çekildi: “Kıyıya yatırmasaydınız, bana mı sordunuz?”
BUGÜNÜN OYUNU: 20 MİLYAR DOLARLIK FON ÇUKURU
Geldik 2026’ya... Zaman değişti ama düzenin mantığı hiç değişmedi. Bu kez kürsülerden nutuk atanlar, yakın çevrelerinin kurduğu süslü püslü fonlara onay verdi. Denetim yok, liyakat hak getire. Fonlar batınca ortalık karıştı; konuşulan zarar tam 20 milyar dolar!
Yine el koymalar, yine kayyum atamaları... Ama sokaktaki çocuk bile biliyor: Vurgunu yapan çoktan parasını kenara koydu, olan yine alın teriyle birikim yapan vatandaşa oldu. Yarın bir yetkili çıkıp o meşhur cümleyi kuracak: "Yatırırken bana mı sordunuz?"
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI:
Piyasanın değişmez kuralıdır: Bir işte kâr gizlice ortaklar arasında paylaşılıyor, zarar ise herkesin omzuna yükleniyorsa orada ticaret değil, organize kurnazlık ve soygun vardır. Devletin görevi batığı kurtarmak değil, o batığın oluşmasını önleyecek dengeyi kurmaktır.
⚠️ KAZIN AYAĞI:
Vatandaş, devleti “baba” olarak görür, güvenilecek bir liman sayar. Ancak yönetenler basiretsiz davrandığında, kanun koruyucu ile piyasa oyuncusu arasındaki çizgi bulanıklaşır. Güven bir kez sarsıldı mı, hiçbir fon o enkazı toparlayamaz.
DÜNÜ VE BUGÜNÜYLE "GÜVENİN" MALİYETİ
| Dönem / Sistem | Devlete Verilen / Vaat Edilen | Acı Sonuç | Siyasetin Cevabı |
| 1980'ler Süper Emeklilik | Bir ev değerinde emekli ikramiyesi | Kirayı bile karşılamayan erimiş maaş | "Enflasyon şartları..." |
| Maaş Kesintileri (KEY) | Ev sahibi yapma vaadiyle zorunlu fon | Yıllar sonra kuşa dönen harçlık | "Sistem tıkandı." |
| Banker & Off-shore Krizi | Yüksek getiri hayaliyle verilen mevduat | Batan bankalar, sıfırlanan tasarruflar | "Bana mı sordunuz?" |
| Günümüz Yatırım Fonları | Güven ve kalkınma süsü verilmiş sermaye | 20 Milyar Dolarlık temerrüt ve batık | "Soruşturma sürüyor / Bana mı sordunuz?" |
HİKMETLİ BİR DERS
Eflatun (Platon) yüzyıllar önce Devlet kitabında, “Adalet, güçlünün çıkarından ibaret olduğunda toplumun temeli çürür” der. Yunus Emre de bunu halk diliyle şöyle anlatır: “Eşere gel eşere, hilebazlar düşer eşere.” Yani hileyle kuyu kazan, sonunda kendi kazdığı çukura düşer.
Devlet, vatandaşını ne aldatır ne de aldattırır; aldatırsa ciddiyetini, saygınlığını ve meşruiyetini kaybeder. Aldatanlar devlet kisvesinde popülist politikacılardır, Vatandaşın güvenini sermaye yapıp hoyratça harcayanlar bilmelidir ki, kulun hesabı şaşsa da Hakk’ın terazisi asla şaşmaz.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Devlet vatandaşına bilerek zarar verir mi?
Devlet, tüzel kişiliğiyle kimseye tuzak kurmaz; ancak yönetenlerin basiretsizliği, çıkardıkları popülist yasalar ve denetimsizlik, vatandaşa doğrudan ağır faturalar çıkarır.
1980'lerdeki süper emeklilik neden fiyaskoyla sonuçlandı?
Peşin alınan ikramiyeler bütçe açıklarını kapatmak için harcandı ve yüksek enflasyon karşısında maaşlar korunmayınca sistem hızla çöktü.
Fon krizlerinde denetleyici kurumların sorumluluğu nedir?
BDDK ve SPK gibi kurumlar piyasanın koruyucusudur; denetimsizliğe göz yummak ya da yandaş kayırmak, hem hukuki hem de vicdani sorumluluk getirir.
Vatandaş parasını korumak için ne yapmalı?
Bedava peynir fare kapanında olur, Aşırı kâr vadeden, reel üretime dayanmayan ve yalnızca siyasi güvenceyle öne çıkarılan hiçbir düzene körü körüne güvenilmemelidir.
Tarihten bugüne devlette tasarruf politikaları neden güven vermiyor?
Geçmişte KEY, bankerler ve süper emeklilik gibi deneyimlerde mağduriyetler giderilmediği ve sorumlulardan hesap sorulmadığı için güven bağı onarılamamıştır.
BEYHUDE TEZGAH ŞİİRİ:
Sanma sakın o mizanlar bir gün kurulmaz.
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Hile ile kuyu kazan, kendi kazdığı kuyuya düşer."




Yorum Gönder