no fucking license
Bookmark

OSMANLI'DAKİ İLTİZAMIN ADI ÖZELLEŞTİRME OLDU: KÖPRÜLER EMPERYALİZME PEŞKEŞ Mİ

Osmanlı iltizam sisteminden günümüz köprü otoyol özelleştirmesine Deli Dumrul ve beşli çete altın yumurtlayan tavuk metaforu

Osmanlı'da iltizam sistemi, vergi toplama hakkının açık artırmayla kiralanmasıydı. Bugünün özelleştirmeleri ise köprü, otoyol ve limanların işletme hakkının yabancı şirketlere devredilmesidir. İkisi de "kaynağı yönetme" adı altında milletin ortak malını üçüncü kişilere teslim eder. Tarih tekerrürden ibarettir; sadece aktörler ve yöntemler değişir.

İLTİZAMDAN ÖZELLEŞTİRMEYE: ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞU KESMEK

Ben 50 yıllık esnaflık hayatımda şunu gördüm: Bir malı satarsan bir kere kazanırsın, ama o malı işletirsen her gün kazanırsın. Osmanlı'nın iltizam sistemi de böyleydi. Devlet "Ben vergiyi toplayamam, sen topla, bana şu kadarını getir, gerisi senin olsun" derdi. Bugün ise köprüleri, otoyolları, limanları "Sen işlet, bana şu kadarını ver, gerisi senin olsun" diyerek devrediyoruz. İsim değişti, oyun aynı.

İLTİZAM NEDİR? KISA VE ÖZ

İltizam, Osmanlı'da bir bölgenin vergi toplama hakkının, belirli bir bedel karşılığında ve belirli bir süre için, genellikle açık artırmayla bir kişiye (mültezime) kiralanmasıdır. Mültezim, devlete peşin para verir, sonra halktan vergiyi jandarma ile sopa dayak ile toplar. Aradaki fark onun kârıdır. Sistem, nakit sıkıntısı çeken devlet için kısa vade de pratik görünür ama uzun vadede halkı ezer, kaynağı kurutur.

GÜNÜMÜZÜN İLTİZAMCILARI KİMLER?

Gümüzde köprü ve otoyol özelleştirmelerinde karşımıza çıkan manzara şudur: Devlet, bir köprüyü yapıp işletme hakkını 20-25 yıllığına yabancı konsorsiyumlara devreder. Garanti edilen araç sayısı tutmazsa farkı devlet öder. Yani risk milletin sırtında, kâr şirketin kasasında. "Altın yumurtlayan tavuk kesilmez" derdi rahmetli annem. Ama bizimkiler tavuğu kesmekle kalmıyor, yumurtalarını bile başkasına peşkeş çekiyor.

💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI: Bir işletmeyi satarken sadece bugünkü değerine bakmayın. O işin 20 yıl sonra ne kazandıracağını hesaplayın. Eğer sattığınız mal, her yıl size gelir getiriyorsa, onu satmak yerine işletmeyi öğrenin. Çünkü sattığınız gün, o gelir de gider.

⚠ KAZIN AYAĞI: "Özelleştirme" kelimesi kulağa hoş gelir: verimlilik, rekabet, kalite... Ama gerçekte olan şudur: Devlet, borç batağına saplanınca elindeki değerli varlıkları yok pahasına satar. Alıcı, o varlığı işletir, kâr eder, ülkeye döviz getirmez, kârı yurt dışına transfer eder. Seçim döneminde "kaynak yarattık" diye sunulan bu satışlar, aslında gelecek nesillerin gelirini bugün harcamaktır.

KARŞILAŞTIRMA TABLOSU: İLTİZAM vs. ÖZELLEŞTİRME

ÖzellikOsmanlı İltizam SistemiGünümüz Özelleştirmeleri
YöntemVergi toplama hakkının kiralanmasıİşletme hakkının devri
Süre1-3 yıl (genellikle)20-49 yıl
AktörMültezim (yerel güçlü kişi)Yabancı/yerli konsorsiyum
Devlete KatkıPeşin ödeme + yıllık payPeşin satış bedeli + garanti
RiskHalkın üzerindeDevlet garantisiyle milletin üzerinde
Uzun Vadeli SonuçHalkın fakirleşmesi, isyanlarKamu gelirinin azalması, dışa bağımlılık

TARİH TEKERRÜR EDİYOR

Osmanlı'da iltizam sistemi, zamanla o kadar bozuldu ki, mültezimler halktan devletin istediğinin kat kat fazlasını topladı. Fakir köylü toprağını satmak zorunda kaldı, eşkıyalık arttı, devlet vergi toplayamaz oldu. 

Bugün de benzer bir tablo: Köprüden geçen araç sayısı garantisi tutmuyor, devlet farkı ödüyor, o para nereden geliyor? Milletin vergisinden. Yani biz, kendi köprümüzden geçemediğimiz gibi, bir de başkasının kârını garanti ediyoruz.

EMPERYALİST OYUNUN PARÇASI MI?

Bir ülkenin stratejik varlıklarını, seçim döneminde kaynak yaratmak uğruna yabancı şirketlere devretmek... Bana göre bu, vatana ihanetin ta kendisidir. Çünkü bu varlıklar sadece beton ve demir değil; bir milletin bağımsızlığının, egemenliğinin sembolüdür. 

Köprüyü işleten yabancı şirket, istediği zaman fiyatı artırır, istediği zaman hizmeti kısar. Senin söz hakkın kalmaz. Tıpkı Osmanlı'nın son döneminde Duyun-ı Umumiye'ye borçlarını ödeyemeyip vergi gelirlerini teslim etmesi gibi.

HİKMETLİ KAPANIŞ: TAVUĞUN HİKÂYESİ

Köyün birinde bir adamın altın yumurtlayan bir tavuğu varmış. Adam her gün bir altın yumurta alır, satar, geçinirmiş. Ama bir gün sabırsızlanmış: "Ben bu tavuğu kesersem, içindeki bütün altınları bir kerede alırım" demiş. Tavuğu kesmiş. İçinden hiçbir şey çıkmamış. Ne altın, ne yumurta. Aç kalmış, pişman olmuş. İşte milletin köprüleri, otoyolları, limanları o tavuktur. Onları kesmek yerine işletmeyi öğrenmek, gelecek nesillere de yumurta bırakmak demektir.

SSS – SIKÇA SORULAN SORULAR

İltizam sistemi tam olarak neydi?
İltizam, Osmanlı'da devletin vergi toplama hakkını belirli bir süre için açık artırmayla bir kişiye kiralamasıdır. Mültezim denilen bu kişi, devlete peşin para verir, sonra halktan vergiyi toplayıp kâr ederdi.

Günümüzdeki özelleştirmeler iltizamla nasıl benzeşir?
Her ikisinde de kamuya ait bir gelir kaynağı, özel bir aktöre devredilir. Devlet peşin para alır, ancak uzun vadeli gelirden mahrum kalır. Risk ve sorumluluk ise halkın üzerinde kalır.

Özelleştirme her zaman kötü müdür?
Hayır, ancak stratejik varlıkların, doğal tekellerin ve kamu hizmetlerinin yabancı şirketlere devri, uzun vadede ülke egemenliğini zedeler. Şeffaf olmayan, seçim yatırımı amaçlı satışlar ise açıkça zararlıdır.

Altın yumurtlayan tavuk metaforu neyi anlatır?
Bir gelir kaynağını bir kere satmak yerine, onu işletmeye devam etmenin daha kârlı olduğunu anlatır. Tavuğu kesmek, kısa vadeli kazanç için uzun vadeli geliri yok etmektir.

Bu tür özelleştirmeler neden vatana ihanet olarak nitelendiriliyor?
Çünkü bir milletin ortak malı olan stratejik varlıkların, seçim döneminde kaynak yaratmak için yabancı şirketlere devredilmesi, gelecek nesillerin haklarının gasp edilmesi ve ülke bağımsızlığının zedelenmesi anlamına gelir.

------

Yolu yaptım diyorsun ya, benim vergimle yaptın,
Üstüne bir de utanmadan, geçişi bana parayla sattın.
Ne ballı düzen, ne bulunmaz iş, alkış tutayım mı sana?
Millet gişede kuyrukta, sen dolar sayacaksın kasada.



Kasa boşaldı mı, seçim mi geldi, sat gitsin köprüyü hemen,
Bugün sen oy topluyorsun, borcu torun ödeyecek neden?
Adına özelleştirme demişsin, cilalı bir kılıf takmışsın,
Ben anlarım, düpedüz milletin malını peşkeş yapmışsın.


O eski masalda, geçenden kırk, geçmeyenden seksen alır,
Şimdikinde anlaşma var, hiç geçmesen de hazineden alır. 
Ne güzel düzen, ne alâküllah iş, bayıldım doğrusu,
Millet gişede bekler, beyler dolarla toplar doğrusunu.


Seçim geldi mi yetmez kasa, sat gitsin köprüyü, yolu,
Yarın torun ödeyecek, bugün sen topluyorsun oyu.
Buna özelleştirme diyorlar, ben derim emanete ihanet,
Kendi evini kiraya verip, sokakta yatanın adıdır sefalet!



Ey Deli Dumrul'un kravatlı, bavullu torunları,
Boğaz sizin değil, bu milletin alın teri kurumları.
O altın kafes elbet kırılacak, o terazi bir gün düzelecek,
Ve bu köprüler, bu yollar, yine gerçek sahibine dönecek. 

DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Altın yumurtlayan tavuk kesilmez, emanet satılmaz."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun