Türkiye’de 2 Boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre yolunun mülkiyeti değil, 30 yıllığına işletme ve gelir toplama hakkı özelleştirme kapsamına alındı. Yıllık 600 milyon dolar brüt, 300 milyon dolar net kâr sağlayan kamu varlıklarının gelecekteki gelirleri bütçe açığını kapatmak için peşin alınırken, vatandaş ise yeni özel işletmecinin yüksek tarifeleriyle karşı karşıya kalıyor.
Ah dostlar, tezgâhın arkasında geçen yarım asır bana ne öğretti biliyor musunuz? Ticarette iki tip tüccar batar: Biri hesap kitap bilmeyen cahil, diğeri ise günü kurtarmak uğruna dükkânın tapusunu, kalfanın yevmiyesini, tezgâhın anahtarını bir gecelik ziyafette harcayan açgözlü.
Yıllardır kahvehanede, sokakta, meydanlarda ne duyduk? "Yol yaptılar, köprü açtılar, tünel kazdılar..." Tamam, millet çamurdan kurtulsun diye atılan her taş için teşekkür ettik. Ama zaman değişti, hesaplar şaştı; o efsane hikâye bir gecede yön değiştirdi. Erdoğan iktidarı artık tarihe "yol yaptılar" değil, "yapılmış yolları ve köprüleri yok pahasına sattılar" diye geçecek gibi görünüyor. Cenab-ı Hak kulunu kibirden korusun; kul kuluna acır ama felek acımaz: Allah kimseyi "yol yaptı"dan "yol sattı"ya düşürmesin!
Köprülerin Otoyolların Özelleştirilmesi Mesele Mülkiyet Değil, 30 Yıllık Haraç Hakkı!
Şimdi ekrana çıkan kravatlı beyler hemen savunmaya geçiyor: "Aman canım, öyle demeyin, köprülerin mülkiyeti satılmıyor ki! Sadece işletme hakkı 30 yıllığına devrediliyor."
Yahu kimi kandırıyorsunuz? Hadi canım, külahıma anlatın! Çarşı esnafı iyi bilir; kimse dükkânın tuğlasını söküp evine götürmez. Önemli olan, duvardaki tuğla değil, kapıdan giren müşterinin bıraktığı paradır!
Devlet diyor ki: "Bu köprülerin ve otoyolların 30 yıllık gelirini peşin alacağım." Yani daha doğmamış çocuğun, henüz ehliyet almamış torunun 30 yıllık geçiş ücretini bugünden tahsil edip, savurganca harcadıkları bütçedeki açığı kapatacaklar.
Geriye ne mi kalacak? Özel şirketin köprünün başına kuracağı o meşhur modern gişeler! Hani Dede Korkut hikâyesindeki Deli Dumrul vardı ya; kuru çayın üstüne köprü yapıp “Geçenden 33 akçe, geçmeyenden döve döve 40 akçe” alırdı. Tam da öyle bir durum!
Yarın bir gün o köprünün başına geçecek müteahhit, peşin ödediği parayı katmerli faiziyle çıkarmak için o gişeleri resmen haraç kapısına çevirmeyecek mi? Elbette çevirecek.
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI:
50 yıllık esnaflık hayatımda dükkânında işleri bozulan birçok tüccar gördüm. Akıllı esnaf masrafları kısar, gereksiz lüksü bırakır, üretimi artırır. Günü kurtarmak için dükkânın en çok ciro yapan kasasını komşuya 30 yıllığına kiralayan biri ise aslında batışını ilan etmiş olur. Geleceğin ekmeğini bugünden yiyen, yarın açlıktan nefesi kokunca kimseyi suçlayamaz.
Yılda 300 Milyon Dolar Net Kâr Getiren Tavuk Kesilir mi?
Hadi masaya bakkal defterini de koyalım, rakamlarla konuşalım. Rakamlar yalan söylemez, süslemeye gelmez.
Bu 2 Boğaz köprüsü ve 10 civarındaki çevre/otoyol hattının bugünkü yıllık brüt geliri ne kadar? Tamı tamına 600 Milyon Dolar.
Peki bunun bakımı, personeli, asfaltı, elektriği ne tutuyor? Taş çatlasın 300 Milyon Dolar.
Kasaya her sene net, kemiksiz ne kalıyor? 300 Milyon Dolar!
Her yıl devletin kasasına tertemiz 300 milyon dolar nakit kazandıran bir işletme, hangi mantıkla elden çıkarılır? Masallarda bile altın yumurtlayan tavuğu kesip içindeki altını almaya kalkışan ahmakla dalga geçilir.
Sen ise her gün altın yumurtlayan tavuğu kesiyorsun; peki neden? Sarayın, israfın ve liyakatsiz ihalelerin açtığı o dipsiz kuyuyu birkaç milyar dolarlık peşin parayla doldurmak için!
⚠️ KAZIN AYAĞI:
Hükümet yanlıları “Özelleştirme ile hizmet kalitesi artacak, devletin yükü hafifleyecek” masalını anlatıyor. Oysa durum hiç de öyle değil! Bu yollar zaten yapılmış, borcu bitmiş, düzenli kâr getiren kamu varlıkları. Devletin sırtında kaldırılacak bir yük yok; tam tersine, elindeki en sağlam nakit kaynağı kesiliyor. Bedelini ise yarın on katına çıkacak geçiş ücretleriyle yine direksiyon başındaki vatandaş ödeyecek.
Kamuda Kalması ile 30 Yıllık Özelleştirmenin Karşılaştırması
| Kriter | Kamuda Kalsa Ne Olur? | 30 Yıllığına Devredilirse Ne Olur? |
| Yıllık Net Gelir | 300 milyon dolar doğrudan devlet hazinesine girer. | Gelir özel şirketin kasasına gider, hazine tek kuruş alamaz. |
| 30 Yıllık Toplam Kâr | En az 9 milyar dolar kamu yararına kalır. | Peşin alınan 3-4 milyar dolar bir iki yılda bütçe açığında erir. |
| Geçiş Ücretleri | Sosyal devlet ilkesiyle asgari ve makul seviyede tutulur. | Şirketin kâr hırsı ve döviz endeksiyle sürekli fahiş zamlanır. |
| Yolun Bakım Sorumluluğu | Karayolları Genel Müdürlüğü tecrübesiyle kamu güvencesinde. | Maliyeti düşürmek için taşerona devredilmiş denetimsiz bakım. |
| Felsefi / Ahlaki Boyut | Ecdadın ve milletin ortak sermayesi korunur. | Yol yapan iktidardan, yolları satıp har vurup savuran konuma düşülür. |
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Boğaz köprüleri ve otoyollar gerçekten tamamen satılıyor mu?
Hayır, yolların tapusu ya da mülkiyeti satılmıyor; sadece 30 yıl boyunca geçiş ücretlerini toplama ve işletme hakkı özel şirketlere veriliyor.
Köprü ve otoyollar devlete yük mü getiriyordu, neden özelleştiriliyor?
Kesinlikle bir yük değildi; bu hatlar yıllık 600 milyon dolar ciro ve 300 milyon dolar net kâr sağlayan, Türkiye’nin en kârlı kamu işletmeleriydi. Özelleştirmenin asıl amacı ise bütçe açığını tek seferlik peşin nakit ile kapatmaktı.
Özelleştirme sonrası köprü ve yol geçiş ücretleri artar mı?
Evet, işletmeyi devralan özel şirketler, yaptıkları peşin ödemeyi ve kârlarını güvence altına almak için geçiş ücretlerini serbest piyasa koşulları ve döviz kuru üzerinden artıracaktır.
Deli Dumrul benzetmesi ne anlama geliyor?
Kamu bütçesi ve vergilerle zaten maliyeti karşılanmış köprülere, özel şirketin yüksek ücretli gişeler kurup vatandaşlardan zorunlu geçiş ücreti almasını anlatan hicivli bir tanımdır.
30 yıllık gelir devri gelecekteki bütçeleri nasıl etkiler?
Gelecek 30 yıl boyunca hazineye akacak milyarlarca dolarlık garanti kamu geliri bugünden harcanmış olacağı için gelecek nesillerin bütçesi doğrudan ipotek altına alınmaktadır.
NEFSİN GİŞESİNDE SIFIRLANAN ŞAHRAH ŞİİRİ
Gönül tahtında oturup cihanı seyran kılanlar,Eserdi rüzgârı, “Yol yaptık!” diye öğünürken dün,
Duydum ki; Deli Dumrul gişeleri can evinde kurulur,
Altın yumurtlayan tavuk ki, cihan-ı nurdan bir fer,
Dedim: “Bu ne haldir?” Bir ses geldi can kulağıma:
Ahmet ATAM der ki; sözüm gitsin can evine değsin,
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."




Yorum Gönder