Türkiye gibi yüksek enflasyon ortamında anaparayı faize yatırıp aylık aylık faiz geliri ile geçinmeyi düşünmek, iki yanlış seçeneği kıyaslayıp doğruyu bulamama yanılgısıdır. Bankanın sunduğu aylık faiz ödemesi bir kâr ya da getiri değil; anaparanızın reel enflasyon karşısında sessizce erimesinin taksitlendirilmiş amortisman bedelidir. Faiz, garantili ve yavaş bir fakirleşme süreci sunarken, konuta ve gayrimenkule yönelmek kira gelirinden ziyade anaparayı ve satın alma gücünü koruma refleksidir.
Geçen gün bizim Ulu Cammi nin orada çay bahçesinde dostlarla çayımı yudumlarken yan masadan sesler yükseldi. Genç bir delikanlı, elindeki cep telefonun hesap makinesini yanındakilere göstererek sözüm ona hava atıyor.
“Abi, siz kafayı mı yediniz? farzedelim 4 milyon liram var cebimde. Gidip uyduruk bir daireye bağlasam elime geçecek kira ayda en fazla 20 bin lira. Vergiydi, emlakçıydı, kiracıyla uğraşmasıydı cabası! Koyarım bankaya faize, ayda tertemiz 200 bin papel alırım. 20 binini kiraya veririm, 180 biniyle de krallar gibi gezer, tozar, yer içerim!”
Vay anam vay geçndeki ekonomi bilgisine bak, biz unutmadık Turgut Özal'ın süper emekli aldatmacasını, çalışanların tüm emekli ikramiyesi karşılığında süper emekli ettiğini, süper emeklilerin beş sonra maaşlarının nasıl diğer emeklilerle eşitlendiğini, Çay kaşığını tabağa bıraktım. hoop dedim.
“Evlat,” dedim; “sana teklif edilen şimdilik o yüksek rakamlar var ya, işte onlar sana altın tepside sunulan garantili fakirleşme senedidir.”
1997 yılında askere giderken Rahmetli annemden miras kalan o zamanlar bir sıfır Murat 124 parasını bir akrabaya borç bıraktım, 1979 yılında askerden döndüğümde o para bir takım elbise parasına dönüşmüştü, yıllar geçti kendi kendime hep sorarım dost akraba kazığı mı idi, devletin kazığı mı, aslında her ikisi di. Yirmi yaşında enflasyonun ne olduğunu bilmeyen ekonomi cahili idim, akrabam tarafından dolandırıldım devlet tarafından kandırıldım .
Bir örnek daha vereyim, sene 1994 Manavgat'ta bir komşum site içerisinde bir sıfır dairesini satarak o para karşılığı sıfır Opel Astra otobobil aldı, bugün o daire Manavgat'ın en mutena yerinde ve 2026 yılı itibarı ile değeri minumum 6 Milyon lira, 1994 model Opel Astra ise 200 Bin TL.
Bunun gibi 50 yıllık ticaret hayatımda nice cehaletle yapılan işler, dolandırıcılıklar, nice krizler, nice devalüasyonlar gördüm. Tezgâhın arkasında geçen yarım asır bana bir tek şeyi ezberletti: Matematiğin kâğıt üstündeki hesabı ile çarşının can yakıcı gerçeği hiçbir zaman aynı deftere yazılmaz. Gelin şu hesabı esnaf terazisine koyup dirhem dirhem tartalım.
BANKANIN VERDİĞİ O 200 BİN LİRA GETİRİ DEĞİL,YAVAŞ YAVAŞ SOYULDUĞUNUN TAPU SENEDİDİR
Bizim taş yemedik ekonomi cahili delikanlının ve onun gibi düşünen binlerce kişinin göremediği ilk perde şurası: Sen sanıyorsun ki o 4 milyon lira bankanın çelik kasasında sapasağlam yatıyor, banka da sana hayrına ayda 200 bin lira harçlık veriyor. Yok öyle bir dünya!
Yüksek enflasyonun hüküm sürdüğü bir piyasada, faiz hiç bir zaman kâr kapısı değildir. O her ay hesabına yatan 200 bin lira, senin 4 milyonluk anaparanın ciğerinden lokma lokma koparılan parçadır. Kısaca banka sana havadan para vermiyor; senin anaparanın reel değerini eritip, o eriyen kısmı eline aylık harçlık diye veriyor.
Sen başlarda her ay o 200 bin lirayı kemali afiyetle yerken arkana yaslanıp keyif çatıyorsun ama arka planda sessiz sedasız bir erime devam ediyor. Ekranda 4.000.000 TL yazmaya devam ediyor, evet; lakin o paranın piyasadaki karşılığı olan buğday, demir, arsa, ekmek ve peynir buhar olup uçuyor.
ON SENE SONRA O PARAYLA ANCAK HACI MURAT ALIRSIN!
Hadi o taş yemedik ekonomi cahili delikanlının dediği senaryoyu birebir işletelim: Bugün kiradasın, ev almadın. 4 milyon lirayı faize bağladın.
İlk sene hava hoş keyifler keka: Kiranı rahat ödüyorsun, restoranda hesaba bakmıyorsun, eşe dosta fiyaka yapıyorsun. Peki, beş yıl sonra ne olacak?
Bugün 20 bin lira olan o kiran, enflasyon canavarı yüzünden katlanıp belki 200 bin liraya fırladığında ne bok yiyeceksin? Faiz getirinin hücceten kiraya gidecek, boğazından kesmeye başlayacaksın, on sene sonrasını da konuşalım mı?
On sene sonra senin o faizden aldığın para, oturduğun evin yakıt giderini aidatını bile karşılamaz vaziyete gelecek. Başını sokacak bir kuluben bile olmadığı gibi, o gün bankada duran ve gözüne devasa gelen o 4 milyon liralık anaparanla galeriye gittiğinde, kapıda sana sadece paslı bir Hacı Murat (Murat 124) anahtarı uzatacaklar!
İşte o gün dövünmenin, dizini dövmenin hiçbir faydası kalmayacak. Zira vaktiyle bir çatı satın alabilecek güç, senin cehaletinin elinde kuruş kuruş yenilip bitirilmiş olacak.
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI:
Ticarette altın bir kural vardır: Rakamların büyüklüğüne aldanan iflas eder, paranın mal karşısındaki hacmine bakan ayakta kalır. Paran rakamsal olarak artarken satın alabildiğin somun ekmek sayısı azalıyorsa, sen kazanmıyorsun; soyuluyorsun demektir.
MİLLET 20 BİN LİRA KİRA İÇİN Mİ EV SIRASINA GİRİYOR?
Gelelim denklemin diğer tarafına... Bizim akıl küpü ekonomi cahili soruyor: “4 milyona ev mi alınır, getirisi sadece 20 bin lira!”
Behey güzel kardeşim, bu ülkede aklı başında hiç kimse 4 milyon lirayı sadece ayda 20 bin lira kira almak için bir beton yığınına bağlamaz! İnsanların gayrimenkule, arsaya, tarlaya yapmasının tek bir sebebi vardır: Malda kalmak ve mülkiyeti muhafaza etmek.
Tarih boyunca enflasyonist fırtınalarda para pul olur, kâğıt yanar, söz uçar; geriye sadece mülk kalır. Evin kirası bugün 20 bin liradır, yarın piyasa şartlarına göre güncellenir. Ama en önemlisi: 10 sene sonra da o ev hâlâ bir evdir! Dört duvarı, tavanı, zemini ve içine sığınacak bir ailesi vardır. Değeri sıfırlanamaz, rüzgârda uçup gidemez.
İşte ilkokullara konulması gereken asıl ekonomi dersi tam olarak budur: Paranın bekçisi faiz değil, bizzat malın kendisidir.
⚠️ KAZIN AYAĞI:
Faizde beklemek, bir anlamda havuz hesabıdır, bir havuzun dibindeki gideri açıp, üstten incecik bir muslukla su doldurmaya benzer. İlk başta su seviyesi yüksek görünür ama dipteki delik öyle büyüktür ki, farkına vardığında havuzda bir damla su kalmaz. Gayrimenkul ise havuzun vanasını kapatıp suyu muhafaza etmektir.
10 YILLIK GERÇEKÇİ PİYASA MUHASEBESİ: EV Mİ, MEVDUAT MI?
Aşağıdaki tabloyu iyi incele evlat. Tezgâh arkasında kâğıt kalemle yaptığımız bu hesap, yarım asırlık hayat tecrübesinin özetidir:
| Kriter / Gösterge | Seçenek A: 4 Milyon TL ile Ev Almak | Seçenek B: 4 Milyon TL'yi Faize Bırakmak |
| Aylık Nakit Akışı | Düşük (Kira getirisi oransal olarak az görünür) | Yüksek (Aylık nakit girişi yüksek ve cazip görünür) |
| Anaparanın Durumu | Enflasyonla birlikte fiziksel değerini ve alım gücünü korur | Enflasyon karşısında her gün erir, satın alma gücü yok olur |
| 10 Yıl Sonra Barınma | Başını sokacak mülk senin; kira derdin sıfır | Kiracılık devam eder; kirayı ödemek imkânsız hale gelebilir |
| 10 Yıl Sonra Anapara Gücü | Yine bir veya birden fazla mülk değerindedir | Alım gücü o günün şartlarında eski bir otomobile denk düşer |
| Psikolojik Güvence | Tapu cebinde, kafan yastıkta rahat | Her ay enflasyon ve faiz oranı takip etme stresi |
| Piyasa Riski | Sıfırlanma riski yok (Mülk yerinde durur) | Sessiz ve garantili reel iflas riski |
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
1. 4 milyon lirayı faize yatırıp faiziyle kira ödemek mantıklı bir finansal strateji midir?
Hayır, kesinlikle sürdürülebilir bir strateji değildir. Çakallara paranı yem yapmaktır. Yüksek enflasyon olan ekonomilerde faiz getirisi reel enflasyonun gerisinde kalır; zamanla kira bedeli faiz getirisini aşar ve anaparanızın alım gücü tamamen buharlaşır.
2. Gayrimenkulün kira getirisi faizden çok düşükken neden ev almak tercih edilmelidir?
Konut gayrimenkul tercihinin ana sebebi aylık kira geliri değil, paranın satın alma gücünü mülk olarak enflasyona karşı korumaktır. Mülk, zaman içinde piyasa fiyatı ve kira değeri olarak kendini enflasyona göre günceller.
3. Faizin verdiği aylık getiri neden bir kazanç olarak kabul edilmez?
Edilemez çünkü o getiri reel bir kâr değildir, anaparanızın enflasyon karşısındaki değer kaybının bir kısmının nakit olarak size iade edilmesidir. Siz o parayı harcadığınızda aslında kârınızı değil, sermayenizi tüketmiş olursunuz.
4. 10 yıl boyunca faizde kalan bir anapara neden sadece eski bir araba parasına dönüşür?
Bileşik enflasyon kümülatif olarak fiyatları katlarken, sabit kalan anapara mal fiyatları karşısında küçülür. 10 yıl önceki milyon liralarla bugün ancak temel ihtiyaçlar karşılanabildiği gibi, gelecekte de bugünün milyonları ufak meblağlara dönüşecektir.
5. Parayı enflasyondan korumanın en güvenli esnaf formülü nedir?
Parayı kâğıt formunda tutmamak, yani "malda kalmak"tır. Arsa, konut, tarla veya üretimi olan reel varlıklar, kriz dönemlerinde değeri sıfırlanamayan yegâne güvenli limanlardır.
Riyazetsiz Rantiye Gazeli ŞiiriBir zamanlar cebi şişkin, aklı evrende fener,
Mülk dediğin hamallıktır, tapu sırtına biner
Dedi: "Ahmak mı bu millet, betona bağlar varı?
Yatır faiz tekkesine, gelsin paranın kârı.
Dört duvarı hor görüp, rakamlara secde kıldı,
Nefs-i emmâre coştu, akıl cüzdanda kilitli kaldı.
Her ay tıkır tıkır aktı emeksiz kazanılan aşı,
Sandı ki derya-yı vahdet bankanın mermer taşı.
İlk beş yıl saltanat sürdü, bıyık burup kahvede,
Siz hamalsınız derdi, benim rızkım zirvede!
Lakin dehrin çarkı bozuk, felek hilekâr pirmiş,
Riba denilen kuyu, deryayı damla bilirmiş.
Onuncu yılın şafağı bir ejderha uyandı,
Enflasyon denen canavar kapıya dayandı.
Ana para pul oldu, faiz geliri kuşa döndü,
Tevhid sandığı hesap, geçen sürede kül oldu.
Ev sahibi kapıda, surat sirke satıyor,
Evliya sabrı bitti, hacizci kaş çatıyor.
Dün mülke burun kıvıran rantiye beyzadesi,
Bugün bodrum katının ödeyemez kirasını, kesildi nefesi.
Hey gidi koca gafil, dünya bir gölge oyunu,
Sanal rakamla ölçtün sen kendi boyunu.
Felsefe yapma şimdi, "Mülk fanidir" deme,
Aç karnına tasavvuf düşmez bizim serseme!
Mülk Allah’ındır dedin de, akla ziyan iş tuttun,
Faize yaslanırken asıl çatıyı unuttun.
Şimdi otur banka önünde, tespih niyetine say:
Ev elden gitti hacı, gelir kiraya da yetmez bu ay!
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."




Yorum Gönder