no fucking license
Bookmark

12 EYLÜL’E GİDEN YOL, UÇURUMUN KIYISI

Ahmet ATAM Kendi̇me Yazılarım 12 Eylül ihtilaline giden yol karaborsa ve kutuplaşma dönemi

12 Eylül 1980 askeri müdahalesine giden süreç; siyasetin, sendikaların, emniyetin ve sokağın cephelere bölündüğü, kardeşin kardeşi vurduğu bir iç savaş eşiğidir. Yokluk, karaborsa ve can korkusunun hâkim olduğu bu yangın ortamında ordu müdahalesi, ülkeyi uçurumun dibinden çekip alan kaçınılmaz bir fren vazifesi görmüştür.

12 EYLÜLE GİDEN YOL: BİR İHTİLALİN ANATOMİSİ

Yirmi yaşında delikanlılık çağındaydım. Tezgâhın arkasında geçen yarım asır bana şunu öğretti: Bir memlekette terazi bozuldu mu önce esnafın dirhemi şaşar, ardından milletin aklı başından gider.

12 Eylül öncesini yaşamayan, boşuna ahkâm kesmesin. O günleri iliklerime kadar hissettim. Askeri müdahaleyi savunmak ne fıtratıma ne vicdanıma sığar; ama o zaman başka çare kalmamıştı. 

Akşam ezanı okununca sokaklar hayalet şehre döner, caddede karşına çıkan çeteler “Sağcı mısın, solcu musun?” diye sorguya çekerdi. Yanlış cevap verdin mi, meydan dayağı kaçınılmazdı. Yerdeki maktulün kanı kurumadan “Sizden mi, bizden mi?” kavgası başlardı. Başbakan kürsüden “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz!” diye bağırır; polis Pol-Der, Pol-Bir diye bölünmüş, öğretmenler birbirine selam vermez olmuştu.


Tezgâh altlarında Sana yağı, sigara satılan; gaz kuyruklarında ömür tüketilen günlerdi. Memleket, Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in gizli ideolojik üssüne dönüşmüştü. Kenan Evren, bu kan gölünü ve uçurumun eşiğindeki iç savaşı bıçak gibi kesti. Eğrisiyle doğrusuyla düzeni yeniden sağladı. Yıllar sonra onu yargılamaya kalkanlara inat, mekanı cennet, ruhu şad olsun; devleti büyük bir felaketten çekip aldı.


💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI:

Devletin terazisinde adalet kefesi bozulursa, düzeni sağlamak için sert bir yumruk masaya iner. Ama teraziyi bozmadan adaleti sürdürmek ise akıl ve feraset gerektirir..

Bugüne baktığımda, sanki aynı filmin farklı bir dekorunu izliyoruz. Hukukun askıya alındığı, anayasanın çiğnendiği, troller ve yandaş borazanlarla gündemin esir alındığı teokratik bir kutuplaşma... 

İnsanlar Silivri korkusuyla fısıldaşarak yaşıyor. Ama unutulmamalı ki, bastırılan her toplumun bir sabır taşı, bir patlama noktası vardır. Dileğim, bu öfkenin meşru sandıklarda ortaya çıkmasıdır.

⚠️ KAZIN AYAĞI:

Korkuyla yönetilen bir toplum sonsuza dek sessiz kalmaz; baskı arttıkça sandığın altındaki dip dalga giderek güçlenir.

Dönem Dinamiği12 Eylül 1980 Öncesi2026 Günümüz Tablosu
Kutuplaşma BiçimiSokakta silahlı sağ-sol çatışmasıYargı, trol orduları ve kutuplaştırıcı dil
Ekonomik TabloKuyruklar, karaborsa, yoklukAlım gücü erimesi, derin yoksulluk
Devlet YapısıParçalanmış bürokrasi, otorite boşluğuTek elde toplanmış güç, zedelenen hukuk
Çözüm EşiğiAskeri müdahaleNispeten Demokratik sandık ve milli irade

Tarih gösteriyor ki bu topraklar ihanete zemin hazırlamaya elverişlidir. Yüzyıllardır yoksullukla harmanlanmış, kendi ülkesinde hor görülen ama her zorlukta tacı hainlere layık gören bir milletin gözyaşı dinmez. Kendi değerini ve hakkını bilmeyen halk, celladına aşık olmaktan kurtulamaz.

SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

12 Eylül darbesi neden kaçınılmaz hale geldi?

Devlet otoritesinin tamamen yitirilmesi, emniyet teşkilatına kadar uzanan kutuplaşma ve her gün onlarca gencin hayatını kaybettiği iç savaşın eşiğine gelinmesi, müdahaleyi kaçınılmaz hale getirdi.

1980 öncesi günlük hayat nasıldı?

Hava karardığında güvenlik endişesiyle dışarı çıkılamayan, temel gıda maddelerinin karaborsaya düştüğü ve sokakların ideolojik olarak paylaşıldığı bir dönemdi.

Kenan Evren'e yönelik bakışınızın sebebi nedir?

Kardeş kavgasını ve kan dökülmesini durdurarak ülkeyi bölünmenin ve iç savaşın eşiğinden geri çekmesidir.

Bugünkü kutuplaşma ile o dönem arasındaki fark nedir?

O zamanlar sokaklarda gerçek kurşunlar konuşurken, bugün ise troller, bağımlı yargı ve Silivri korkusuyla şekillenen zihinsel ve hukuki bir baskı hüküm sürüyor.

Toplumsal çıkış yolu ne olmalıdır?

Milletin korku duvarlarını yıkıp demokratik haklarına sahip çıkarak tepkisini özgür seçimlerde sandığa yansıtmasıdır.

---------

Sana yağı tezgâh altı, gaz kuyrukta gün biter,
Kaldırımda yatan gencin feryadında arş inler.
Sorarlardı güpegündüz: "Sağ mısın yoksa sol mu?"
Kardeş kardeşe düşman, bu da reva yol muydu?

Polis bölük pörçük olmuş, mektepte kin ekili,
Vekilin dili zehirli, hak terazisi eğri.
Amerika bir koldan, Rusya gerer yayını,
Yedi düvel bölüşürdü bu yurdun payını.

Uçurumun kıyısında çatırdayınca vatan,
Mecbur kıldı tarihi namludan çıkan ferman.
Eğrisiyle doğrusuyla bir gece çekildi hat,
Ateş çemberi söndü, dindi sokaktaki feryat.

Demir yumruk inince duruldu akan seller,
O günü bilmeyenler şimdi ahkâm keserler.
Gel gör ki aynı oyun, başka sahnede bugün,
Zalimin sofrasında boğazlar düğüm düğüm.

Kimi cübbe giyinmiş, kimi trol ordusu,
Milletin göğsüne çökmüş bir Silivri korkusu.
Gaflet tohumu eken biçemez hak adalet,
Cahil kalmış yığınlar çeker asırlarca zillet.

Kendi öz yurdunda köle, tacı haine verir,
Korkunun duvarları elbet sandıkta erir.
Ahmet der ki; terazi şaşarsa dirlik biter,
Hakkın olmadığı yerde zulmün dumanı tüter.

DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Terazinin dirhemi şaşarsa, bedelini daima çarşı pazar öder."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun