Evim Şirketlerinde: Sona Kalan Dona Kalır mı?
Bizim çarşıda eski bir laf vardır: "Yağmurdan kaçıp sundurmanın altına sığınan, oluğun patlayacağını hesaba katmazsa donuna kadar ıslanır."
Ben tezgâhın arkasında geçen elli senelik esnaflık ömrümde ne krizler, ne gecelik faiz fırtınaları, ne devalüasyonlar gördüm. İnsanoğlunun başını sokacak bir dam, ayağını yerden kesecek dört tekerlekli bir binek arayışı hiç bitmez. Bitmesin de zaten; alın teriyle yuva kurmak başımızın tacıdır.
Lakin devir çetin. Bankaya gidiyorsun; faiz oranları arşıâlâda, kredi limiti dersen emeklinin harçlığı kadar. Bankacı kapıyı kapatınca yolun karşısındaki o cilalı, tabelasında "falan-evim", "filan-finans" yazan dükkânlar adama vaha gibi görünüyor. "Faiz yok, kefil yok, gir sıraya, çek kurayı, al anahtarı!" Kulağa hoş geliyor değil mi? Çarşı esnafı bedava peynirin sadece kapanlarda olduğunu bilecek kadar tecrübe biriktirdi. Gelin bu meselenin arka sokaklarına bir projektör tutalım.
Saadet Zinciri Değil Ama... Çark Nasıl Dönüyor?
Önce hakkı teslim edelim: Devlet, BDDK marifetiyle bu sektöre bir nizam getirdi; merdiven altı onlarca yapıyı tasfiye etti, kalanları sermaye şartına bağladı. Yani ortada 90'ların banker faciaları gibi bavulu toplayıp kaçma durumu yok. Kanun var, nizam var.
Fakat iktisadın öyle bir tabiat kanunu vardır ki, hiçbir mahkeme kararı onu durduramaz: Paranın zaman değeri ve enflasyon.
Sistemin mantığı basit: Bin kişi bir araya gelir, her ay havuza para atar. Kura çekilir; her ay birine "Al kardeşim evin" denir. Yani eskilerin hanımların altın günü dediği imece usulünün kravat takmış, plazaya taşınmış halidir. Buraya kadar her şey yolunda.
Peki, kura sana 36. ayda, 48. ayda çıkarsa ne olacak?
Eski esnaf kefilsiz mal vermez, veresiye defterine de vade farkı yazmazdı ama o vakitler paranın bir bereketi vardı. Tasarruf şirketine girerken vitrine değil; eline geçecek sabit paranın 3-4 sene sonra sokaktaki mülkü alıp alamayacağına bakacaksın. Kâğıda atılan imza şirketi bağlar, piyasadaki fiyat etiketini bağlamaz!
Devalüasyon Fırtınası Koparsa Ne Olur?
Biz çırakken ustamız derdi ki: "Borç mala ise kamçıdır, nakitte bekleyen alacak ise esnafın sırtındaki küfedir."
Diyelim ki bugün 3 milyon liralık bir ev için sözleşme imzaladın. Aylık taksidini tıkır tıkır ödüyorsun. Kura sana ilk 6 ayda vurdu; paranı aldın, tapunu cebine koydun. Sen kârdasın, Allah bereket versin.
Ya kura sana 4. senenin sonunda çıkarsa? Memlekette kur zıplasa, devalüasyon kapıyı çalsa; teslim alacağın o sabit 3 milyon lira ile 4 sene sonra ancak evin mutfak dolaplarıyla balkon korkuluklarını yaptırırsın.
İşte çarşı dilindeki "Sona kalan dona kalır" kaidesi tam da budur. Şirket batmasa bile, devlet arkasında dursa bile senin paranın satın alma gücü güneşte kalmış buz gibi erir gider.
"Nasıl olsa taksitlerim sabit, kafam rahat" diyen fena yanılır. Taksitlerin sabit kaldığı gibi teslim alacağın meblağ da sabittir! Ev sahibi 3 milyonluk daireye kur şokundan sonra 7-8 milyon lira istediğinde, şirket aradaki farkı karşılamaz. "Sözleşmen bu kadar, al paranı" der. Aradaki farkı cebinden koyamazsan, senelerce ödediğin taksitle açıkta kalırsın.
Tezgâhın Önü ve Arkası: Gerçekler Tablosu
Plazada çay içerken anlatılan ile sokağın gerçeği arasındaki farkı şu tablo gayet net özetler:
| Kriter | Şirketin Vitrininde Görünen | Çarşının / Hayatın Gerçeği |
|---|---|---|
| Maliyet | "Sıfır faiz, sadece organizasyon ücreti." | Organizasyon bedeli peşin kesilir ve vazgeçilirse iadesi çok zordur. |
| Kura Durumu | "İlk aylarda ev sahibi olma şansı!" | Kura şansa bağlıdır; sırası gecikenin birikimi enflasyona yenik düşer. |
| Kur Şoku / Devalüasyon | "Hedeflenen tutara günün sonunda ulaşılır." | Teslim günü eldeki sabit para ile hedefteki mülk arasındaki makas açılır. |
| Sistemden Ayrılma | "Dilediğiniz an ayrılma hakkı." | Yasal bekleme süreleri vardır; içerideki para aylar sonra değer kaybederek döner. |
| BDDK Güvencesi | "Devlet denetiminde güvenli çatı." | Denetim firmanın batmasını önler; sizin satın alma gücünüzü korumaz. |
Ayrılmak İstesen Bir Dert, Kalsan Başka Dert
Diyelim ki çarşı karıştı, dolar fırladı, mülk fiyatları tırmandı. "Ağalar ben vazgeçtim, paramı verin çıkayım" dedin. İşte o an sözleşmenin küçük puntolu maddeleri karşına çıkar. Peşin ödediğin o kallavi organizasyon ücreti yanar. Biriken taksitlerini de kanunun tanıdığı bekleme sürelerinin ardından alırsın; para eline geçtiğinde çarşıdaki alım gücünü çoktan kaybetmiş olur.
Bu sistem, enflasyonun tek hanelerde seyrettiği durağan iktisatlarda tıkır tıkır işler. Lakin rüzgârın sert estiği sığ piyasalarda kurasız, çekilişsiz uzun vadeli sabit TL borçlanmasına girmek; fırtınalı denizde sandalla balığa çıkmaya benzer.
Merak Edilenler: Çarşı Usulü Soru-Cevap
1. Evim şirketleri yasal mı, param tamamen batar mı?
Evet, BDDK lisansıyla faaliyet gösteren şirketler yasaldır; şirket keyfi olarak paranızı alıp kaçamaz, ancak yasa paranızın enflasyon karşısında değer kaybetmesini engellemez.
2. Olası bir devalüasyonda şirket teslimat tutarını artırır mı?
Hayır, sözleşmede hangi Türk Lirası tutarına imza attıysanız teslimat günü o tutarı alırsınız; piyasadaki gayrimenkul ve araç fiyat artışları şirketi bağlamaz.
3. Kurada sona kalırsam ne yapabilirim?
Teslimat sıranız gelene kadar hedeflediğiniz evin fiyatı arttıysa, aradaki farkı ya kendi cebinizden tamamlamak ya da bütçenize göre daha mütevazı bir mülke razı olmak zorunda kalırsınız.
4. Organizasyon ücreti iade edilir mi?
Hayır, tasarruf finansman sözleşmelerinde peşin alınan organizasyon bedeli şirketin hizmet payı sayıldığından sistemden erken çıkışlarda kural olarak iade edilmez.
5. Bu sistemde en karlı ve en zararlı çıkan kimdir?
En karlı çıkanlar ilk turlarda kurası çıkıp malını erken tarihte alanlardır; en zararlı çıkanlar ise yüksek enflasyon sürecinde kurası en sona kalan ve birikimi eriyen katılımcılardır.
"Eski dervişlerden birine sormuşlar: 'Efendim, hırs ile tevekkülün hududu nerede başlar, nerede biter?' Derviş tebessüm etmiş; 'Tevekkül, ayağını bastığın toprağın hakkını verip rızkı Hakk’tan beklemektir. Hırs ise yarının ekmeğini bugünden kurtarmak adına olmayan buğdayın ambarına ortak olmaktır' demiş. Ev bark sahibi olmak niyet-i halisedir. Lakin hesabını bilmeyen kasap ne masat bırakır ne masraf. Cenab-ı Hak kuluna akıl terazisi vermiş; bir kefesine sabrı, diğerine tedbiri koyacaksın. Tedbirsiz tevekkül, fırtınada mumu siper etmeden yürümeye benzer."
Ahmet ATAM
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."




Yorum Gönder