no fucking license
Bookmark

DÜNYA NEDEN CENNET DEĞİL MÜSEBBİBİ KİM?

Ahmet Atam Kendime Yazılarım - Dünyanın doyumsuzluk yüzünden cehenneme dönüşünü anlatan felsefi ve tasavvufi kapak görseli. 

Bazıları için dünyanın cehenneme dönüşmesi, insanoğluna lütufla sunulan bu cennet misali yerin; açgözlü bir avuç kişinin yönetme hırsı ve halkın emeğini sömüren siyasi zihniyetler yüzünden gerçekleşmektedir. Bu, fıtrat kavgası değil, paylaşmayı bilmeyen egoist düzenin acı bir yansımasıdır.

İnsanoğlunun gözünü ancak bir avuç toprak doyurur derler ama bazen koca bir dünya yetmiyor; Çarşı pazarda gördüğümüz o üç kuruşluk çıkar kavgaları, yukarıdaki büyük koltuklarda dönen devasa hırs sarhoşluğunun sadece birer kopyasıdır.

Cenneti Cehenneme Çeviren Doyumsuzluk Hırsı Fıtratımızda mı Var, Yoksa Hırsımızda mı?

“İnsan insanın kurdudur” demişler, haklılar gerçekten. Bizim milletin kavgası fıtratımızdan değil, bitmek bilmeyen o nefis putundan kaynaklanıyor. Dünyayı versen, “Acaba Mars’ta arsa var mı?” diye peşine düşen bir zihniyetle karşı karşıyayız. 

Çocuk yaşta beyinleri hurafelerle doldurulmuş, dinin arkasına sığınıp yoksulun emeğini zengine aktaran bir mekanizma kurulmuş. Zengin cebini doldururken, halka din satılarak bu düzenin dokunulmazlığı sağlanıyor.

"Zengine oyunu, yoksula sabrı belleten bu düzen; cennet olacak bu güzelim yeryüzünü, hırs fırınında kavrulan bir cehenneme çevirdi."

Çarşı Pazarın ve Siyasetin Acı Gerçeği

Siyasiler ve yönetim erkleri, bu düzenin baş aktörleridir. Halkı iki lokma ekmeğe muhtaç bırakıp ardından “şükür” tepsisi sunarak kendi koltuklarını sağlamlaştırırlar. Yönetilmeye değil, yönetimde hak ettiği yeri arayan gariban ise her seferinde bu devasa siyaset çarkında harcanıp gider.

💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI: Tezgâhında dürüst olmayan esnafın dükkânı kapanır; ülkenin terazisini hırsla tutanlar ise koca dünyayı batırır. Paylaşmayı bilmeyen, sürekli ben diyen birinden adalet beklemek, kurttan kuzu çobanlığı istemek gibidir.

⚠ KAZIN AYAĞI: Öyle “her şey halk için” sözlerine kanmayın. Gerçek pek öyle değil; esas mücadele, yönetenlerle yönetilmekten sıkılıp hakkını arayanlar arasındaki koltuk ve çıkar kavgasıdır.

Düzenin TaraflarıAmaçlarıSonuç
Yönetim Erki & SiyasilerKoltuğu korumak, rantı ve zenginliği elinde tutmakToplumsal kutuplaşma ve yoksullaşma
Doyumsuz SermayeDünyayı yetmeyip uzaya göz dikmek, kârı katlamakDünyanın cehenneme dönmesi
Yönetilmeye Çalışan HalkEmeğinin karşılığını almak, adil bir yaşam kurmakSürekli kandırılma ve geçim derdi

Hikmetli Kapanış: Kaf Dağı'ndaki Zümrüdüanka

Tasavvufta derler ki; nefis, insana bin bir türlü oyun oynayan koca bir ejderhadır. Kaf Dağı’na ulaşmak isteyen kuşlar gibi, insanoğlu da hırs kanatlarıyla uçtukça aslında kendi cehenneminin ateşini körükler. 

Mevlana’nın söylediği gibi; su insan için ne kadar kıymetliyse, hırs da o kadar zehirdir. Kabı dolduran sudur ama taşıran hırstır. Dünyayı cehenneme çeviren ateş dışarıdan gelmez; insanın içindeki o doymak bilmez ateşin dışa taşmasıdır.


Sık Sorulan Sorular (SSS)

  • Dünyanın cehenneme dönmesinin baş sorumlusu kimdir? Dünyanın cehenneme dönüşmesinin asıl sorumlusu, halkın emeğini sömüren, hırsını körükleyen ve dini bile siyasi çıkarlarına alet eden yönetim erkleri ile doyumsuzluk sistemidir.

  • İnsanlardaki bu aşırı doyumsuzluk nereden gelmektedir? Bu doyumsuzluk, fıtrattan çok kişinin kendini başkalarından üstün görme yarışı, egosunu tatmin etme isteği ve bitmeyen iktidar hırsından beslenir.

  • Siyasetçiler dini bu düzende nasıl kullanmaktadır? Siyasetçiler, çocuklukta verilen yetersiz eğitim ve hurafelerle zihni bulandırılmış kesimlere din pazarlayarak kendi dokunulmazlıklarını ve oy tabanlarını güvence altına almaktadır.

  • Yoksul kesim bu çarkın neresindedir? Yoksul kesim, üretilen değer ve emeğin zenginlere aktarıldığı, yönetilmeye mahkûm edilmek istenen ancak artık yönetimde söz sahibi olmayı talep eden kitleden oluşur.

  • Bu kısır döngüden çıkış yolu nedir? Çıkış yolu, hırsı bir kenara bırakıp adalet, hakkaniyet, paylaşım ve vicdan dengesini yeniden kurmaktan, tasavvufi bir olgunlukla nefsaniyetten arınmaktan geçer.

CENNETİN ORTASINDA CEHENNEM ŞİİRİ.

İnsan… 
Ah, o kendine sığmayan insan! 
Bir avuç gölgeyi saray sanıp 
Kendi gölgesine padişah olan insan..

Dünyayı verdiler, 
Ayaklarının altına yıldızları serdiler. 
Yetinmedi… 
Ay’ı istedi, Mars’ı istedi, 
Sonra evrenin tapusunu sordu.

Oysa mezarlıklar sessiz birer noterdi; 
Ne saltanat devrettiler kimseye 
Ne de kefene cep diktiler.

Bir terazisi vardı dünyanın, 
Bir kefesinde alın teri, 
Ötekinde altın yüklü yalanlar… 
Teraziyi tutan el kirlenince 
Adalet, pazardan eli boş döndü.

Kimi kürsüler kurdu göğe, 
Kimi insanı basamak yaptı kendine. 
Kimi yoksulun ekmeğini küçülttü, 
Sonra kırıntısını lütuf diye uzattı. 
Kimi de korkuyu kutsal bir örtüye sarıp 
Vicdanın üzerine örttü.

Ve kalabalıklar… 
Kendi zincirlerini süsleyip 
Özgürlük diye boyunlarına taktılar. 
Bir lokma umuda, bir avuç korkuya 
Yarınlarını emanet ettiler.

Çünkü bazı eller dua ederken 
Öteki eliyle kasayı sayıyordu. 
Bazı diller cennetten söz ederken 
Yeryüzünde cehenneme odun taşıyordu.

Ey insan! 
Tanrı sana gökyüzünü açmış, 
Sen komşunun penceresini kapatmışsın. 
Sana akıl vermiş, 
Sen hurafeyi taç yapmışsın. 
Sana vicdan vermiş, 
Sen onu çıkarına kiraya vermişsin.

Ben gördüm ki hayatın çarşısında,
En pahalı mal, insanın kendisidir; 
En ucuz şeyse bazen insanın vicdanı.

Bir dükkân düşünün, 
Herkes birbirinden kâr etmeye çalışıyor. 
Kimse kimsenin yarasına merhem değil, 
Herkes başkasının üzerinden zenginlik arıyor.
Sonra dönüp soruyoruz: 
Bu cennet dünya neden cehennem oldu?

Cevap uzaklarda değil; 
Bir çocuğun bölünmeyen ekmeğinde, 
Bir emekçinin ödenmeyen ücretinde, 
Bir yöneticinin doymayan gözünde, 
Bir insanın başka bir insanı,
Kendinden aşağı görmesinde.

Dünya cehennem olmadı belki, 
Biz içimizdeki ateşi büyüttük. 
Hırsı ocak, kibri duman, 
İhtirasıda da söndürülmez bir yangın yaptık.

Oysa bir gün herkes gidecek; 
Tahtlar boşalacak, bayraklar solacak, 
Altınlar karanlıkta susacak. 
Geride yalnızca bir soru kalacak:
Bir ömür boyunca kaç kişiyi ezdin, 
Kaç gönlü ayağa kaldırdın?

Ve belki o gün anlayacağız: 
Cennet, yıldızların ötesinde değilmiş. 
Bir lokmayı bölüşmekte, 
Bir haksızlığa karşı durmakta, 
Bir mazlumun elinden tutmakta saklıymış.

Ey dünyanın doymayan efendileri! 
Toprak herkesi eşit çağırıyor. 
Ne tacınızı soruyor ne unvanınızı… 
Yalnızca bedeninizi değil, 
Bir gün bütün hesaplarınızı da alıyor.

Ruzi mahşerde insanın büyüklüğü, 
Yönettiği insanların sayısıyla değil, 
Kimsenin başını eğdirmeden 
Kaç insanın başını dik tuttuğuyla ölçülüyor.

DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Dünyayı cehenneme çeviren ateş, dışarıdan gelmez; insanın kendi içindeki o doymak bilmez cehennem ateşinin dışa vurumudur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun