Erdoğan’ın muhtarlık açılımı söylemlerine rağmen, her şey e-Devlet’e taşınırken maaş, bina ve ödeneklerle hazineye yıllık milyarlarca yük bindiren, çoğu emekli vatandaş için oyalanma noktası haline gelen 50 bin muhtarlık kurumunun günümüzde işlevini yitirdiği ve tamamen dijital sisteme entegre edilerek kaldırılması gerekmiyor mu?. Müşteri artık gelmiyorsa kepengi açık tutmanın ne anlamı var ki.
DEVLET DİJİTAL DEDİ, MUHTAR NEREDE KALDI?
Eskiden nüfus kağıdı sureti lazım olunca muhtara koşardık. Mühür basılacak, azanın imzası olacak.
Şimdi?
10 yaşında Torunlar bile telefonundan iki tıkla e-Devlet'ten alıyor.
- İkametgah mı? Orada.
- Sabıka kaydı mı? Orada.
- Askerlik belgesi mi? Orada.
Allah aşkına soruyorum, kapısında iki sandalye, bir çay ocağı olan yere niye gidiyoruz hala?Cumhurbaşkanı “muhtarlık açılımı yaptık” diyor.
Açılım güzel de, ne açıldı?
Kütahya’da gördüğüm, 65 yaş üstü emekli abilerimiz kahvede sıkılınca muhtar olup geliyor..
- Maaş var,
- Sigorta var, bir de
- Makam var.
Fena mı? Değil elbette. Ama hazineye yükü ne?
50 bin 370 muhtar, her birine asgari ücretin biraz üstünde maaş, yanında birde sekreter olsun diyen aklı evvel politikacılar bile (Kılıçdaroğlu) var, bina kirası, elektrik, internet. Hesabı siz yapın, benim esnaf hesabım yetmedi.
Devlet devenin neresini tutayım derken, e-Devlet devenin tamamını eve getirmiş, biz hala yular arıyoruz.
Bu sözü boşuna söylemedim.
Tasavvufta bir söz vardır ya, “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.” Peki muhtarın eseri ne kaldı şimdi?
Eskiden mahallede kim kiminle kavgalı, kimin cenazesi var, kimin düğünü var, hepsini muhtar bilirdi.
Şimdi ise WhatsApp grubu var.
Mahalleli her şeyi muhtardan önce duyuyor.
Yani demem o ki, fonksiyon gitti, tabela kaldı.
BENİM GÖZÜMLE MUHTARLIĞIN BUGÜNKÜ HÂLİ
Öncelikle, temsil konusu.- MOBESE var,
- Nüfus Müdürlüğü var,
- E-Devlet var.
Muhtarın “Mahallemde şu kadar kişi var” demesine gerek yok, sistem zaten biliyor.
İkincisi, emeklilik konusu.
Muhtar abilerim alınmasın ama çoğu 60-75 yaş arasında.
Hizmet aşkı tamam, baş tacı.
Ancak işleri dijital dünyaya taşımamışsınız, hâlâ defterle isim yazıyorsunuz.
Gençler geliyor, “e-imza atar mısınız?” diyor, muhtar “o nedir evladım” diye cevap veriyor.
💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI: Bir işi yapmanın iki yolu var: Ya çağa ayak uydurursun, ya da dükkanı devredersin. Muhtarlık illa kalacaksa, maaşlı memur değil, gönüllü kanaat önderi olmalı. Mahallenin akil adamı, fahri temsilcisi. Tıpkı eskiden olduğu gibi, para için değil, hayır duası için.
⚠️ KAZIN AYAĞI: İşin acı tarafı şu, bazı muhtarlıklar seçim rüşvetinin kapısı olmuş. Bir çuval kömür, bir paket erzak, oy cepte. Seçiliyor, 5 sene boyunca kapıyı açıp çay içmekten başka icraat yok. Denetim yok, hesap verme yok. Hazine ödüyor, vatandaş unutuyor.
Peki Muhtarlık Konusunda Ne Yapmalı? Benim Acizane Fikrim
Mevlana der ki, “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.”
Muhtarlık komple kapatılsın mı?
Bence evet, ama birden değil.
Önce pilot illerde kapatıp, yerine dijital mahalle temsilciliği getirilsin.
Muhtar maaşı yerine, o parayla mahalleye bir kütüphane, bir çocuk parkı yapılsın.
Daha hayırlı değil mi?
50 bin muhtarlık binası var.
Bunlar mahalle etüt merkezi olsun, kadınların dikiş kursu olsun, gençlerin bilgisayar öğrendiği yer olsun. Tabela “Muhtarlık” değil, “Mahalle Evi” olsun.
Muhtar da oranın gönüllü abisi olsun.
Maaş yok, gönül olsun.
Ben 50 yıllık esnafım, devleti soyanı da gördüm, devlet için soyunanı da.
Bu kurum, niyet iyi başlamış ama miadı dolmuş.
Tıpkı bakkaldaki veresiye defteri gibi.
Artık herkes hesabı kartla ödüyor, defteri kim ne yapsın?
Bir gün Nasreddin Hoca eşeğine ters binmiş. “Hocam niye ters bindin?” demişler. “Eşeğin gittiği yol yol değil, bari ben doğru yola bakayım” demiş.
Bizim muhtarlık meselesi de öyle.
Sistem dijital yola gitmiş, biz hala ters binmiş eşek gibi eski tabelaya bakıyoruz.
Atı alan Üsküdar'ı değil, e-Devlet'i geçmiş. Uyanma vakti.




Yorum Gönder