no fucking license
Bookmark

KÜTAHYA'DA ESNAF SAYISINA SINIRLAMA GETİRİLMELİ

esnaf enflasyonuna çözüm

Kütahya'da son yıllarda bazı caddelerde boş dükkanlar görüyorsunuz, (sevgi yolu hariç) eskiden devredilirdi şimdi devredememiş bile, kapatmış gitmiş, hepsinin aslında acı bir öyküsü vardır kapanan dükkanların.

Çıraklığını yapmadığı zanaatın piri olmaya kalkanın, rüyayı gerçek sanıp tezgahın arkasında donup kalanların hikayesidir bu.

Seksenli yıllarda babasının emekli ikramiyesini üç yılda hiç eden birisi olarak yazıyorum bu yazıyı, o dönemdeki yitirilen psikolojiyi, hayata yenilmişliği elli yıl sonra bu gün bile üzerinden atamamış biri olarak yazıyorum. Gençler küçük bir sermaye ile iş yeri açmayı düşünenler, lütfen dikkatle okuyun.

Babasının Bir Ömür Elde Ettiği Birikimi Satıp Dükkan Açan Genç Neden Batıyor? 

Ben 69 yaşındayım. 50 yıldır ticaretin içindeyim. Dükkan açmayı da gördüm, dükkan kapatmayı da gördüm, kepenk indirirken ağlayan babayı da gördüm.
Bugün sokakta yürüyorum, bakıyorum.  yeni bir dükkan. Tabelası daha yeni, camı daha pırıl pırıl. İçinde 22-23 yaşında pırıl pırıl bir genç.
Soruyorum içimden: bu dükkanı nasıl neyle açtı ve kaç yıl dayanabilecek?
Cevabı biliyorum çünkü çok şahit oldum.

Sermaye Nereden Geliyor? Babadan! 

Genç iş bulamıyor. Kamuda kadro yok, torpil lazım. Özel sektörde "deneyim" istiyorlar. 
Deneyimsiz gence kimse kapı açmıyor.
Genç ne yapıyor? "Baba ben dükkan açacağım" diyor.
Baba ne yapıyor? 
Bir ömür biriktirdiği parayı, bazen oturduğu evi satıp, bazen bankadan kredi çekip çocuğunun önüne koyuyor.

Baba umutlu. "Benim oğlum yapar" diyor. "Ben yapamadım, o yapsın" diyor.
Ama ticaret babasının parasıyla değil, babasının tecrübesiyle de olmuyor. 
Tecrübe parayla satın alınmıyor.

Bilgi Olmadan Açılan Dükkan Ne Olur? 

Bakın, ben size 50 yılın özetini söyleyeyim.
Dükkan açmak tabela asmak değildir. 
Dükkan açmak kira ödemek değildir. 
Dükkan açmak malı rafa dizmek değildir.

Dükkan açmak; parayı kazanmaktan önce, parayı yönetmektir, çekin ne zaman yazılacağını bilmektir, kışın hangi malın satılacağını, yazın hangi malın elde kalacağını bilmektir.

Bunları bilmeyen genç ne yapıyor?
İlk 3 ay heyecanlı. cebi biraz para görüyor.
Arkadaşlar geliyor, hayırlı olsun diyor. 
Sonra gerçek başlıyor. 
Kira geliyor, vergi geliyor, 
SGK geliyor, elektrik geliyor, mal aldığın toptancı kapıya dayanıyor.

Kasa boş.  
Çünkü hesap yok. 
Çünkü plan yok.
2 yıl sonra ne oluyor biliyor musunuz? 
Aynı dükkanın camında kocaman bir yazı: DEVREN SATILIK!

Peki Bu Sadece Bir Gencin Hikayesi mi? Hayır, Bir Ailenin Dramı! 

İşte en çok canımı yakan yer burası.
Batan sadece genç değil. 
Batan bir aile.
Baba evini satmış. 
Geri alamıyor. 
Bankaya borçlanmış. 
Borç katlanmış. 
Anne "keşke vermeseydik" diyor ama iş işten geçmiş. 

Genç kendini suçlu hissediyor. 
Psikolojisi bozuluyor. 
Aile içi kavga başlıyor.
Bir dükkan kapanmıyor, bir evin huzuru kapanıyor.
Bu Kütahya'da da böyle, başka şehirlerde de.
Aynı film her şehirde oynuyor.

Hayat, en sert dersini masada değil, enkazın ta kendisinde verir. Belki de o dükkân batmasaydı, o genç de asla uyanamayacaktı.

Aynı Sokakta 10 Tane Aynı Dükkan Olur mu? 

Şimdi size soruyorum, siz söyleyin.
Bir sokakta 
  • 5 tane çiğ köfteci, 
  • 3 tane telefoncu, 
  • 4 tane Cafe olur mu? 
Oluyor işte.
Kimse demiyor ki: "Evladım, bu sokakta zaten 5 tane var, sen 6'ncıyı açarsan hep beraber batarsınız.
  • Belediye ruhsatı veriyor, 
  • Vergi dairesi açılışı yapıyor, 
  • Herkes "hayırlı olsun" diyor. 
Kütahya'nın havasından mı suyundan mı bilinmez, dün hayırlı olsun diyenler, batınca kuyruğuna teneke bağlıyor, onu gören yolunu değiştiriyor, bu şehir bu konuda çok gaddardır, yaşadım biliyorum. 

Çözüm Ne? Belediyeler Tahdit Getirmeli mi? 

Benim fikrim net. 
Evet, getirmeli.
Tahdit ne demek? 
Sınırlama demek. Taksilerde, dolmuşlarda olduğu gibi. Noterlerde eczanelerde olduğu gibi..

Belediye demeli ki: "Bu mahallede 2 kafe yeter. 3'üncüsüne ruhsat yok. 
Git başka mahallede, başka işte şansını dene.

Bu, gencin önünü kesmek değil. 
Tam tersine genci korumak. 
Babasının birikimini korumak. 
Aileyi borç batağından korumak.

Bir de şunu demeli belediye: "Dükkan açmadan önce 6 ay esnaf yanında çalışacaksın. 
Bir ustanın yanında toz yutacaksın. 
Sonra gel ruhsatını al.
Ben 50 yıldır söylüyorum: Ticaret kitaptan öğrenilmez, tezgahtan öğrenilir.

Son Sözüm Gençlere ve Babalara 

Sevgili genç kardeşim, sana kızmıyorum. 
Sen iş istiyorsun, ekmek istiyorsun. 
Haklısın.

Sevgili baba, senide eleştirmiyorum.. 
Sen evladın için evini satıyorsun. 
Bu fedakarlık değil, bu babalık.

Ama ne olur, dükkan açmadan önce bir durun. 
Bir esnafa sorun. 
Bir muhasebeciye sorun. 
Çok fazla araştırma yapın.

Bu iş iyi para kazanıyor diyene aldanmayın.
O işi yapanların yaşam standardına, bindiği arabanın markasına aldanmayın.
Vallahi onların çoğu vitrin, At elin heybe emanet..

Atatürk bulvarından başlayın yukarıya doğru, Sevgi yolundan Belediye iş hanına doğru.
Sağlı sollu bakın, iki yıl önce hangi dükkanlar vardı, şimdi kimler var, her yıl abartma olmasın neredeyse yüzde yirmiye yakın değişimi göreceksiniz, onlar aslında değişim değil, kaybolan hayaller ve batan servetlerdir.

Sermaye bir kere giderse geri gelmiyor. Sıfırda düze çıkmak nispeten kolaydır, lakin iflas eden kuyuya düşmüş demektir, sıfıra çıkması için önce kuyudan çıkması gerek, işte işin en zor kısmı burasıdır.

Siz ne düşünüyorsunuz? 
Sizce de belediyeler iş kollarına tahdit getirmeli mi? Yorumlara yazın, konuşalım. Ben 50 yıllık tecrübemle cevap vereceğim.

------

Çıraklık bir mekteptir, tozunu yutmak lazım, 
Tezgâhın arkasında yıllarca yorulmak lazım. 
O pişmeden dükkân açan kibirli delikanlı, 
Sanır ki bal kaymakla esnaflığın bütün anı

Tasavvuf der ki; "Pişmeden kâse olmaz fırında,
Nefis "hemen" der, hayat "yavaş" der kulak arkasında.
Hırs dağlarına tırmanan o tazecik fidan,
Bir rüzgârla devrilir kasabanın ortasında.

İşte budur dramı bizim bu saf delikanlının,
Ne kazancı kaldı elinde, ne huzuru ana babanın.
Gözyaşıyla sulanan o hayal sarayı yıkılır
Geriye kalan, borç defterinde yakılan ağıttr.

Ahmet ATAM


Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun