RIZIK NEDİR ALLAH TAN MI GELİR YOKSA EKONOMİK SİSTEM Mİ BELİRLER
Ahmet ATAM
Update:
... menit baca
Dengarkan
Rızık Allah’tan mı gelir, yoksa ekonomik sistem mi belirler? Kabul edelim, hepimiz hayatımızın bir noktasında “Rızkı veren Allah’tır” sözünü duymuşuzdur. Ama aynı zamanda “Ekonomi kötü kardeşim” cümlesi de hayatın içinde yerini alır.
Hal böyle olunca insan sormadan edemez: Maaşımı kim belirliyor? İlahi takdir mi, yoksa Merkez Bankası mı?
1. Teolojik Cephe: “Rızkı Veren Allah’tır”
İslam inancına göre rızık sadece para değildir; nefes almak, sağlık, çocuk sahibi olmak hatta bazen sabır bile rızıktır.
Yani mesele yalnızca banka hesabındaki rakamlarla sınırlı değildir.
Kur’an’da açıkça belirtilir ki rızkı veren Allah’tır.
Bu anlayışa göre kimse başkasının rızkını yiyemez, kimse kendi payından fazlasını alamaz; aç kalan da tok olan da bir imtihan içindedir.
Burada asıl mesele matematik değil, hikmettir.
İlginçtir ki aynı inanç sistemi çalışmayı da emreder: “Deveni bağla, sonra tevekkül et” denir. Yani ilahi takdir vardır ama insanın emeği de önemlidir; kısacası gökten cüzdan inmez. Teolojik bakış açısına göre ekonomik sistem sadece bir araçtır; rızkın sahibi Allah, sistem ise dağıtım mekanizmasıdır.
2. Seküler Cephe: “Rızkı Sistem Belirler”
Şimdi işin diğer tarafına bakalım.
Ekonomi bilimi der ki; gelir dağılımını belirleyen unsurlar üretim, piyasa dengesi, devlet politikaları, vergiler, enflasyon ve eğitim fırsatlarıdır.
Burada metafizik değil, somut veriler vardır.
Bir ülkede eğitim eşit değilse,
Fırsat eşitliği zayıfsa,
Enflasyon yüksekse ve
Vergi sistemi adaletsizse, “rızık” dediğimiz şey aslında ekonomik yapının bir sonucudur.
Seküler bakış açısına göre mesele kader değil, sistem tasarımıdır. Ekonomik model nasılsa, sonuç da odur.
Bir ülkede Gini katsayısı artıyor ve gelir uçurumu büyüyorsa, bu “imtihan” değil, “politika” meselesidir.
3. Türkiye Örneği: İmtihan mı, Yapısal Sorun mu?
Gelelim asıl meseleye:
Türkiye’de gelir dağılımı gerçekten eşit mi, herkes emeğinin karşılığını alabiliyor mu?
Bir yanda lüks sitelerde yaşayanlar, diğer yanda kira derdiyle boğuşan milyonlar; bir yanda dolar üzerinden kazananlar, diğer yanda asgari ücretle ayakta kalmaya çalışanlar var.
İki farklı bakış açısı karşı karşıya geliyor:
Kimine göre “Rızık Allah’tandır, herkesin nasibi farklıdır.” Kimine göre ise “Bu nasip değil, ekonomik tercihlerin sonucudur.”
Hangisi doğru?
Belki de mesele siyah-beyaz kadar net değil. İlahi bakış, varlığı ve paylaşımı bir sınav olarak görürken; seküler bakış sistemi sorgular, adalet mekanizmasını tartışır.
Peki, eğer rızık sadece ilahi takdirse, neden bazı ülkelerde yoksulluk oranı düşük?
Eğer rızık sadece sistemse, neden aynı şartlarda iki insanın hayatı farklı ilerliyor?
4. Belki de İkisi Birden
Belki mesele şöyle:
Allah insana potansiyel verir, ama bu potansiyelin ne kadar ortaya çıkacağı sistemi belirler. Toprak verimli olsa da sulama sistemi bozuksa mahsul zayıf olur.
Metaforla söylersek; rızık yağmur gibidir, ekonomik sistem ise o yağmurun hangi tarlaya nasıl ulaşacağını belirleyen kanallardır.
Yağmur ilahi olabilir ama kanallar insan yapımıdır.
5. Asıl Soru Şu
Rızkı konuşurken aslında neyi tartışıyoruz?
Kaderi mi, adaleti mi, sistemi mi yoksa sorumluluğu mu?
Belki de en tehlikelisi, adaletsizliği kader olarak kabullenmek.
Öte yandan, her şeyi yalnızca sisteme bağlayıp insanın ahlaki sorumluluğunu göz ardı etmek de eksik kalmaz mı?
Son söz yerine birkaç soru:
Rızık gerçekten eşit mi dağıtılıyor, yoksa fırsatlar mı eşit değil?
İlahi takdir ile ekonomik politika arasında nasıl bir denge var?
Çalışmadan sadece “nasip” mi diyoruz, yoksa sistemi sorgulamadan mı rahat ediyoruz?
Adalet gökten mi iner, yoksa yerde mi inşa edilir?
Belki cevap tek cümlede saklı değil; belki rızık hem yukarıdan gelir hem de aşağıda şekillenir. Asıl mesele “kim veriyor? "dan çok, “biz nasıl paylaşıyoruz?” sorusu olabilir.
Ve belki de imtihan tam da burada başlıyordur.
"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Rızık gökten yağan yağmur gibidir; ama testisi çatlak olanın nasibi sadece çamurdur."
Bugün kahvede yine o meşhur geyik dönüyor: "Rızkı veren Allah’tır, kulun elinden ne gelir?" evladım, 68 senelik ömrümde şunu gördüm; Allah rızkı her yere saçar ama sen o rızkı gidip sistemin çarkından çekip almazsan, açlıktan ağzın kokarken "şükür" çekmek dindarlık değil, bildiğin tembelliktir.
Konu
Sokak Mantığı
Benim Terazim
Rızkın Kaynağı
"Allah verir, karışma."
Allah imkanı verir, sistem o imkanı çalar, sen de seyredersin.
Çalışma
"Nasipse gelir."
Kıçını devirip yatarsan rızık değil, anca yatak yarası gelir.
Adalet
"Zenginin rızkı çok."
Zenginin rızkı değil, el çabukluğu fazladır. Haramla rızık karışmaz.
Kafalardaki Karışıklığı Giderelim
1. Allah her canlının rızkını verir mi?
Verir ama kapına kargo yapmaz. Kuş bile kanat çırpıyor, sen kahvede pişpirik oynarken rızık bekleme.
2. Ekonomi rızkı engeller mi?
Engellemez, rızkın üzerindeki komisyonu artırır. Suçu kadere değil, sisteme at.
3. Haram rızık mıdır?
Haram zehirdir. Mideni doldurur ama haysiyetini boşaltır.
Yorum Gönder