Değişen Zaman mı, Yoksa Bizler mi? Bazen bir cümle takılır insanın zihnine: “Eskiden böyle değildi.”
Peki gerçekten öyle miydi? Yoksa değişen zaman değil de biz miyiz? Bu soruyu kendime son zamanlarda daha sık sorar oldum. Sokakta yürürken, eski fotoğraflara bakarken, çocukluğumdan kalma bir melodiyi duyduğumda…
İçimde hafif bir sızı beliriyor.
Sonra fark ediyorum ki mesele sadece zamanın akışı değil; mesele bizim o akış içindeki dönüşümümüz.
Zaman Hep Aynı mı Akar?
Zaman fiziksel olarak aynı hızla akıyor; saatler hâlâ 60 dakika, günler hâlâ 24 saat. Ama hissettiğimiz zaman bambaşka.Çocukken bitmek bilmeyen yaz tatilleri, şimdi göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.
Demek ki değişen zamanın kendisi değil, bizim algımız. Eskiden sabır daha fazlaydı; beklemek olağandı.
Bir mektubun gelmesini günlerce heyecanla beklerdik. Şimdi ise birkaç saniyelik gecikme bile tahammülsüzlük nedeni.
Zaman mı hızlandı, yoksa biz mi aceleci olduk?
Değerler mi Değişti, Öncelikler mi?
Büyüklerimiz “İnsanlar eskisi gibi değil” der.Belki de haklılar, ama şu ihtimali de unutmamak gerek: Her nesil, kendinden sonrakini biraz yabancı bulur.
Eskiden komşuluk ilişkilerinin daha güçlü olduğu, kapıların kilitlenmediği, sofraların paylaşıldığı söylenir.
Şimdi ise daha bireysel bir yaşam sürüyoruz. Teknoloji bizi birbirimize bağlasa da bir o kadar uzaklaştırıyor.
Belki mesele teknoloji değil; belki biz konfor alanımıza daha çok çekildik, yalnız kalmayı seçtik ya da kalabalıkların içinde bile kendi iç dünyamıza sığındık.
Değişim Kaçınılmaz mı?
Değişim hayatın kaçınılmaz gerçeği.Doğa, şehirler, insanlar sürekli değişiyor.
Asıl mesele, bu değişimin bizi daha iyi bir noktaya taşıyıp taşımadığı. Bazen “nerede o eski günler” diye iç geçirsek de, o günlerde de şikâyet ettiğimizi hatırlıyorum.
İnsan, yaşadığı anın değerini çoğu zaman fark edemiyor; zaman geçince her şey anlam kazanıyor.
Belki zaman değişmiyor, belki biz büyüyoruz, hayal kırıklıklarımız çoğalıyor ya da beklentilerimiz artıyor.
Sonuç Yerine Bir Soru
Zaman mı değişiyor, biz mi?Belki de cevap ikisinde gizli. Zaman akıp giderken biz de o akışta şekilleniyoruz.
Ama unutmamak gerek: Değişimin yönünü biraz da biz belirleriz. Değerlerimizi koruyarak da dönüşebiliriz. Hızlı yaşarken derin kalmak da mümkün.
Belki asıl mesele, değişimi fark etmek ve kendimizi kaybetmemek.
Peki, değişen kim?
Değişimin Kıyısında Yaşam Şiiri
Zaman ince bir nehir değil artık, avuçlarımızdan kayanSaydam bir kum.
Saatler duvarda asılı duruyor ama içimizde
Koşarak geçiyor mevsimler.
Bir çocukluk gölgesi var arkamızda,
Uzadıkça silinen, silindikçe güzelleşen.
Eskiden gökyüzü daha mı maviydi
Yoksa biz mi daha yukarı bakardık?
Kapılar ağırdı bir zamanlar,
Tokmak sesi yankıydı sokaklarda.
Şimdi zil sesleri bile aceleci.
Parmaklarımız cam ekranlarda kayarken
Kalbimiz nerede duracağını şaşırıyor.
Zaman değişti diyoruz oysa takvim yaprakları
Hep aynı hışırtıyla düşüyor yere.
Belki de değişen rüzgâr değil,
Yüzümüzü rüzgâra dönme biçimimiz.
Bir aynanın karşısında
Kendi yüzümüze yabancılaşırken Yılları suçluyoruz.
Oysa kırışıklıklar sadece geçen günlerin değil,
Taşıdığımız yüklerin haritası.
Şehir büyüyor, ışıklar çoğalıyor, sesler kalınlaşıyor.
Ama içimizde bir oda var hâlâ
Loş ve sessiz
Çocuk sesimizin yankılandığı.
Zaman akıyor, evet.
Ama biz de akıyoruz onunla,
Şekil değiştirerek,
Biraz eksilerek, biraz çoğalarak.
Belki zaman bir aynadır sadece;
Biz bakınca değişir.
Ve belki en büyük soru takvimlerde değil,
Kalbimizin atış aralığında gizlidir:
Biraz eksilerek, biraz çoğalarak.
Belki zaman bir aynadır sadece;
Biz bakınca değişir.
Ve belki en büyük soru takvimlerde değil,
Kalbimizin atış aralığında gizlidir:
"Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler: Zaman kimseyi değiştirmez, sadece içindeki gerçek yüzü saklandığı yerden çıkarır."
Bakın efendiler, "Zaman çok kötü" diyen adamdan korkun. Zamanın günahı yok. Zaman dediğin 24 saattir, dündür, bugündür. Kötü olan biziz. Eskiden komşunun tenceresi boşsa bizimki de soğurdu, şimdi komşunun başına bir iş gelse telefonunu çıkarıp video çeken bir nesil türedi. Zaman değişmedi, bizler modernlik ayağına insanlığımızı taksitle sattık. 68 yılımın bana öğrettiği tek şey var: Eskiden her şeyin azlığı vardı ama adamın çokluğu vardı; şimdi her şeyin bolluğu var ama adamın kıtlığı var!
| Konu | Sokak Mantığı | Benim Terazim |
|---|---|---|
| Dostluklar | "Devir menfaat devri." | Eskiden dostun derdiyle dertlenilirdi, şimdi dostun borcuyla eğleniliyor. |
| Teknoloji | "Hayat kolaylaştı." | Telefonlar akıllandı ama içindeki insanlar süzme salak oldu. Sohbet bitti, emoji başladı. |
| Değerler | "Zamana ayak uydurmak lazım." | Ayak uyduracağız diye haysiyetimizi paspas yaptık. Rüzgara göre değil, vicdana göre durulur. |
Aklına Takılan Varsa Sor (SSS)
1. Eskiden hayat gerçekten daha mı güzeldi?
Güzeldi çünkü yalan azdı. Bir somun ekmeği bölüşürken bile lezzet alırdık. Şimdi kuş sütü eksik sofralarda tadımız yok.
2. Gençler mi çok değişti yoksa biz mi yaşlandık?
İkisi de değil. Biz örnek olamadık, gençler de kolay yolu seçti. Ortaya böyle saçma sapan bir ara nesil çıktı işte.
3. Bu değişimden geri dönüş var mı?
Fabrika ayarlarına dönmek lazım ama o çipler çoktan yandı. Ancak bireysel olarak "dur" diyebilirsen kurtulursun.
4. Teknoloji bizi bozdu mu?
Teknoloji bozmadı, teknolojiyi kullanma şeklimiz bizi rezil etti. Ekranın arkasına saklanıp aslan kesilen, yüz yüze gelince süt dökmüş kedi oluyor.
5. Zamanı geri döndürmek ister miydin?
İsterdim... Ama bugünkü aklımla değil, o günkü samimiyetimle dönmek isterdim.
GÜNÜN ANA FİKRİ
Zamanın değiştiği falan yok evladım; maskeler düştü, boyalar döküldü, biz birbirimizi yeni tanımaya başladık!



Yorum Gönder