KÖTÜLÜĞÜN SUÇLUSU KÖR ŞEYTAN MI YOKSA BİZ Mİ

Şeytan Gerçekten Bizi Zorla Kötülüğe Mi Sürüklüyor?

Her Kötülüğün Faturasını Kör Şeytana Kesmek Kolaycılığı?

Ne zaman bir yanlış yapsak, cevap hemen hazır:
Şeytana uydum
İyi de kardeşim, şeytan muhasebeci mi?
Hayatımızdaki bütün yanlışların fişini ona mı kesiyoruz?

Bir düşünelim. Trafikte adamın önüne kırıyorsun, sonra da Şeytan dürttü.” Diyorsun. 
Markette sırayı kaynatıyorsun, “Bir anlık şeytana uydum.” diyorsun. 
Yalan söylüyorsun, dedikodu yapıyorsun, kul hakkına giriyorsun… 
Sonra suçlu yine aynı isim.
Şeytanın avukatı olacağım hiç aklıma gelmezdi ama bazen adama haksızlık yapıyor olabilir miyiz?

Şeytan Gerçekten Bizi Zorla Kötülüğe Mi Sürüklüyor?


Şeytanın elinde uzaktan kumanda mı var?
Bir düğmeye basıp bizi yönetiyor mu?
Hayır.

En fazla vesvese verir, fısıldar, aklı karıştırır. 
Son kararı veren yine biziz. 
Yani direksiyon bizim elimizdeyken, kaza yapınca suçu navigasyona atmak gibi bir şey oluyor bu.Kimse sabah kalkıp “Bugün üç kişiye kazık atacağım çünkü şeytan bana emir verdi.” demiyor.
Aslına bakarsanız çoğu kez kendi istediğimizi yapıyoruz, sonra vicdanımız rahatsız olunca suçu dışarıda bir yere yüklemeye çalışıyoruz.

Neden Hep Bir Günah Keçisi Arıyoruz?


Bize insan olarak kusurumuzu kabul etmek zor geliyor.
Çünkü “Hatayı ben yaptım.” demek ağır geliyor.
Onun yerine:

  • Şartlar yüzünden oldu.
  • Çevrem kötüydü.
  • Sinirliydim.
  • Şeytan kandırdı.

Bahaneler listesi böylece uzayıp gidiyor.
Ama gerçek şu:
İyilik yaptığımızda tüm alkışları kendimize alıyoruz. 
Kötülük yaptığımızda ise faturayı kör şeytana kesiyoruz.
Bu biraz haksızlık değil mi?

Kör Şeytan mı, Körleşen İnsan mı?


Burada asıl mesele şeytanın kör olması değil.
Çoğu kez göz göre göre yanlış yapan biz oluyoruz.
Birine haksızlık yaparken, yalan söylerken, insanları kırarken aslında çoğu zaman ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz.
Yani ortada kör bir şeytan varsa bile, asıl körlük vicdanın sesini duymamaya başladığımızda ortaya çıkıyor.
Çünkü insan yanlışını sürekli normalleştirirse, zamanla kötülük sıradanlaşmaya başlıyor.
İşte tehlikeli olan da bu.

Kötülüğün Kaynağı Nefsimiz Olabilir mi?


Şeytanı konuşuyoruz ama bir de nefis meselemiz var.
Çünkü insan bazen şeytanın hiç uğramasına gerek kalmadan kendi kendine yanlış yapabiliyor.
Haset, kibir, hırs, öfke, açgözlülük
Bunlar dışarıdan yüklenen uygulamalar değil. İçimizde zaten bulunan duygular.
Şeytan belki sadece dürtüyor ama gaz pedalına basan çoğu zaman biz oluyoruz.

Peki İyiliğin Sahibi Bizsek Kötülüğün Sorumlusu Neden Başkası Olsun?


Burada kendime şu soruyu soruyorum:
Bir iyilik yaptığımda “Şeytan yaptırdı.” diyor muyum?
Hayır.
Başarı benim, sevap benim, güzel davranış benim…
Ama hata olunca suçlu hemen başkası.
Bu işte bir çelişki yok mu?
Belki de insan olmanın en zor tarafı, yaptığı yanlışlarla yüzleşebilmek.
Çünkü sorumluluk almak kolay değil.

Sonuç: Şeytan Fısıldar, Kararı Biz Veririz


Bence mesele şeytanı aklamak ya da suçlamak değil.
Mesele, kendi payımıza düşeni görmek.
Evet, kötülüğe çağıran sesler var.
Evet, nefis var, vesvese var.Ama sonuçta tercih eden, adımı atan, imzayı atan yine insan.
Belki de asıl soru şu:
Her hatamızda “Şeytana uydum.” demek yerine, bir gün çıkıp cesurca “Bu yanlışı ben yaptım.” diyebilecek miyiz?
Çünkü insanın en büyük savaşı, şeytanla değil; kendisiyle verdiği savaştır.

Kör Şeytan mı, Körleşen İnsan mı Şiiri?

Her suçun üstüne aynı isim yazılır,
Sanki bütün günahların sahibi o sanılır.
Bir yalan söylenir, bir kalp kırılır,
"Şeytan kandırdı!" denir, iş kolaylaştırılır.

Oysa el bizim elimiz, söz bizim sözümüz,
Aynaya bakmaya gelmez çoğu kez yüzümüz.
İyilikte "Ben yaptım!" diye göğüs kabartırız,
Yanlışta suçu başkasına bırakırız.

Şeytan fısıldar belki, kapıyı çalmaz zorla,
Kimse sürüklenmez karanlığa bağırta çağırta.
Bir adım atan varsa, düşünmeden bazen,
Ayaklar da bizimdir, niyetler de zaten.

Kör şeytan mı dersin, yoksa körleşen insan mı?
Vicdanını susturup kendinden kaçan mı?
Gözler açık görünür, gönüller perde perde,
Hakikati kaybeden kim, cevap gizli içeride.

Hırsla büyür kibir, öfke olur yangın,
Bir avuç menfaat için tükenir nice yarın.
Sonra bahaneler dizilir peş peşe,
Suçlu aranır hep, dönüp bakılmaz nefsine.

Belki mesele şeytan değil, insanın kendisi,
Bazen en büyük düşman olur kendi gölgesi.
Çünkü karanlık dışarıdan gelmez her zaman,
Bir ışık sönerse, önce içeride söner insan.

Sor kendine sessizce, gecenin bir vaktinde:
Kör şeytan mı, yoksa gözlerinde mi perde?
Çünkü insanı yıkan da, ayağa kaldıran da,
Kendi vicdanıyla yaptığı hesaptır sonunda.

Ahmet ATAM
Next Post Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url