DIŞARIDAN KÜÇÜK İÇERİDEN ŞAHESER: KÜTAHYA'NIN GİZLİ MÜCEVHERİ YEŞİL CAMİİ

Kütahya’nın Gizli Mücevheri Yeşil Camii
 
Dışarıdan Küçük, İçeriden Şaheser: Kütahya’nın Gizli Mücevheri Yeşil Camii 🕌 
Bugün size memleketim Kütahya’nın Saray Mahallesi’nde, dar bir sokakta saklı duran, önünden geçerken “Aaa, küçük bir mahalle camisiymiş” deyip geçeceğiniz ama kapısından içeri adım attığınızda sizi büyüleyecek bir hazineden bahsedeceğim: Kütahya Yeşil Camii! 

Hani derler ya “Boyu küçük, marifeti büyük” diye… 
İşte bu yapı tam da öyle. Haydi gelin, bu mütevazı şaheserin tarihine, taşına, toprağına, kaynaklardan bir bakalım.

Tarihi Kütahya yeşil camii

📜 Tarihin Tozlu Raflarında Bir Gezinti: Kaç Kere Yıkıldı, Kaç Kere Doğdu?

Bizim insanımız bir şeyi severse, onu yok etmeye çalışan zamana inat yaşatır. Bu cami de öyle, tek seferde pat diye yapılmamış. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın "Kütahya Şehri" eseri ile Hamza Güner’in "Kütahya Camileri" gibi ana kaynaklara baktığımızda karşımıza neler çıktığını tahmin edersiniz.

  • İlk Harç (Recep Ağa Dönemi): Hicri 1101’den (yaklaşık 1689) önce Kütahya Mütesellimi Recep Ağa tarafından ahşap bir mescit olarak inşa ettirilmiş. Uzun yıllar boyunca halk burayı Recep Ağa Mescidi olarak adlandırmış.

  • Yıkılıp Yeniden Yapılmalar: Zamanla harap olunca Anadolu Valisi Yahya Paşa, camiyi ahşap ve üst katlı olarak yeniden inşa ettirmiş. Yetmemiş, 1858-1859 yıllarında halk el ele verip ahşap olarak tekrar ayağa kaldırmış ve işte o zaman adı Yeşil Cami olarak kalmış!

  • Bugünkü Muazzam Hal (1905): Yıkık dökük ahşap binanın yerine, Hicri 1321 (Miladi 1905-1906) yılında dönemin Kütahya Mutasarrıfı Ahmed Fuad Paşa öncülüğünde çalışmalara başlanmış. Padişah II. Abdülhamid Han’ın iradesi ve Kütahya’nın hayırsever halkının imece usulü desteğiyle bina kâgir (taş/tuğla) olarak inşa edilip bugünkü görünümüne kavuşmuş.

Ahmet ATAM Notu: "Şimdiki binalara bakıyorum, 20 yılda dökülüyorlar. Oysa 120 yıl önce adamlar taş ve ahşapla öyle bir ruh katmış ki, usta usta değil adeta adalet ve estetik abidesi inşa etmişler!"

Kütahya yeşil Camii açılış töreni görseli

🎨 Bir Çeyiz Sandığı Gibi: İç Mekan ve İnce İşçilik

Gelelim bu caminin esas sürprizine… Dışarıdan bakınca sıradan, şirin bir taş bina görürsün. Ama içeri adımını attığında… İşte o an! aklın durur, Tavandan zemine kadar her yer dolu!

  • Saray Ressamı Rıza Bey’in Fırçası: İç süslemeler öyle sıradan bir boyacının işi değil dostlar. Yıldız Sarayı’nın baş mimarı ve süsleme ustası Rıza Bey, bizzat Kütahya’ya gelerek Yıldız Sarayı motiflerini buraya işlemiş. Kalem işleri, kabartmalar, bitkisel desenler… Adeta bir çeyiz sandığı!

  • Mihrap ve Minber: Dalgalı yaprak uçlarını andıran desenlerle süslenmiş. Rengi, adını veren o yeşil ve altın sarısı tonlarında.

  • Neyzen Saatçi Mustafa Efendi'nin Mirası: Caminin içindeki o tarihi duvar saatini yapanı biliyor musunuz? Neyzen Saatçi Mustafa Efendi! Vakti bile tefekkürle ölçen insanların torunlarıyız ama şimdi saniyelerin peşinde tükeniyoruz, neyse…

  • Minaredeki Arap Stili Esintisi: Dışarıdaki köşk tipi, şerefeli minaresi Kütahya’da eşi benzeri yoktur! Şerefe bölümü kapalıdır ve köşk tarzındadır.

🏛️ Kütahya Yeşil Camii Künyesi ve Önemli Detaylar

ÖzellikDetay / Kaynak Verisi
KonumKütahya / Saray Mahallesi
Son İnşa Tarihi1905 - 1906 (Hicri 1321)
Önder / MimarMutasarrıf Ahmed Fuad Paşa
Tezyinat (Süsleme)Saray Ressamı ve Tezyinat Ustası Rıza Bey
Mimari StilKare planlı, sekizgen kasnak üzerine kubbe, köşk tipi minare
Ana Kaynaklarİ. Hakkı Uzunçarşılı (Kütahya Şehri), Hamza Güner (Kütahya Camileri), Sercan Keykubatlı (Tanzimat Sonrası Osmanlı Mimarisi)

💭 Ahmet ATAM’dan Bir Son Kelam

Geçen gün caminin arkasında Kütahya belediyesinin yeni açtığı kent lokantasının hemen yanında benim gibi yaşlıların çay kahve içerek sohbet ettiği kent kıraathanesinde  otururken düşündüm… 

Devlet ve millet el ele vererek, 1905’in kısıtlı imkanlarıyla parayı değil, ruhu ve zarafeti ön plana çıkarıp bir şaheser yaratmış. 
Oysa bugün, devasa beton binalar dikiyor ama içine estetik katmayı unutuyoruz.

Yolunuz Kütahya’ya düşerse, sadece Germiyan Sokağı’nı gezip porselen alıp hemen dönmeyin. 
Saray Mahallesi’ne de uğrayın.
Yeşil Camii’nin ahşap kapısını açıp içeri girin ve başınızı yukarı kaldırın. 
O neşeyi, emeği, göz nurunu kendi gözlerinizle görün. 
Eskilerimizin izi gerçekten çok derinmiş vesselam!
Ha bu arada çok yakın olan Tarihi hükümet konağı ve şimdi kafe olarak dizayn edilen saray hamamımı da görün derim.


Next Post Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı