KÜTAHYA'NIN GÖRÜNMEZ ZİNCİRİ ELE GÜNE KARŞI

Kütahya toplum baskısını tasvir eden görsel

Kütahya’nın o kargaşık burgaşık dar, tarih kokan ama bir o kadar da herkesin birbirini gözetlediği ve birilerinin gözü üzerinizdeymiş hissi veren sokaklarında yürürken hiç düşündünüz mü? 
Neden bu kadim kentte adımlarımız hep bir otokontrol mekanizmasıyla atılır? 
Dikkatli bakarsanız, attığımız her adımda, açtığımız her dükkanda, giydiğimiz her giyside ensemizde bir fısıltı dolaşır. "Ele güne karşı..."
İşte bu üç kelimelik devasa metafor, Kütahya’nın sadece sokaklarında değil:

  • Ticaretinde, 
  • Kültüründe ve 
  • Gençlerinin geleceğinde görünmez bir pranga gibi duruyor. 

Merak ediyorsanız, yaşı kemale ermiş bir esnaf emeklisinin  yazı masasından, bu meşhur pranganın bizi nasıl yerimizde saydırdığına biraz ironi, biraz da acı bir tebessümle bakalım.

Mahalle Baskısının Kibar Adı: Elalem Ne Der Putu

Buralarda bir işe niyetlendiğinde, hemen arkadan “Aman ha, ele güne karşı ne derler?” diye bir ses yükselir. Kimdir bu “ele gün”, nerede yaşar, ne yer ne içer, kimse bilmez. Ama toplumsal itibarımızı belirleyen en büyük otorite onlardır. 

Sosyolojik açıdan bakıldığında ise bu deyim, Kütahya toplumunun vizyonunu daraltan olumsuz bir oto-sansür mekanizmasından başka bir şey değildir.

Problem: Kütahya’da bireysel başarı, yenilikçilik ya da farklı bir ticari girişim çoğunlukla takdir edilmez, aksine “Bu şimdi neden icat çıkardı?” bakışıyla karşılanır. Genç bir girişimci yeni bir fikir ortaya koysa, hemen çevreden “Ele güne karşı rezil olursun, otur oturduğun yerde” uyarıları gelir.

Ajitasyon: Zamanla öyle bir noktaya gelir ki, ekonomik olarak büyüme potansiyeli olan esnaf bile “Çok büyürsek göze batarız, dedikodu konusu oluruz” korkusuyla sermayesini yastık altına saklar. Ne ilerleriz ne de gerileriz. Sonuç mu? Komşu şehirler sanayide, turizmde hızla yol alırken, biz hâlâ porselenin yaldızını, kahvehanenin yancısını tartışmakla meşgulüz.

Çözüm: Bu zinciri kırmanın yolu, “ele güne” dediğimiz o hayali jüriyi istifaya çağırmaktır. Ticarette risk almadan, kültürde yeniliğe kapı açmadan bu olumsuz döngüden kurtulamayız. Kendi özgünlüğümüzü başkalarının terazisinde tartmayı bıraktığımız gün, Kütahya gerçek potansiyeline ulaşacaktır.

Elalem Terazisi Şiiri

Ne zaman niyetlensem yeni bir yola, 
Hemen ensemde biter gölgeler sıra sıra. 
Yüreğim coşup da vites artırsa, 
Bir fısıltı çöker kahve masasına: 
Ahmet, elalem ne der?Aman ha 

Kimi çiniyi çamur der, fırına atmaz, 
Kimi kazanır da parasını ekonomiye katmaz. 
Bizim buralarda göze batanı kimse tutmaz, 
Aykırı gideni ne el sever ne gün bağışlar, 
Bu gizli savaşlar, Bir ömür sürer 
Hemen herkesin ağzında, elalem ne der?

Komşu şehirler almış başını giderken, 
Biz hala dükkan önünde çay tazelerken, 
Bir yenilik kapıdan kafasını uzatsa erken, 
Hemen vururlar tokmağı tahtasına: 
Otur oturduğun yerde, bakma sağa sola?

Oysa bilmezler ki o hayali jüri, 
Ne sofraya ekmek koyar ne getirir geri. 
Kendi gölgesinde eriyip gidenlerin yeri, 
Hep elalemin çizdiği o dar sokak,. 
Özgürlüğü elin terazisinde tartmak, 
Kütahya’nın bağrında en büyük günah..

Bırak a evlat, ne derlerse desinler, 
Yüreğin dürüstse varsın seni eksik bilsinler. 
Elalemin gözüyle kurulan bu yalan dünyada, 
Bırak gölgen kendi boyunca uzasın, 
Kalemin dürüst, yolun hep açık kalsın...
⚠️ DİKKAT: Kütahya 'da "Ele güne karşı" yaşama kaygısı, sadece kültürel bir çekingenlik değildir, en acısı sermayenin dışarıya kaçmasına, nitelikli genç beyinlerin şehirden gitmesine neden olan ciddi bir ekonomik bariyerdir!

Ekonomik ve Sosyo-Kültürel Menfi Etkilerin Anatomisi

Bu deyimin Kütahya'nın gelişimine vurduğu darbeleri birkaç maddede özetlemek gerekirse, karşımıza çıkan manzara tam olarak şudur:

  • Girişimcilik Korkusu: Yeni bir iş modeli denemek isteyen esnaf, batma durumunda “ele güne karşı” küçük düşme korkusuyla genellikle risksiz ve geleneksel olanı tercih eder. Cadde ve sokaklara baktığınızda, herkesin birbirinin yaptığı işi yapmaya çalıştığını, çoğunun ya bir büfe açtığını ya da kolay bir iş peşinde olduğunu görürsünüz.
  • Sermaye Gizleme Eğilimi: Kazanan esnaf, “laf söz olur” endişesiyle yatırımını şehre yapmak yerine dışarıya çıkarır ya da atıl bekletir.
  • Kültürel Statüko: Sanatta, edebiyatta ve sosyal yaşamda hep “kabul görmüş” kalıpların dışına çıkmak zordur, çünkü farklı görülen her şey başkalarına karşı bir tehdit olarak algılanır.
💡 ESNAF İPUCU: Bende yaşam boyu hiç risk almadım, alamdım, lakin kazanç ve bereket risktedir evlat. Dükkanı sırf "elalem ne der" diye diğer dükkanların kopyası olarak açarsan, tabelan değişir ama kaderin değişmez. Elaleme göre değil, hesaba kitaba göre ticaret yap!

Zihniyet Karşılaştırması: Gelişimci vs. "Ele Güncü"

Kriter "Ele Güne Karşı" Zihniyeti (Menfi) Gelişim Odaklı Zihniyet (Müsbet)
Yenilik / İnovasyon "Durduk yere icat çıkarma, başımıza iş açma." "Farklı olanı dene, pazarda öne geç."
Hata ve Başarısızlık "Rezil olduk, insan içine çıkamayız." "Tecrübe kazandık, bir dahaki sefere daha iyi."
Sermaye Yönetimi "Göze batma, parayı sakla." "İşini büyüt, şehre katma değer sağla."

Sosyo-Ekonomik Göstergelerde "Elalem" Etkisi (Temsili Analiz)

Gösterge Adı Bölgesel Etki Skoru Temel Sebebi
Genç Girişimcilik Endeksi Düşük Aile ve çevre baskısının getirdiği risk alamama durumu.
Kültürel Etkinlik Çeşitliliği Orta-Düşük Toplumsal normların dışına çıkma endişesi.
Yerel Sermaye Yatırım Hızı Düşük "Dedikodu olur" korkusuyla yatırımların büyük şehirlere kayması.
Ahmet Emmi'nin Kıssadan Hissesi: Kütahya’nın o meşhur çinisi fırına girmeden şekil alır, fırından çıktıktan sonra ise deseni sabittir. Bizim toplum da "ele güne karşı" fırınında öyle bir pişiyor ki, kendi özgün desenimizi vermeye korkar olduk. Elalemin gözüyle kurulan dünya, başkasının gölgesinde serinlemeye benzer; ne güneşi görebilirsin ne de kendi gölgeni büyütebilirsin.

Kütahya'da Sosyal Baskı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Kütahya'da 'ele güne karşı' metaforu ticareti nasıl baltalıyor?

Esnafın risk almaya korkuyor, ortaklık kültürünün gelişmemesine, yenilikçi işlerin "delilik" olarak görülmesine ve sermayenin dışarı kaçmasına sebep olarak ticari büyümeyi menfi etkiliyor.

Genç nesil Kütahya'daki bu kültürel prangayı aşabiliyor mu?

Son dönemlerde dijitalleşme ile birlikte genç nesil bu duvarları yıkmaya başladı. Ancak şehirdeki geleneksel yapı gençlerin enerjisini absorbe ettiği için, birçok genç çareyi büyük şehirlere göç etmekte buluyor, yani Kütahya boşalıyor.

Bu toplumsal otokontrolün şehre hiç mi faydası yok?

Beş bin yıllık bir geçmişi olan Kütahya'da geleneksel ahlakın ve asayişin korunmasında pozitif bir otokontrol sağladığı iddia edilse de, ekonomik ve vizyoner gelişim bağlamında menfi zararları, sağladığı faydanın çok aöa çok ötesindedir.

DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Elalemin gözlüğüyle dünyaya bakan, kendi yolunu asla çizemez."

Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı