no fucking license
Bookmark

GELECEĞİ PLANLAMAK AKIL MI: YARINA SAHİPMİŞ GİBİ YAŞAMAK YANILSAMA MI

Geleceği Planlamak Akıl mı, Yarına Sahipmiş Gibi Yaşamak Yanılsama mı? ahmet Atam metaforik görsel
 
Bazen düşünüyorum: Gerçekten geleceğimizi mi planlıyoruz, yoksa hiç gelmeyebilecek bir yarını bugünden satın aldığımızı mı sanıyoruz? 

İnsan garip bir varlık; yıllar sonrasını hesaplıyor, para biriktiriyor, ev ve arsa alıyor, emeklilik planları yapıyor, çocuklarının geleceğini düşünüyor. Yetmiyor; sağlık ve hayat sigortası yaptırıp, banka ve yatırım hesapları açarak kendine sağlam bir güvenlik duvarı örüyor. 

Bunların hepsi mantıklı ama bir noktada akıl ile yanılsama birbirine karışıyor. Çünkü hayat, bize bırakın bir sonraki yılı, bir sonraki saati bile garanti etmiyor.

🕰️ Gelecek Gerçekten Bize Ait mi?


Bir düşünün… 
Sabah kalkar kalkmaz akşam ne yapacağımızı planlıyoruz. Gelecek hafta nereye gideceğimizi, gelecek ay ne alacağımızı, gelecek yıl ne kadar para biriktireceğimizi hesaplıyoruz. 
Bazen işi daha da ileri götürüyoruz: 

  • Emekli olunca şunu yaparım.
  • Param biraz artsın, sonra yaşarım.
  • Çocuklar büyüsün, kendime zaman ayırırım.
  • Borçlar bitsin, hayatımı o zaman yaşarım.

Peki ya o “sonra” hiç gelmezse? Asıl soru burada başlıyor: Hayatı erteliyor muyuz, yoksa gerçekten planlıyor muyuz?

💰 Servet Biriktirmek mi, Hayatı Ertelemek mi?


Elbette para biriktirelim, elbette geleceğimizi düşünelim. Kimse “yarını boş verin, bugün ne varsa harcayın” demiyor çünkü geleceği planlamak akıllıcadır. Ama geleceğe sahipmişiz gibi yaşamak bambaşkadır. 

Biriktirdiğimiz para bizi yarınlara karşı daha güvende hissettirebilir ama yarını satın alma garantisi vermez. 
Çünkü hayatın raflarında böyle bir ürün yoktur. 

  • On yıl garanti.
  • Yetmiş yaşına kadar kullanım hakkı.
  • Yarın kesin teslim.

Gibi vaatleri hayat kimseyle imzalamaz.

🌿 Belki de Mesele Dengede Yaşamak

Asıl mesele geleceği düşünmemek değil, gelecek uğruna bugünü tamamen feda etmemek. Bazen öyle planlar yapıyoruz ki, sonunda elimizde sadece planlar kalıyor. 

Çocuklarının geleceği için çalışırken onların büyüdüğünü fark edemeyenler, ev sahibi olmak için yıllarca borç ödeyip o evde huzurla oturacak zamanı bulamayanlar, emekliliği beklerken gençliğini tüketenler… 

Ve bir gün dönüp kendine soruyor insan: “Ben ne zaman yaşayacaktım?” Belki de hayatın en acı sorusu budur.

🧭 Geleceği Planla, Ama Ona Sahipmiş Gibi Yaşama

Artık şöyle düşünüyorum:
Yarını planlamak akıllıcadır; ancak yarının kesinlikle bizim olacağını sanmak bir yanılsamadır.
Paramızı biriktirelim, çocuklarımızı düşünelim, geleceğimiz için hazırlık yapalım.
Ama bütün hayatımızı henüz elimizde olmayan bir zamana ipotek etmeyelim.

Bugün sevdiğimiz birinin yanında oturabiliyorsak oturalım, söylemek istediğimiz güzel bir söz varsa söyleyelim, yürüyebiliyorsak yürüyelim.
Çünkü hayatın bize verdiği en sağlam garanti belki de sadece şu andır.

Gelecek bir ihtimaldir, geçmiş ise artık bizim değildir.
Elimizde kalan tek gerçek zaman şimdidir.
Ve insanın öğrenmesi gereken en büyük hayat dersi şudur:
Geleceğe hazırlan ama geleceğin sahibi olduğunu sanma.

Çünkü bazen hayat bütün planlarımızı tek bir cümleyle bozar: “Yarın görüşürüz.” Ve o yarın, bazen hiç gelmez.

----

Bir avuç toprak aldım avucuma, “Benim” dedim,
Toprak sustu.
Meğer o bana değil,
Ben ona emanetmişim.

Bir sandık yaptım ömrümden,
İçine hesaplar koydum.
Anahtarını da yarına astım.
Sonra anladım;
Yarın, anahtarı olmayan bir kapıdır.

Geleceği sordum göğe,
Gökyüzü bulut gönderdi.
Ne kadar kalacak? dedim,
Rüzgâr güldü, Ben bile kendime ait değilim.”

Bir mum yaktım gecenin ortasında,
Alevine bakıp “İşte benim ömrüm” dedim.
Alev dedi ki: “Beni tuttuğunu sanıyorsun,
Oysa ben seni tüketiyorum.”

Biriktirdim…
Biriktirdim ki yarın eksilmesin.
Oysa suyu avuçlarında tutan adam
Ellerini sıktıkça
Daha çok su kaybediyordu.

Sonra bir derviş gördüm,
Elinde hiçbir şey yoktu.
Sen neden biriktirmiyorsun? dedim.
Gülümsedi: “Ben neyi biriktireyim? Sahibi olmadığım bir ömrün Bekçiliğini mi?”

O gece içimde bir kapı açıldı.
Anladım ki insan,
Geleceği kurarken
Kendisine bir saray örüyor;
Sonra o sarayın içinde
Bugününü hapsediyor.

Oysa hayat
Ne sandığımız kadar uzun,
Ne de bize ait.
Bir nefes geliyor,
Bir nefes gidiyor.
İkisinin arasına “Benim hayatım” diyoruz.

Belki de yanılıyoruz.
Çünkü biz zamanı yaşamıyoruz;
Zaman bizi yaşıyor.
Ve ölüm,
Kapıyı çalan bir yabancı değil,
Her gün biraz daha yaklaşan
Sessiz bir misafir.

Çünkü insan
Bütün ömrünü yarına saklarken
Bir gün anlar:
Yarın diye biriktirdiği ne varsa
Dünya üzerinde kalmış,
Kendisi ise
Bir nefeslik şimdiye sığmış.

Ve hakikat,
Belki de kulağa en sessiz hâliyle şöyle fısıldar:

Geleceği planla ey insan,
Fakat ona sahip olduğunu sanma.
Çünkü sen yarının sahibi değilsin;
Sen yalnızca, Bugünün misafirisin.

Ahmet ATAM
  1. Hayat bir banka değildir.
    Geleceğe ne kadar para yatırırsak yatıralım, hayat bize yarın için makbuz vermez.
  2. Yarın, üzerinde tapumuz olmayan bir arsadır.
    İnsan geleceğe evler kurar, planlar yapar; fakat o toprağın kendisine ait olduğuna dair elinde hiçbir belge yoktur.
  3. Ömür, avuçta tutulan sudur.
    Sıkı sıkı tutmaya çalıştıkça parmakların arasından daha hızlı akar.
  4. Gelecek sisin içindeki bir dağdır.
    Zirveyi görebildiğimizi sanırız; fakat attığımız her adımda manzara değişir.
  5. İnsan kendi hayatının muhasebecisi, kaderin ise denetçisidir.
    Biz hesapları yıllara böleriz; hayat bazen bütün hesabı tek bir nefeste kapatır.
  6. Servet, geleceğe dikilmiş bir ağaçtır; fakat gölgesinde oturacağımız günün garantisi yoktur.
    Ağacı büyütürken, gölgesinde dinlenmeyi unutmak insanın en büyük çelişkilerinden biridir.
  7. Takvim, hayatın kendisi değil; hayatın duvardaki gölgesidir.
    Yaprakları kopardıkça zamanı yönettiğimizi sanırız. Oysa eksilen takvim değil, biziz.
  8. Gelecek, kapısına anahtar bırakılmamış bir odadır.
    İçeride ne olduğunu merak ederiz, fakat kapının bize açılacağının garantisi yoktur.
  9. İnsan yarın için sandık doldururken, bugününü sandığın dışında bırakır.
    Biriktirdikleri çoğalırken yaşadıkları azalabilir.
  10. Ömür bir mumdur.
    İnsan mumun ışığını korumaya çalışırken, fark etmeden mumun kendisinin eridiğini unutur.
  11. Hayat bize verilen bir ev değil, kısa süreliğine konakladığımız bir handır.
    Biz duvarlarına sahip olduğumuzu sanırız; oysa bir gün anahtarı sessizce masanın üzerine bırakıp çıkacağız.
  12. Gelecek bir söz değil, bir ihtimaldir.
    Biz ihtimalleri gerçek kabul edip hayatımızı onların üzerine kurarız.
  13. İnsan zamanın sahibi olduğunu sanan bir yolcudur.
    Oysa saat bizim için çalışıyor gibi görünürken, aslında bizi kendi sonumuza doğru taşır.
  14. Hayat bir nehir, insan ise kıyıya çizilmiş bir isimdir.
    Nehir akar, yazı silinir; su yoluna devam eder.
  15. Belki de en büyük yanılgımız şudur:
    “Bir gün yaşayacağım” derken, yaşamakta olduğumuz günü fark etmemek.
“Geleceğe evler yaptık, fakat bugünümüzü o evlerin inşaatında harcadık.”
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun