no fucking license
Bookmark

ON YAŞINDA TELEVİZYON GÖRMEYEN NESLİN YAPAY ZEKÂ İMTİHANI

 

Son on yılda yapay zekâ, otonom sistemler ve cebimizdeki navigasyonla zirve yapan teknolojik sıçrama; uzaylıların gizli bir müdahalesi değil, yarım asırlık hesap makinesi ve silikon birikiminin üstel olarak patlama yapmasıdır. Benim gibi on yaşına kadar evine siyah-beyaz televizyon girmemiş bir kuşağın bugün düşünen makinelerle yüzleşmesi akıllara uzaylı istilasını getirse de asıl mesele aletin değil, insan vicdanının bu hıza yetişip yetişemediğidir.

BİZİM MAHALLEYE İLK TELEVİZYON GELDİĞİNDE AJANS BİTİNCE ÜSTÜNE ÖRTÜ ÖRTERDİK

Yahu ahbaplar, bazen dükkânın önünde çay bardağını elime alıp gelip geçene bakıyorum da kendi kendime mırıldanıyorum: "Yahu Ahmet, tezgâhın arkasında elli seneyi devirdin, feleğin çemberini geçtin ama bu son on senede olan biten akıl kârı değil. Acaba sahiden bir gece ansızın dünyaya uzaylılar indi de bizim haberimiz mi olmadı?"

Haksız mıyım? Benim neslim on yaşına basana kadar televizyonun yüzünü görmedi yahu! Bırak televizyonu, Kütahya da belediye parkı vardı orada ahşap kasalı, koca göbekli siyah-beyaz bir kutu vardı; akşam ajansı dinlenecek diye konu komşu terlikleri kapar, parka koşardık. 

Neşriyat bitti mi ekranda karlı bir görüntü, kapanışta İstiklal Marşı çıkar, ev sahibi hanım da günaha girmeyelim ya da alet nazar almasın diye üstüne dantelli beyaz örtüyü örterdi. Biz o resmin bu sihirli kutunun içine nasıl sığdığını çözemeyen sabilerdik.

Şimdi bakıyorum bu günkü duruma; el kadar sabilerin elinde birer teknoloji harikası, adına akıllı telefon diyorlar. Kaybolmak istesen kaybolamıyorsun! Basıyorsun ekrana, gökteki uydudan sinyal alıp "İki yüz metre sonra sağa dön, radara dikkat et Ahmet Dayı" diye kibar bir hanım sesi yol tarif ediyor. 

Haritayı açıp yön bulmayı geçtik, son birkaç senedir bir de bu "yapay zekâ" çıktı başımıza. Ekrana iki satır yazı yazıyorsun; sana şirket kuruyor, resim çiziyor, şiir döktürüyor, dedenin hastalığına teşhis koyuyor. İnsan ister istemez kendi kendine soruyor: 

Yahu arkadaş, binlerce yıldır öküz arabasıyla arpa taşıyan insanoğlu, son on-on beş senede ne yedi, ne içti de bu teknolojiyi uzay çağına fırlattı? Yoksa gizli bir el geldi de dünyaya ilim tohumu mu serpti?"

ESNAF GÖZÜYLE TEKNOLOJİK SIÇRAMA: DÜNÜN ABAKÜSÜNDEN BUGÜNÜN NÖRON AĞLARINA

Ben elli yıllık esnaflık hayatımda şunu gördüm: Piyasada hiçbir kâr, durduk yere bir gecede yüzde bin artmaz; eğer bir mal bir gecede akılalmaz değer kazanıyorsa ya arkasında bir tefeci tezgâhı vardır ya da yılların gizli sermaye birikimi bir anda patlamıştır. Bu teknoloji meselesi de aynen böyledir.

Gençler sanıyor ki bu yapay zekâ dün sabah uyandığımızda gökten zembille indi. Aslında kazın ayağı öyle değil efendiler! Biz çarşıda bakkal Amca'nın şimdi antika olmuş elle çevirmeli manuel hesap makinasını kullandığı günlerde, dünyanın öbür ucunda bir avuç mühendis silikon çiplerin üzerine mikronluk yollar kazıyordu. Sadece o günün aklı tek tek tuşlara basmaya yetiyordu.

Gel gör ki ne zaman ki milyarlarca insanın elindeki telefonlar internet denen o devasa asrın icadına, benim tabirimle gizli casusuna bağlandı; işte o zaman insanlığın bütün bilgisi, dedikodusu, kütüphaneleri, pazarlıkları tek bir kazanda kaynamaya başladı. 

Bilgisayarlar artık bizim gibi teker teker boncuk saymıyor; dünyadaki bütün boncukları aynı anda havaya atıp nereye düşeceğini hesaplıyor. Yani aslında ortada UFO falan yok da; insanın hırsı, sermayenin iştahı ve bizim gibi yaşlıların ayak uyduramadığı bilginin kartopu gibi yuvarlanıp çığa dönüşmesi var.lakin yine de aklımın bir köşesinde uzaylılar var.

DÖNEMİLETİŞİM & BİLGİ ARACIESNAF GÖZÜYLE KARŞILIĞIHAYATIMIZA ETKİSİ
1960 - 1970'lerAhşap sandıklı radyo & Siyah-beyaz TVAkşam ajansı, kahve sohbeti, mahalle birliğiSabır, yüz yüze muhabbet, kanaat
1980 - 1990'larRenkli TV, sabit çevirmeli telefon, ilk PCVeresiye defterinden hesap makinesine geçişHızlı haber alma, mesafelerin kısalması
2000 - 2010'larTuşlu cep telefonları, internet kafelerSiparişlerin telefonla takibi, ilk e-postaDünyanın kapıya gelmesi, hızın artması
2015 - 2026Akıllı telefon, uydu navigasyonu, Yapay ZekâTezgâhsız ticaret, düşünen dijital kalfalarZamanın buharlaşması, aklın makinaya emaneti

💡 ESNAFIN TERAZİ TAŞI:

Dükkanda tezgâhın arkasında geçen yarım asır bana öğretti ki; alet ne kadar hızlanırsa hızlansın, terazinin kefesine vicdanı koymazsan tarttığın mal haram çıkar. Navigasyon seni gitmek istediğin adrese en kestirme sokaktan götürüyor ama vardığın kapıda kime selam vereceğini, komşunun derdini nasıl dinleyeceğini söyleyemiyor, söylemiyor. çünkü bireyselleştikçe toplumdan uzaklaşıp teknolojiye esir oluyoruz, Teknolojiyi baş tacı edelim, lakin aklımızı ve ruhumuzu o cam ekranın arkasındaki koda teslim etmemek gerek diye düşünüyorum..

⚠️ KAZIN AYAĞI:

Pek çok insan mesela benim gibi son yıllardaki bu devasa teknolojik sıçramayı görünce "Kesin uzaylılar yardım ediyor, devletler uzay teknolojisini halka açtı" diyerek işi efsaneye döküyor. 

Aslında kazın ayağı hiç de öyle değil hacım! İnsanoğlunun kâr hırsı, askeri rekabet ve büyük şirketlerin veri oburluğu öyle bir kamçı vazifesi gördü ki; insanoğlu kendi zekâsını kopyalayan algoritmaları gecesini gündüzüne katarak kendisi inşa etti. Ortada dünya dışı bir akıl değil, dünyayı parsellemek isteyen kapitalizmin durdurulamaz açgözlülüğü ve hırsı var.

SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

1. Son on yılda teknolojinin bu kadar hızlı sıçramasının asıl sebebi nedir?

Teknolojinin son on yılda kontrolsüz biçimde hızlanmasının temel sebebi, internet altyapısının yaygınlaşmasıyla toplanan devasa veri havuzunun güçlü grafik işlemcileri ve yapay sinir ağlarıyla birleşerek kendi kendini eğitebilir hale gelmesidir.

2. Gerçekten teknolojik sıçramada dünya dışı varlıkların (uzaylıların) bir parmağı olabilir mi?

Hayır, günümüzdeki yapay zekâ, navigasyon ve kuantum hesaplama teknolojilerinin tamamı insanlığın yüz yılı aşkın matematik, fizik, transistör ve yarı iletken çalışmalarının kümülatif sonucudur.

3. Navigasyon sistemleri uydularla nasıl bu kadar hassas çalışıyor?

Navigasyon sistemleri, dünya yörüngesindeki onlarca GPS ve Galileo uydusundan gelen mikrosaniyelik zamanlama sinyallerini telefonunuzdaki alıcıyla üçgenleme hesabı yaparak konumunuzu birkaç metrelik hassasiyetle belirler.

4. Yapay zekâ esnafın veya sıradan insanın işini elinden alacak mı?

Yapay zekâ mekanik, tekrarlayan ve hesap kitap gerektiren işleri insanların elinden hızla alacaktır; ancak dürüst esnaflığı, vicdan terazisini, insani dokunuşu ve samimi güven ilişkisini hiçbir yapay zekâ taklit edemez.

5. Bizim gibi eski nesiller bu yeni yapay zekâ çağına nasıl ayak uydurmalı?

Eski nesiller yeni teknolojilerden korkup kabuğuna çekilmek yerine, onu tezgâhtaki bir çırak gibi görmeli; faydalı yönlerini hayatını kolaylaştırmak için kullanırken ahlaki ve insani değerleri gençlere aktarmaya devam etmelidir.

------

On yaşıma basana dek camda suret görmedik,
Aklımızı eşe dosta, muhabbete verdik biz hacım.
Tahta kasalı bir kutu girdi mahalleye bir vakit,
Ajans bitti mi üstüne dantel serdik biz hacım.

Derken devir devrildi, navigasyon girdi cebimize,
Gökteki uydulardan sesler indi evimize.
Sağa dön Ahmet Dayı diyen cam perimize,
Şaşırıp hayret ile akıl yorduk biz hacım.

Uzaylı mı getirdi bu çipleri dünyaya?
At arabasından inen insan tez alıştı rüyaya.
İki satır yazdığında, akıl verir ustaya;
Düşünen makineye çırak kaldık biz hacım.

Navigasyon yol bilir, bozuk yoldan sakınır,
Lakin komşu kapısı çalınmaktan kaçınılır..
Gönül terazisini hangi çip doğru tanır?
Tartıyı vicdanın eline bıraktık biz hacım.

Alet hızlandı amma ruh geride mi kaldı?
Muhabbetin tadını bir cam parçası çaldı.
At koşturdu menzile, heybeden tuz azaldı;
Dervişin heybesini yolda kırdık biz hacım.

Yapay zekâ yazsa da binbir türlü destanı,
Topraktan koparamaz şu yarım asır canı.
Tezgâhın arkasında tartarken geçen zamanı,
İnsanın kıymetini canda gördük biz hacım.
DİJİTAL AYAK İZİ
Ahmet ATAM

KENDİME YAZILARIM

🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL

© 2026 | "Kalemi dürüst olanın, izi derin olur."

Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun