2003 DEN BU GÜNE TÜRKİYE EKONOMİSİ 18. SIRADAN 17. SIRAYA BÜYÜME HİKAYESİ
Büyümenin İçi Boş mu Doldu mu? 1980'den Bugüne Türkiye Ekonomisinin Acıklı Hal-i Pürmelali
Ahmet ATAM - kendimeyazilarim.blogspot.com, Buyurun oturun beyler bayanlar, bir kahve söyleyeyim size, bakalım bu memleketin ekonomik hali ne durumda? Bazıları "Türkiye yüzyılı" diyor, kimi "bataklık" diyor. Peki gerçek ne? 1980'den beri sayılar ne diyor? Erdoğan öncesi neredeydik, şimdi neredeyiz?
Bu büyüme dedikleri garabet gerçekten büyüme mi, yoksa "hormonlu" bir kabartma mı? Gelin şu istatistiklerin perdesini şöyle bir aralayalım. Ne var ne yok, hep birlikte görelim. Çeyrek asırdır tek başına iktidarda olan bir hükümetin ekonomik başarı hikâyesi diye bir şey var mı? Yoksa yandaş ve yalakalardan masal mı dinliyoruz. İşte asıl soru bu.
1980'den Beri Ne Değişti? Bir Tablo, Bin Hüzün
1980'ler İhtilal yılları, Türkiye için bir dönüm noktasıdır. 24 Ocak Turgut Özal'ın kararlarıyla birlikte ekonomi dışa açıldı, neoliberal politikalar hayatımıza girdi. yani bir anlamda boku yemeye başladığımız yıllar, O yıllarda dünya ile aramızdaki makas hiç de bugünkü gibi değildi. Gelin sayılara bakalım da içiniz yansın, içinizdeki o mahalle bakkalı hesabıyla düşünelim.
- 1980: Türkiye ekonomisi, GSYH büyüklüğü olarak dünyada 22. sıradaydı. (Bloomberg HT verilerine göre) Türgut Özal'lı yıllar.
- 2000: 267 milyar dolarlık GSYH ile dünya ekonomisinden aldığımız pay %0,82'ydi ve 17. sıradaydık. Recep Tayyip Erdoğan iktidar için ısınıyor.
- 2002 (AKP iktidara geldiğinde): Türkiye, dünya sıralamasında 18. büyük ekonomiydi.
- 2023: IMF verilerine göre cari fiyatlarla GSYH'de 17. sıradayız. Kimi kaynaklara göre 18. sırada, kimi kaynağa göre ise Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) ile yapılan hesaplamalarda 12. sıraya kadar yükseldiğimiz söyleniyor. Ama o ayrı bir hesap.
Sözde ilk onun içine girecektik, ama olsun bir sıra level atladık, Yıllar geçmiş, iktidarlar değişmiş, ama Türkiye'nin dünya sıralamasındaki yeri hep aynı aralıkta takılıp kalmış: 15 ile 22 arası. Yani ne yaparsak yapalım, bir türlü o "ilk 10" hedefine ulaşamamışız. Sanki bir koşu bandında koşuyoruz da, yerimizde sayıyoruz. Değirmenin suyu aynı, sadece pervaneler değişmiş.
Peki Erdoğan'dan Önce Kaçıncıydık?
İşte en can alıcı nokta. 2002 yılında, yani AK Parti iktidara gelmeden hemen önce, Türkiye dünyanın 18. büyük ekonomisiydi. Şimdi ise 2024 verilerine göre aynı sıralamada 17. veya 18. sıradayız.
Yahu aradan geçen yirmi küsur yılda sadece birkaç basamak ilerlemişiz. Hani "Türkiye yüzyılı" vardı ya, o yüzyılın ilk çeyreğinde ekonomik sıralamada geldiğimiz nokta bu. Bir mahalle çocuğu iki sokak öteye geçti diye "dünyayı fethetti" diye övünür mü?
Herkes üstüne alınmasın. Övenler kiralık kalemşorlar, yandaş yalakalar, torpil ile işe giren kifayetsiz ehliyetsiz kişiler, tarikatlar, cemaatler, yandaş dernekler ve vakıflar, beş milyon sosyal hizmet alanlar, vs. vs.
Büyüme Rakamları: Reel mi, Hormonlu mu?
Gelelim en meşhur tartışmaya: "Hormonlu büyüme." Nedir bu hormonlu büyüme? 2017 yılının üçüncü çeyreğinde açıklanan %11,1'lik büyüme oranı, birçok ekonomist tarafından inandırıcı bulunmamış ve bu tabir dilimize yerleşmişti. Yani tıpkı devasa görünen ama içi su dolu karpuzlar gibi, büyüme rakamları da kabarık gösteriliyor, ama içi boş.
Peki bu büyüme ne kadar reel? Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'nin 2002-2022 arası ortalama reel büyüme oranı %5,4. Bu kulağa hoş geliyor değil mi? Ama işin içine enflasyonu, işsizliği, gelir dağılımındaki uçurumu kattığınızda bu büyümenin kimlere yaradığı sorusu ortaya çıkıyor.
⚠️ DİKKAT! Büyüme tek başına bir şey ifade etmez. Büyüme ile kalkınma arasındaki farkı unutmayalım. Büyüme pastanın büyümesidir, kalkınma ise pastanın nasıl paylaşıldığıdır. Bizde pasta büyüyor ama dilimler aynı ellerde toplanıyor. Yani büyüme "reel" olsa bile adil değil.
Bir de İşsizlik ve Enflasyon Gerçeği Var
Şimdi, büyüme rakamlarına bakıp da "Ne güzel, ekonomi uçuyor" demeyin. Uçak uçuyor da, yolcuların çoğu kanatlarda mı?- 2002 yılında işsizlik oranı %10,6 iken,
- 2023'te bu oran %9,4.
- 2002'de yıllık enflasyon %30 civarındaydı.
- Bugünlerde ise %44'lerden bahsediyoruz.
Çeyrek Asırdır Tek Başına İktidar: Başarı Hikâyesi mi, Fiyasko mu?
Şimdi gelelim en can alıcı soruya: 22 yıldır tek başına iktidarda olan bir hükümet için ekonomik başarı hikâyesi anlatılabilir mi?Eğer bir öğrenci 22 yıl boyunca aynı sınıfta kalıp sadece birkaç sıra ilerliyorsa, buna başarı hikâyesi denir mi?
Bir de işin diğer boyutu var:
ŞAHLANAN RAKAMLAR ŞİİRİ
Kişi başına düşen gelir der, hesap eder o allame,
Adalet dediğin terazi, bu büyümede aniden şaşar,
Büyü be koca dünya büyü, nasılsa faturayı biz ödüyoruz,
💡 ESNAF İPUCU: Bakın beyler, kendimden biliyorum, bir dükkân 22 yıl aynı caddede kalıp sadece vitrin değiştiriyorsa, bu büyüme değil, tadilattır. Esnaf bilir, asıl mesele müşterinin cebindeki paranın dükkânda kalmasıdır. Vatandaşın alım gücü düşünce, en güzel vitrin de işe yaramaz.
Karşılaştırma Tablosu: 1980, 2002 ve 2023
| Gösterge | 1980 | 2002 (AKP Öncesi) | 2023 |
|---|---|---|---|
| Dünya Sıralaması (GSYH) | 22. | 18. | 17-18. |
| GSYH (Milyar Dolar) | ~68 | 238 | ~1.358 |
| Kişi Başı Milli Gelir (Dolar) | ~2.500 (tahmini) | 3.608 | ~15.000 |
| Ortalama Büyüme (%) | -0,78 (1980) | - | %5,4 (2002-2022 ort.) |
| İşsizlik Oranı (%) | - | 10,6 | 9,4 |
Tablo ortada. 1980'de 22. sıradan 2002'de 18. sıraya gelmişiz, 2023'te ise 17. sıradayız. 43 yılda 5 basamak ilerlemişiz. Bu ne hız böyle? Bir salyangozun yarışmasına benziyor.
SSS: Meraklısına Cevaplar
Türkiye 1980'de dünyada kaçıncı büyük ekonomiydi?
1980 yılında Türkiye, GSYH büyüklüğüne göre dünyanın 22. büyük ekonomisiydi. Satın alma gücü paritesine (SAGP) göre ise 19. sıradaydı.
Erdoğan ve AKP öncesinde Türkiye kaçıncı büyük ekonomiydi?
2002 yılında, yani AK Parti iktidara gelmeden hemen önce, Türkiye dünyanın 18. büyük ekonomisiydi.
2023'te Türkiye dünyada kaçıncı sırada?
IMF ve Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, 2023 yılı itibarıyla cari GSYH büyüklüğüne göre dünyanın 17. veya 18. büyük ekonomisi konumundadır.
"Hormonlu büyüme" nedir?
"Hormonlu büyüme", özellikle 2017'de açıklanan %11,1'lik büyüme rakamının gerçekçi bulunmaması üzerine ortaya atılan bir tabirdir. Büyüme rakamlarının gerçek ekonomik refahı yansıtmadığı, suni ve şişirilmiş olduğu eleştirisini ifade eder.
Türkiye'nin büyümesi reel mi?
Reel büyüme oranları (enflasyondan arındırılmış) 2002-2022 arasında ortalama %5,4 olarak gerçekleşmiştir. Ancak bu büyümenin gelir dağılımına, istihdama ve hayat pahalılığına yansıması tartışmalıdır. Büyüme rakamsal olarak reel olsa da, toplumsal fayda açısından "hormonlu" olarak nitelendirilebilir.
22 yıldır tek başına iktidarda olan bir hükümet için ekonomik başarı hikâyesi anlatılabilir mi?
Rakamlar ortada: 2002'de 18. sıradan 2023'te 17. sıraya gelinmiş. Bu, yerinde saymaktan farksız. Üstelik işsizlik oranı neredeyse aynı, enflasyon ise daha yüksek. Uzun süreli iktidar avantajına rağmen kalıcı bir sıçrama yaşanmamıştır. Dolayısıyla ekonomik başarı hikâyesi anlatmak zor, ama bir "tadilat hikâyesi" anlatılabilir belki.
Son Söz: Rakamlar Yalan Söylemez, Ama Yorumcular Söyler
Ne dedik? 1980'de 22. sıradaydık, 2002'de 18., 2023'te 17. Aradan 43 yıl geçmiş, 5 basamak ilerlemişiz. Bu mu başarı? Peki bu sürede Çin nereden nereye geldi? Hindistan? Güney Kore? Onlar uçtu biz yürüdük. Hatta bazen yürümekten de vazgeçip oturduk.
Çeyrek asırdır tek başına iktidar olan bir hükümet, eğer ki ekonomik bir mucize yaratacaksa, bunu çoktan yapmış olması gerekirdi. Olmadı. Çünkü bu ülkede ekonomi değil, rant ekonomisi yönetiliyor. Büyüme dediğimiz şey, inşaat sektörünün şişirilmesi, kredilerle canlandırılan tüketim ve dış kaynağa bağımlı bir sanayi yapısından ibaret. Yani hormonlu, suni, geçici bir büyüme.
Ahmet ATAM olarak diyorum ki: Bu memlekette ekonomik bağımsızlık olmadan, adil gelir dağılımı olmadan, nitelikli üretim olmadan hiçbir büyüme kalıcı olmaz. Rakamlar havada kalır, milletin cebi boş kalır. Biz de kahvede muhabbet eder, geçmişe ağlarız.
✍️ Ahmet ATAM
Emekli, İsyankâr, Kalem Sahibi
kendimeyazilarim.blogspot.com
"Rakamlar defterde kalır, ama hesap milletin vicdanındadır.
Büyüme dediğin, eğer sofraya yemek gelmiyorsa, sadece kâğıt üzerinde bir kandırmacadır."
© 2026 Ahmet ATAM - Dijital Ayak İzi. Alıntı yapılmaz, kaynak gösterilmez, sadece okunur ve düşündürür.
