POLİS SAYISI ARTIYORSA GÜVENLİK Mİ GÜÇLENİYOR YOKSA GÜVEN İHTİYACI MI ARTIYOR
Bekçi ve Polis Sayısı Neden Sürekli Artıyor? Güvenlik mi Büyüyor, Kaygılar mı?
Hani evde tv başında, kahvede otururken televizyonda haberleri görürüz ya; "Şu kadar bin yeni polis alındı", "Bekçi kadroları genişletildi", "Jandarma sahaya indi"... İlk bakışta göğsümüz kabarıyor, "Bak devletimiz güçlü, asayiş berkemal" diyoruz. Lakin şöyle derin bir nefes alıp, aynanın arkasındaki o büyük resmi görmeye çalışınca insanın aklına o muzır soru takılıyor:
Biz gerçekten daha mı güvende hissediyoruz, yoksa güvende hissetmek için her geçen gün daha fazla 'gardiyana' mı ihtiyaç duyuyoruz? 🤔
Eskiden mahallede bir bekçi düdüğü çaldığında herkes bu “Gece huzurlu geçecek” derdi. Şimdi ise polis sayısı artıyor, bekçiler çoğalıyor, jandarma kadroları genişliyor.
Elbette ki devletin güvenlik gücü güçlü olmalıdır. Buna hiç kimsenin bir itirazı olmaz.
Ama mesele sadece sayıysa, işte orada insan biraz durup düşünüyor.
Neden derseniz, çünkü güvenlik ihtiyacı genellikle sorunların azaldığı yerde değil, arttığı yerde büyür. Ateş olmayan, yangın çıkmayan bir yerde de itfaiye sayısını kimse konuşmaz.
Bir hastaneye daha fazla doktor alınması hastalıkların bittiği anlamına gelmez.
Tam tersine;
Güvenlikte asıl başarı, insanların kapılarını kilitlemeden uyuyabildiği, çocukların korkusuzca sokağa çıkabildiği, yaşlıların çantalarını sıkı sıkı tutmak zorunda kalmadığı bir toplum yaratabilmektir. Çünkü huzur, üniforma sayısıyla değil, vicdan ve adaletin varlığıyla güçlenir.
Aslında güvenlik meselesi sadece sokaktaki suç değildir.
Sorunlar çözülmeden sadece güvenlik personelini artırmak, damı akan eve sürekli kova koymaya benziyor. Kovalar çoğalıyor ama çatı hâlâ akmaya devam ediyor.
Bir ülkede insanlar:
Gerçek güvenlik budur. Her köşe başında üniformalı görmek, tek başına huzurun garantisi olmaz. Çünkü korkunun büyüdüğü yerde, tedbir de artar.
Belki de mesele polis sayısını artırmak değildir.
📌 Son Söz
Mizanı kırdığında o muktedir elleri,
İlk bakışta akla şu geliyor:
Demek ki güvenlik güçleniyor.
Lakin gerçekten öyle mi?
Benim aklıma başka bir soru geliyor:
Bir evin kapısına ikinci kilidi takmak korkaklık emaresi mi, yoksa hırsız korkusunun arttığının bir işareti mi?
🤔 Güvenlik Güçleniyor Mu, Yoksa Toplum Daha mı Tedirgin?
Elbette ki devletin güvenlik gücü güçlü olmalıdır. Buna hiç kimsenin bir itirazı olmaz.
Ama mesele sadece sayıysa, işte orada insan biraz durup düşünüyor.
- Eğer ki her şey yolundaysa; Neden daha fazla polis gerekiyor?
- Neden daha fazla bekçi alınıyor?
- Neden kamera sayıları sürekli artıyor?
- Neden insanlar evlerine ikinci, üçüncü kilit takıyor?
- Ve neden sitelere bile güvenlik görevlisi talebi oluyor?
Neden derseniz, çünkü güvenlik ihtiyacı genellikle sorunların azaldığı yerde değil, arttığı yerde büyür. Ateş olmayan, yangın çıkmayan bir yerde de itfaiye sayısını kimse konuşmaz.
🏙️ Suç Azalıyorsa Kadrolar Neden Sürekli Büyüyor?
Bir hastaneye daha fazla doktor alınması hastalıkların bittiği anlamına gelmez.
Tam tersine;
- Hasta sayısı arttığında doktor sayısı da artar.
- Aynı mantık güvenlik için de geçerlidir.
- Polis sayısının artması tek başına başarı ölçüsü değildir.
Güvenlikte asıl başarı, insanların kapılarını kilitlemeden uyuyabildiği, çocukların korkusuzca sokağa çıkabildiği, yaşlıların çantalarını sıkı sıkı tutmak zorunda kalmadığı bir toplum yaratabilmektir. Çünkü huzur, üniforma sayısıyla değil, vicdan ve adaletin varlığıyla güçlenir.
🏚️ Sorun Sadece Sokakta mı?
Aslında güvenlik meselesi sadece sokaktaki suç değildir.
- İşsizlik…
- Yoksulluk…
- Uyuşturucu…
- Eğitimdeki bozulma…
- Ahlaki çöküş…
- Adalete olan güvenin azalması…
Sorunlar çözülmeden sadece güvenlik personelini artırmak, damı akan eve sürekli kova koymaya benziyor. Kovalar çoğalıyor ama çatı hâlâ akmaya devam ediyor.
⚖️ Güvenlik Sayıyla mı, Güven Duygusuyla mı Ölçülür?
Bir ülkede insanlar:
- Gece rahat yürüyebiliyorsa,
- Çocuklarını korkmadan parka gönderebiliyorsa,
- Komşusuna güvenebiliyorsa,
- Adalete inanıyorsa,
Gerçek güvenlik budur. Her köşe başında üniformalı görmek, tek başına huzurun garantisi olmaz. Çünkü korkunun büyüdüğü yerde, tedbir de artar.
🪞Asıl Soru Şu Değil mi?
Belki de mesele polis sayısını artırmak değildir.
Asıl soru:
Çünkü bir ağacın yapraklarını budamak kolaydır; ama kök çürümeye başlamışsa, ona baltayla değil, akılla yaklaşmak gerekir.
📌 Son Söz
Devletin güçlü olmasına, polisin, jandarmanın, bekçinin görevini yapmasına karşı değilim.
Ama insan yine de sormadan duramıyor:
Eğer huzur gerçekten artıyorsa, neden tedbirler sürekli çoğalıyor?
Çünkü bazen büyüyen şey güvenlik değil, insanların içindeki güven eksikliğidir.
Unutmayalım ki bir toplumun en sağlam karakolu vicdan, en güçlü polisi ise adalettir. Vicdan çökerse üniforma artar; ama huzur artmaz.
----
Kurutur memlekette açan bütün gülleri.
Zalime yoldaş olur o kürsünün dilleri,
Adaletin bittiği, mülkün çöktüğü yerde;
Kaos gelir kapıya, derman bulunmaz derde!
Hak yiyen baş köşede, hırsızlar itibar görür,
Hak yiyen baş köşede, hırsızlar itibar görür,
Mazlumun hukuku sokaklarda sürünür.
Güven denilen kale, bir gecede devrilir,
Adaletin bittiği, bağın koptuğu yerde;
Kaos gelir kapıya, ferman okunur şerde!
Ormanın kanunları şehre indiği zaman,
Ormanın kanunları şehre indiği zaman,
Kimse kimseden artık, bekleyemez bir eman.
Güçlü zayıfı ezer, vermez zerre bir aman,
Adaletin bittiği, kantar kaçtığı yerde;
Kaos gelir kapıya, kan sıçrar her bir ferde!
Ne mahkeme duvarı, ne kanun kalır baki,
Ne mahkeme duvarı, ne kanun kalır baki,
Herkes kendi hakkını, kendi arar illaki.
O gün devlet sarsılır, zehir doldurur saki,
Adaletin bittiği, vicdan sustuğu yerde;
Onu ayakta tutmak, her vicdanın borcudur.
Tuz koktuğu o an ki, öter kıyametin borusudur,
Adaletin bittiği, hakkın söndüğü yerde;
Kaos gelir kapıya, düzen gömülür yere!
Ahmet ATAM
