Hayallerin gerçekleşmemesinin en büyük nedeni ne coğrafya ne de kaderdir. 50 yıllık esnaflık tecrübemle söylerim ki, hayalleri yıkan asıl sebep liyakatsiz ve basiretsiz siyasetçilerin yönettiği rejimlerdir.
Coğrafya bahane,
Kader teselli,
Asıl suçlu ise yönetim beceriksizliğidir. Bir ülkede hukuk, adalet ve liyakat çöktüğünde, vatandaşın hayali de çöker.
Hayallerin Gerçekleşmemesinde En Büyük Etken: Coğrafya mı, Kader mi, Yoksa Basiretsiz Siyasetçiler mi?
2001 Ocak ayında emekli oldum.
O gün, Ege’nin sessiz bir koyunda tonoza bağlı küçük bir kayık hayalini kuruyordum. Balıkçılarla dostluklar, uygun rüzgârda kısa yolculuklar...
Sahile sıfır, iki göz odalı bir ev.
İnce tekerlekli bir bisiklet, birkaç tişört, bir mont.
Akşamları deniz kenarında yürüyüşler.
O hayallerin üzerinden çeyrek asır geçti. Şimdi fark ediyorum ki 50 yaşımdan sonraki hayallerim, çocukların hayal dünyası kadar boşmuş.
"Artık emekliler hayallerinden vazgeçti; geçinebilme, barınabilme, tedavi olabilme seviyesinde. Hiç olmazsa hayaller yıkılmasaydı, kimseye zararı yoktu!"
🏛️ Çeyrek Asırda Bin Yıllık Felaket
50 yıllık ticaret hayatımda şunu fark ettim: Bir ülkenin düzeni bozulursa, halkın hayalleri de bozulur. Çeyrek asırda, normalde bin yılda görülmeyecek kadar hukuksuzluk, adaletsizlik ve yolsuzluğu en yoğun şekilde yaşadık. Artık hayal kurmayı bırakıp aklımızı koruma noktasına geldik.
Hayaller küçük bir balıkçı kayığını, karavanı değil; acaba 3 kuruşumu çaldırmamak için ne yapmalıyım safhasında! Geçmiş satıldı, 24 yıl çığlık çığlığa, gelecek zifiri karanlık. İnsan onurunun, haysiyetinin, gururunun yıldırım hızıyla işportaya düşmesini kahrolarak seyrediyoruz.
Hayal kurmak, tezgâhın arkasında çay demlemeye benzer. Ocağın yanıyorsa, suyun kaynar. Ama ocağı söndürürlerse, ne çay demlenir ne de hayal. Önce ocağını korumalısın.
"Coğrafya kaderdir" diyenlere aldanma. Coğrafya bahane, kader teselli, asıl suçlu yönetim beceriksizliğidir. Yanlış yönetilen bir ülkede en güzel coğrafya bile zindana döner.
📊 Hayal mi, Gerçek mi? Karşılaştırma Tablosu
| Hayal Edilen | Gerçekleşen | Sorumlu |
|---|---|---|
| Ege'de balıkçı kayığı | 3 kuruşu çaldırmama telaşı | Liyakatsiz siyasetçiler |
| Karavanla Türkiye turu | Barınma ve tedavi derdi | Basiretsiz rejimler |
| Sahilde akşam yürüyüşü | Hukuksuzluk ve yolsuzluk izleme | Demagog yöneticiler |
| Sadık bir köpekle ıssız yürüyüş | İnsan onurunun işportaya düşüşü | Adaletsiz sistem |
Mevlana, “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” der. Ama bizde dün de satıldı, bugün de ipotek altında.
Yirmi dört yıl çığlık çığlığa geçti, gelecek ise kapkaranlık. İnsan onurunun, haysiyetinin ışık hızıyla pazara düşüşünü kahrolarak izliyoruz.
Tamam, ülke iliğine kadar soyuldu da hayallerimizin hesabını kim verecek?
Benim küçük kayığım, o karavan, o köpek…
Kimseye zararı olmayan masum hayallerdi.
Onları kim çaldı?
Bildiğim tek şey şu: Mahkeme-i kübrada para pul geçmez, vicdanın terazisi kurulur. O gün o küçük kayığın hesabı da sorulur.
Hayallerin gerçekleşmemesinde en büyük etken coğrafya mıdır?
Hayır, coğrafya sadece bir bahanedir. Asıl etken, o coğrafyayı yönetenlerin liyakatsizliği ve basiretsizliğidir.
Kader, hayallerin gerçekleşmemesini açıklar mı?
Kader, teselli olarak kullanılır ama yönetim hatalarının sorumluluğunu örtmez. Kader, çürük tahtadan kayık yapanın değil, fırtınaya yakalananın tesellisidir.
Emekliler neden hayallerinden vazgeçti?
Çünkü geçinebilme, barınabilme ve tedavi olabilme seviyesine indirgendiler. Hayal kuracak ekonomik ve psikolojik güçleri kalmadı.
Rejimlerin ve siyasetçilerin etkisi nedir?
Hukuk, adalet ve liyakat çökerse, vatandaşın hayali de çöker. Siyasetçiler sadece yönetmez, aynı zamanda halkın hayal gücünü de şekillendirir.
Hayallerimizin hesabını kim verecek?
Bu sorunun cevabı, o çürük tahtayı ortaya çıkaranlardadır. Hesap sormak, demokrasinin ve adaletin gereğidir.
Bir tahta kayık düşledik sığ bir limanda,
Tonozda sallanan dingin bir can idik.
Gönül bir lokma, bir hırka arardı cihanda;
Kendi hâlinde yaşayan bir garip kul idik.
Hayal kurduk, düştük yayla yollarına,
Ege'ye Akdenizin mavi koylarına...
Biz rüzgârı sırdaş, dağı derman bilirdik.
Kırıldı odun kantarında kuyumcu mizanı,
Liyakatsiz bezirgân kapladı dört bir yanı.
Kaderdir deyip yutturdular bunca ziyanı;
Hani nerede gençliğin tezgâhtaki teri?
İşportaya düşürdüler arı, edebi.
Çeyrek asırda tükendi ömrün son seher yeli,
Sureti insan olan kifayetsizlerden utandık.
Ey Atam, neylesin nefs-i emmâreye kanan?
Hakkın terazisidir elbet bir gün kurulan.
Kese boşalır, akar gider elde kalan;
Biz çalınan hayalin hesabına dayandık.
“İnsanın parasını kaybetmesi fakirliktir. Yarına dair umudunu kaybetmesi ise daha ağır bir yoksulluktur.”
KENDİME YAZILARIM
🔍 BENİ GOOGLE'DA BUL© 2026 | "Kader, çürük tahtadan kayık yapanın değil, fırtınaya yakalananın tesellisidir."





Yorum Gönder