no fucking license
Bookmark

TÜRKİYE İÇ SAVAŞA MI GİDİYOR EKONOMİ AÇILIM SÜRECİ VE SİYASAL İSLAM TOPLUMU NEREYE SÜRÜKLÜYOR


Türkiye İç Savaşın Kıyısında mı?

Ekonomi Çökerken, Siyasal İslam Yükselirken, Toplum Fay Hatlarında Çatırdarken

Türkiye’de kötüye giden ekonomi, tartışmalı açılım süreci, mülteci krizi ve yükselen siyasal İslam, iç savaşa giden yolu mu hazırlıyor?

Çocukluğumda iç savaş denince akla hep uzak diyarlar gelirdi; Afrika, Orta Doğu, Balkanlar… Şimdi haritaya bakıyorum, pusula şaşmış, ok doğrudan burayı gösteriyor: Türkiye. Yine de kimse “iç savaş” demiyor, çünkü bizde her şey adı konmadan yaşanır.

Ekonomi Dibe Vurmuşken: Aç İnsan Sessiz Kalır mı?

Önce şu ekonomi meselesine değinelim. Markete giriyorsun, etiketler sana dik dik bakıyor; sen gözünü kaçırıyorsun. Maaş daha ayın ortasında eriyip gidiyor. Emekli pazardan yarım kilo meyve alırken torbaya değil, vicdanına bakıyor.

Yoksulluk sessiz bir sabır değil, biriken bir öfkedir.
Tarihte hiçbir toplum uzun süre aç kalıp da “efendi efendi” oturmamıştır. Fransız Devrimi romantik bir fikir patlaması değildi; ekmek yoktu. Bizde de ekmek küçülüyor, sabır da onunla beraber azalıyor.

Açılım Süreci mi, Toplumsal Fay Hattı mı?

Bir de şu yeni açılım meselesi var. Kim neyi başlatıyor, neyi kapatıyor belli değil. Kapalı kapılar ardında konuşulanlar, halkın sofrasına şüphe olarak düşüyor. 
Üstüne bir de Öcalan’ın serbest bırakılması ihtimali ekleniyor. 

Bu, savunmak ya da karşı çıkmak meselesi değil; toplumun sinir uçlarına çivi çakmak demek. Bir ülkede bir kesim “barış” derken, diğer kesim “ihanet” diyorsa, orada barış değil, sessiz bir gerilim vardır. Ve o gerilim, er ya da geç patlar.

Mülteciler: Aynı Tencerede Kaynayan Öfke

Mülteciler meselesi…  
Kusura bakılmasın ama bu artık insani bir dram olmaktan çıkıp toplumsal bir basınç kazanına dönüştü.  

İş yok, ev yok, kiralar uçmuş…  
Ama sokakta her dil var, her bayrak dalgalanıyor.  
Fakir Türk ile fakir Suriyeli karşı karşıya getirildi.  
İktidar yukarıdan izlerken, alt katlarda insanlar birbirini yiyor.  

Bu, tarih boyunca en tehlikeli senaryodur:  
Yoksulu yoksula kırdırmak. 

Siyasal İslam ve Köktendincilik: Laikliğin Tabutuna Çakılan Çiviler

Ve gelelim asıl meseleye…
Siyasal İslam liderliğindeki köktendincilik.

Bu ülkede laiklik artık anayasal bir ilke değil, nostaljik bir hatıra gibi anılıyor.
Tarikatlar holdinge, cemaatler kadro merkezine, şeyhler kanaat önderine dönüşmüş durumda.

Bilim geri çekiliyor, sorgulamak ayıp sayılıyor, biat erdem olarak pazarlanıyor.
Bu, modern bir toplumda geri vitese takmak anlamına geliyor.

Laik yaşam tarzını benimseyenlerle, dini referansla yaşayanlar arasındaki mesafe giderek artıyor.
Bu mesafe kapanmıyor; aksine derinleşiyor.

İç Savaş Silahla Başlamaz, Zihinde Başlar

Şimdi biri çıkıp “Abartıyorsun, sokakta tank yok” diyecek. Oysa iç savaş tankla başlamaz; önce dil sertleşir, sonra komşular birbirine yabancılaşır. Ardından “biz” ve “onlar” ayrımı derinleşir. En sonunda silah ortaya çıkar. Bugün Türkiye’de insanlar...
 
– Aynı kahvede oturamıyor  
– Aynı sofrada konuşamıyor  
– Aynı geleceği paylaşamıyor Bu, iç savaşın fragmanıdır.  

Son Söz: Bu Gidişat Tesadüf Değil

Ekonomi çöküyor, toplum giderek kutuplaşıyor. Laiklik erozyona uğruyor, mülteci krizi yönetilemiyor, açılım süreci ise belirsizlik içinde. Bu bir tesadüf değil, bu kontrollü bir kaos. Ancak kaos er ya da geç kontrolden çıkar ve o gün geldiğinde kimse “ben bilmiyordum” diyemez. 

Çünkü bu ülke bağırarak değil, susarak iç savaşa sürüklenir. Tokadı buraya koyuyorum; uyanan uyanır, uyuyan zaten uykusunu seçmiştir.


Ahmet ATAM'dan Hikmetli Sözler

"Bir ülkeyi dış düşman değil, adaleti bitmiş ekonomi, kontrolsüz göç ve toplumsal fay hatlarını kaşıyan siyasal körlük yıkar. Bugün barış diye pazarlananlar, yarının kaos senaryoları olmasın?"

Türkiye İç Savaşın Eşiğinde mi? Ekonomik Çöküş, Sığınmacı Krizi ve Siyasal İslam Kıskacı!

Bugün "KENDİME YAZILARIM" köşesinde suya sabuna dokunmayan değil, tam aksine o suyun neden bu kadar bulandığını sorgulayan bir analizle karşınızdayım. Memleketin hali ortada; bir yanda açlık sınırında can çekişen ekonomi, diğer yanda "açılım" adı altında Öcalan üzerinden yürütülen belirsiz süreçler. Üstüne bir de demografik yapımızı tehdit eden kontrolsüz mülteci akını ve köktendinciliğin yükselişi eklenince sormadan edemiyoruz: Biz nereye gidiyoruz?

Toplumun her kesimi farklı bir yerden geriliyor. Bir grup geçim derdindeyken, diğer grup sokağındaki yabancıdan tedirgin. Siyasal İslamın gölgesinde yükselen radikalleşme ise toplumsal barışı dinamitliyor. Bu dört koldan gelen kuşatma, Türkiye için bir iç savaş tehlikesi mi? Eğer önlem alınmazsa, bu gerilim hattının kopması an meselesidir!

Tehlike Çanları: Toplumsal Fay Hatları

Kriz Alanı Mevcut Durum Olası Risk
Ekonomi Yüksek enflasyon, derin yoksulluk. Açlık isyanları ve sosyal patlamalar.
Yeni Açılım / Öcalan Hukuki ve siyasi belirsizlik. Milli reflekslerin çatışması.
Mülteci Sorunu Kontrolsüz nüfus ve kültürel çatışma. Mahalle bazlı etnik çatışmalar.
Köktendincilik Seküler yapıya karşı baskı artışı. Yaşam tarzı üzerinden kutuplaşma.

Bu tablodaki her bir madde, tek başına bir ülkeyi sarsmaya yeterken, biz dördüyle birden aynı anda boğuşuyoruz. Siyaset kurumu çözüm üretmek yerine gerilimi tırmandırarak kendi koltuğunu sağlama alma derdinde. Ancak unutulmasın; toplumdaki bu birikmiş öfke bir kez patlarsa, kimse o enkazın altından kalkamaz!

Merak Edilen Sorular: Türkiye Nereye?

Öcalan'ın serbest kalması toplumu nasıl etkiler?

Bu durum, şehit yakınlarından milliyetçi kesimlere kadar geniş bir kitlede onarılamaz yaralar açar ve toplumsal infial riskini en üst seviyeye taşır.

Mülteci krizi bir iç savaş tetikleyicisi olabilir mi?

Ekonomik daralma ile birleşen mülteci sorunu, yerli halk ile sığınmacılar arasında kaynak paylaşımı kavgasına ve dolayısıyla fiziki çatışmalara zemin hazırlamaktadır.

Köktendincilik laikliği tamamen bitirir mi?

Siyasal İslamın devlet kadrolarındaki hegemonyası, anayasal güvenceleri zayıflatmakta ve toplumun seküler kesiminde bir beka sorunu algısı yaratmaktadır.

Günün Ana Fikri

"Açlık ve adaletsizliğin olduğu yerde barış bir lütuftur; sığınmacı ve radikalizmle kuşatılmış bir ülkede ise barış, pamuk ipliğine bağlı bir mucizedir."

🔍 Dijital Ayak İzi
Yorum Gönder

Yorum Gönder

Yorumlarda lütfen saygılı olun