Tarihin çöplüğüne atılan her devlet arkasında sadece sınır taşlarını bırakmaz.
Bir uğultu bırakır.
Bir “keşke” bırakır.
Bir de kulak tırmalayan bir çığlık…
O çığlıkların en yankılısı: Yugoslavya.
Altı cumhuriyet.
Üç din.
Say say bitmeyen kimlikler.
Kâğıt üstünde “birlik ve kardeşlik”, sahada ise “kimlik kimliğe girsin” modu.
Peki soru şu:
🧩 “Çok Kültürlülük” Romantizmi mi, Kimlik Gerilimi mi?
Yugoslavya modeli şuna benziyordu:
Aynı apartmanda altı daire, herkesin müziği ayrı ama ses yalıtımı sıfır, “Çok kültürlülük” dediler.
Birlikte zenginlik” dediler.
Ama kimlikler bir noktadan sonra folklor olmaktan çıkıp siyasi bayrağa dönüştü.
Romantizm başka, realite başka.
Çok kültürlülük eğer ortak bir üst kimlikle dengelenmezse, bir süre sonra şu soruya evriliyor:
“Biz niye birlikteyiz ki?”
Yugoslavya’da bu soru soruldu.
Ve cevap masa başında değil, sokakta verildi.
🌍 “Batı Kışkırttı” Demek Yeterli mi?
Evet, dış müdahaleler vardı.
Evet, jeopolitik hesaplar döndü.
Ama dürüst olalım:
Dışarıdan kibrit atan olur da içeride benzin yoksa yangın çıkar mı?
Yugoslavya’da içeride ekonomik kriz, kimlik gerilimi ve merkezi otorite zayıflığı vardı.
Yani mesele sadece “Batı yaptı abi” diye geçiştirilecek kadar basit değil.
🇹🇷 Türkiye Aynı Yolda mı?
Şimdi gelelim can alıcı yere.
Türkiye, Yugoslavya mı?
Hayır.
Ama bazı başlıklar dikkat çekici:
🧳 Göçmen Meselesi
Göç yönetimi zayıf olursa ne olur?
Toplumsal gerilim artar.
Ekonomik sıkışma kimlik tartışmasına dönüşür.
Mahalle değişti” hissi siyasallaşırsa iş büyür.
📜 Anayasa Tartışmaları
Anayasa dediğin şey, devletin çimentosu.
Çimentoyu değiştirirken binanın kolonlarına dikkat etmezsen, estetik yapayım derken statik bozarsın.
Kimlik, vatandaşlık tanımı, yerel yönetim yetkileri gibi konular hassas.
Yugoslavya’da federal yapı gevşedikçe merkez çözüldü.
🎭 Çok Kültürlülük
Türkiye zaten çok katmanlı bir toplum.
Ama burada fark şu:
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan güçlü bir devlet geleneği ve ortak tarih bilinci var.
Yugoslavya’da “ortak tarih” anlatısı zayıftı.
Türkiye’de ise Kurtuluş Savaşı gibi kurucu bir travma ve zafer hikâyesi var.
Bu az buz bir tutkal değil.
🧠 Asıl Soru Şu Değil mi?
Bölünme riski var mı?
Her ülke için potansiyel risk vardır.
Ama risk ile kader aynı şey değil.
Türkiye’de esas mesele şu:
Farklılıklarımızı siyasal fay hattına mı dönüştüreceğiz, yoksa kültürel zenginlik olarak mı tutacağız?
Aradaki çizgi ince ama yönetilebilir.
⚖️ Yugoslavya’dan Ders Ne?
- Ekonomik kriz kimlik siyasetini besler.
- Zayıf merkez, güçlü ayrılıkçı dili doğurur.
- Ortak üst kimlik zayıflarsa alt kimlikler siyaset olur.
- Dış müdahale, iç zafiyet varsa işe yarar.
Ama gerçek analiz bağırmakla değil, soğukkanlılıkla yapılır.
🎯 Sonuç: Korku mu, Akıl mı?
Yugoslavya’nın çığlığı bize şunu diyor: “Kimliklerle oynarsan, ekonomiyle oynarsan, devlet aklını zayıflatırsan… sonuç ağır olur.”
Ama Türkiye’nin sosyolojik yapısı, tarihsel sürekliliği ve güçlü devlet refleksi Yugoslavya’dan farklı.
Yani mesele “bölünüyoruz mu?” paniği değil.
Mesele, toplumsal dengeyi akılcı yönetip yönetemediğimiz.
Kısacası:
Yangın ihtimali konuşulur ama sürekli “yanıyoruz” diye bağırmak da evi ısıtmaz.
Sen ne diyorsun? Çok kültürlülük bir zenginlik mi, yoksa iyi yönetilmezse risk mi?
Tartışalım ama kavga etmeden.
Sessiz Çığlık
Oysa her çizgi,
Bir milletin kesilmiş damarını gizler.
Yugoslavya…
Altı başlı bir ejderhaydı,
Batı’nın nefesiyle boğuldu,
Her baş kendi dişine kurban gitti.
Bir zamanlar aynı bayrak altında
Aynı sofrada ekmek bölüştüler,
Şimdi aynı sınırda diken tellerini büyütüyorlar.
Komşu değil,
Kardeş katili oldular.
Ve şimdi,
Aynı gölge Anadolu’ya düşüyor.
Çok kültürlülük dediler,
Oysa maske altındaki yüz,
Bir kimlik cenazesiydi.
Herkese şatafatlı bir isim verildi,
Yalnızca “Türk”
Bir suç duyurusu gibi fısıldandı.
Anayasa,
Bir milletin tapusu değil midir?
Mürekkebi kazıdılar,
Türk kelimesini silmeye yeltendiler.
Türkiye milleti dediler,
Renksiz, kokusuz, bir kimliksizlik tarifi…
Tıpkı Yugoslavya’da olduğu gibi
Önce kelimeler öldürüldü,
Sonra insanlar.
Göçmenler akın etti,
Şehirler, yeni Babil kulelerine döndü.
Diller karıştı, aidiyet eridi,
Toprak sessizce bir koloniye çevrildi.
Demografi,
Milletin kalbine çizilen yeni harita oldu.
Ve soruyorum:
Bir millet, adını kaybederse
Hangi şarkıyı söyler çocuklarına?
Bir halk, kimliğini gömerse
Hangi bayrağı açar cenazesinde?
Kardeşlik sloganları
Bugünün balkonlarında yankılanıyor.
Ama yarın,
Aynı sloganın hangi cephede,
Hangi silahın ucunda deneneceğini
Kim biliyor?
Sonunda tarih fısıldıyor:
Kimliksizleştirilen her millet,
Önce zihinde sömürgeleşir,
Sonra toprakta parçalanır.
Ve yankılanıyor Yugoslavya’nın hayaleti: İbret almayan, tarih olur.
Bakın efendiler; Yugoslavya bir masal değil, bir ibret vesikasıdır. Altı tane devlet, üç tane din, sayısız etnik köken... Tito varken herkes arkadaştı, kardeşten öteydi. Ne zaman ki 'çok kültürlülük' romantizmi adı altında kaşımalar başladı, Batı o meşhur parmağını içeri soktu, işte o zaman kardeş kardeşi boğazladı.
Şimdi bize bakıyorum; sığınmacı sorunu bir yandan, anayasa tartışmaları diğer yandan, 'herkes kendi kafasına göre yaşasın' diyen bir kimlik karmaşası... Lan uyanın! Bu yolun sonu Saraybosna’nın pazar yerindeki o kanlı gömleklerdir. Yugoslavya'nın çığlığı bize 'kendine gel' diyor. Sosyal medya romantizmini bırakın da vatanın dikişlerine sahip çıkın!
| Konu | Sokak Mantığı | Benim Terazim |
|---|---|---|
| Yugoslavya Örneği | Onlar zaten sevmezdi birbirini, bizde olmaz. | Kibirli olma! Fitne bir girdi mi, 40 yıllık komşun kapına cellat diye gelir. |
| Çok Kültürlülük | Herkes gelsin, rengarenk oluruz ne güzel. | Gökkuşağı güzeldir ama devlet betonla, ortak akılla durur. Renkleri ayrıştırırsan fırtınada savrulursun. |
| Göçmen Sorunu | Ensar-Muhacir dedik, sevaptır. | Demografi kaderdir! Nüfusun yapısıyla bu kadar oynarsan, yarın kendi ülkende azınlık olursun. |
Büyük Yıkımın Anatomisi: Sıkça Sorulanlar
Yugoslavya neden bir gecede dağıldı?
Bir gecede olmadı aslanım. Yıllarca içeriden kaşıdılar, ekonomik krizle milleti birbirine düşürdüler. En sonunda 'özgürlük' vaat eden Batı, hepsini birer küçük yem yapıp masaya servis etti.
Türkiye benzer bir tehlike altında mı?
Eğer göçmen politikasını düzeltmezsek ve 'kimlik anayasası' diye bir saçmalığa girersek, evet. Unutma; devletin ortak dili ve ortak bayrağı dikiştir, o dikişi sökersen yara kapanmaz.
'Çok kültürlülük' neden tehlikeli olsun?
Kültür zenginliktir eyvallah ama devletin bir tane omurgası olur. Herkes kendi hukukunu, kendi gettosunu kurmaya kalkarsa orada devlet değil, ancak çatışma çıkar.
Batı’nın bu işteki rolü ne?
Batı, böl-parçala-yönet taktiğinin ustasıdır. Sana 'demokrasi' diye gaz verir, eline silahı tutuşturur, sonra da 'insan hakları' diye başına çöker. Yugoslavya’da aynısını yaptılar.
Paçayı nasıl sıyırırız?
Tek bir millet, tek bir bayrak ve sağlam bir hukuk etrafında toplanarak. Ayrıştırıcı dilden, mikro milliyetçilikten ve 'her gelene kapımız açık' mantığından vazgeçerek.
Günün Ana Fikri
Yugoslavya bir uzak ülke masalı değil, Türkiye için bir erken uyarıdır. Birliği sağlayan şey çok seslilik değil, o seslerin aynı marşı söyleyebilmesidir!



Yorum Gönder