AK PARTİ SEÇMENİ ERDOĞAN'DAN NEDEN VAZ GEÇMEZ
Bu makalede ise, “Ekonomik kriz varken neden oy tercihi değişmiyor?” sorusunu biraz ironiyle masaya yatırıyoruz.
Yazıya soruyla başlayalım ki birazcık canımız yansın:
------
Ne ayranımız kaldı kapta, ne de cepte beş kuruş para,
Vazgeç diyor şeytan ama, kalpteki yara başka yara!
Soğan ekmek yeriz elbet, feda olsun bu can sana,
Dünya bize düşman olmuş, umurumda olmaz bana!
Pazar yeri yangın yeri, etin rengini unuttuk,
Dış güçlerin oyunu bu, biz bu hapı çoktan yuttuk.
Maaş kuşa döndü lakin, duble yollar parıl parıl,
Aç karnına yol yürürken, sallanırız harıl harıl.
Eskiden tüp kuyruğu vardı, bak unutma o günleri!
Şimdi kuyruk yok diyorsan, görmüyorsun fakirleri.…
Varsın olsun, TOGG’umuz var, uçuyor göklerde Kaan,
Cepte para olmasa da, gururla doluyor insan!
Alternatif kim? deyince, hemen durur akan sular,
Gelen gideni aratır, diye fısıldar korkular.
Bir karizma, bir hitabet, ceketini assa yeter,
O giderse, maazallah, her günümüz bundan beter!
İşte böyle Ahmet dostum, akıl mantık arama,
Bu bir mantık davası değil, kalbe dolan kutsal dava!
Adalet mi? Hak hukuk mu? O da neymiş, geç bunları,
Sandık gelince unutulur hep, mazlumun bütün ahları…
Bu Sevda Neden Bitmez? "Bunca Yıl Sonra Hâlâ Neden?"
Yazıya soruyla başlayalım ki birazcık canımız yansın:
AK Parti seçmeni Erdoğan’dan neden vazgeçmez?
- Ekonomi yerle bir olmuşken, adalet terazisi kırılmışken,
- Eğitim çökmüşken,
- Gençler valiz toplarken…
Neden hâlâ "Reis"?
Cevap pek öyle kısa ve basit değil. Çünkü bu bir siyasi tercih değil artık. Bu bir kimlik, bir inanç, hatta yer yer tarikat sadakati.
Oy mu Bu, Biat mı?
AK Parti seçmeni için sandık, bir demokrasi aracı değil, sadakatin periyodik olarak yenilendiği bir törendir.
Mantık basittir:
Yanlış yapıyorsa da bizim yanlışımız.
Çünkü vazgeçmek; yanıldığını kabul etmek, kandırıldığını kabullenmek, yıllarca savunduğu her şeyin çöktüğünü görmek demektir.
Buna kaç yürek dayanabilir?
Ekonomi Batsın Ama Reis Ayakta Kalsın:
Market arabası boş, ama vicdan dolu.
Cüzdan delik, ekran ise açık.
Soğan pahalıysa suçlu bellidir: dış güçler, faiz lobisi, üst akıl, İsrail, Batı, hatta Marslılar.
Bir tek suçlu olmayan vardır: Erdoğan.
Çünkü Erdoğan hata yapmaz; yapsa da vardır bir hikmeti.
Dindarlık mı, Dindarlık Kostümü mü?
AK Parti seçmeni için din; ahlak, adalet ya da kul hakkı demek değildir.
Din, lideri kutsallaştırmanın bir aracıdır.
Anlayışı hâkimdir.
Oysa bu ülkede ezan, Erdoğan’dan önce de okunuyordu, ondan sonra da okunacak.
Bunu kabul etmek ise Reis’i fani görmek anlamına gelir, bu yüzden mümkün değildir.
Devlet Baba Değil, Reis Baba:
Eskiden devlet kutsal sayılırdı. Şimdi ise Reis, devleti adeta kendi mülküne dönüştürdü.
Devlet = Erdoğan, Erdoğan = Devlet.
Bu denklem bozulduğunda AK Parti seçmeninin dünyası sarsılır.
Çünkü ortada artık bir ülke değil, bir kişinin etrafında örülmüş psikolojik bir sığınak vardır.
Alternatif mi? Aman Ha!:
Muhalefet ne yaparsa yapsın, AK Parti seçmeni için hep şunları söyler:
- Terörist,
- Dinsiz,
- Batıcı,
- Vatan haini.
Çünkü bir alternatifin varlığı, mevcut tercihin sorgulanmasını gerektirir.
Ama sorgu yok, sorgu yasak.
Düşünmek ise tehlikeli Hatta Silivri'ye bir bilettir.
Vazgeçmek Yenilgi Demektir:
Bu insanlar Erdoğan’dan vazgeçerse, kendi gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalacaklar. Yılların propagandasını bir kenara bırakınca, çocuklarına anlatacak masalları kalmayacak.
Bu yüzden “Batsak da çıkarız, yeter ki Reis düşmesin” derler.
AK Parti seçmeni Erdoğan’dan vazgeçmez, çünkü bu, gerçeği kabul etmek demektir.
Gerçek ise şu:
AK Parti seçmeni Erdoğan’dan vazgeçmez, çünkü bu, gerçeği kabul etmek demektir.
Gerçek ise şu:
Bu ülke bir kişiye teslim edildi ve bedelini 85 milyon insan ödüyor.
Ama hâlâ alkışlayanlar var; çünkü bazıları için adalet değil, aidiyet daha değerlidir.
Ve en tehlikeli körlük, isteyerek kör olmaktır.
Ne ayranımız kaldı kapta, ne de cepte beş kuruş para,
Vazgeç diyor şeytan ama, kalpteki yara başka yara!
Soğan ekmek yeriz elbet, feda olsun bu can sana,
Dünya bize düşman olmuş, umurumda olmaz bana!
Pazar yeri yangın yeri, etin rengini unuttuk,
Dış güçlerin oyunu bu, biz bu hapı çoktan yuttuk.
Maaş kuşa döndü lakin, duble yollar parıl parıl,
Aç karnına yol yürürken, sallanırız harıl harıl.
Eskiden tüp kuyruğu vardı, bak unutma o günleri!
Şimdi kuyruk yok diyorsan, görmüyorsun fakirleri.…
Varsın olsun, TOGG’umuz var, uçuyor göklerde Kaan,
Cepte para olmasa da, gururla doluyor insan!
Alternatif kim? deyince, hemen durur akan sular,
Gelen gideni aratır, diye fısıldar korkular.
Bir karizma, bir hitabet, ceketini assa yeter,
O giderse, maazallah, her günümüz bundan beter!
İşte böyle Ahmet dostum, akıl mantık arama,
Bu bir mantık davası değil, kalbe dolan kutsal dava!
Adalet mi? Hak hukuk mu? O da neymiş, geç bunları,
Sandık gelince unutulur hep, mazlumun bütün ahları…
