15 TEMUZ DARBE Mİ YOKSA TÜRKİYE'Yİ DÖNÜŞTÜREN KÜRESEL BİR OPERASYON MU
15 Temmuz 2016 gecesi gerçek bir darbe miydi, yoksa arkasında ABD'nin olduğu, rejimi değiştirmek için kurgulanan bir istihbarat operasyonu mu?
Temmuz ayının tam ortasına gelmişken, kafam yine türlü sorularla dolu. "Kendime Yazılarım" köşesinde hep adaletin ve ahlakın peşinden gideriz ya; bugün de memleketin yakın tarihindeki en karanlık, en gizemli gecelerden birini kendi bakış açımla yorumlamak isterim..
Yaşı kemale ermiş bir esnaf emeklisi olarak, o günden beri televizyonlarda anlatılan hikâyelere değil, sokağın, vicdanın ve kendi aklının sesine kulak vermek benim tabiatımda var. Gelin, şu 15 Temmuz denilen kördüğümü, hiçbir korkuya kapılmadan, dürüstçe masaya yatıralım.
🧐 Gerçek Bir Darbe mi, Yoksa Kusursuz Bir Senaryo mu?
Şimdi bir an için gözlerinizi kapatıp o geceyi hatırlayın. Köprüye çıkan birkaç asker, havaya ateş açan tanklar, nedense önceden bilindiği halde engellenemeyen hareketlilikler... Bu memleket ne darbeler gördü; postalların sesini de biliriz, TRT’de bildiri okuyan asık suratları da. Ama bu seferki bir tuhaftı.
Soru şu: Yaşananlar gerçekten ordu içindeki bir grubun plansız, programsız bir kalkışması mıydı? Yoksa her adımı önceden hesaplanmış, kimin nerede duracağı, kimin “kahraman” kimin “yem” olacağı en ince ayrıntısına kadar belirlenmiş bir tiyatro muydu?
Bizim gibi ömrünü dükkân işletmekle, insan tanımakla geçirmiş insanlar bilir; eğer bir tezgahta çıraklar harcanıyor ama usta eskisinden daha kârlı kalkıyorsa o işte bir bit yeniği vardır. Bir grup toy askeri, belirsiz emirlerle sokağa sürüp halkın önüne atan irade, gerçekten o devletin içindeki hainler miydi, yoksa o hainleri maşa olarak kullanan daha büyük bir akıl mı?
Büyük Resimdeki Görünmez El: Arkasında ABD mi Vardı?
Okyanus ötesi demeden bu işler çözülmez. Yıllarca bu topraklarda kimlerin kimlerle iş tuttuğunu, kimlerin nerede beslendiğini gördük. İstihbarat operasyonu dediğin, iki günde planlanmaz. Bu işin arkasında, coğrafyayı kendi çıkarlarına göre şekillendirmek isteyen, ipleri Pentagon’un ve CIA’in elinde olan küresel bir gücün parmağı var mıydı?
Bence o gece sahnelenen oyunun yönetmeni çok uzaktaydı. Bizim saf yerli figüranlar ise kendilerini memleket kurtarıyor sandı. Sonuç mu? Bir taşla tam bir kuş katliamı yapıldı; hem ordu darmadağın edildi hem de küresel güçler Türkiye üzerinde oynamak istedikleri yeni kumarın zeminini hazırladı.
🏛️ Rejim Değişikliğinin Gizli Kaldıracı: Tek Adam Rejimine Giden Yol
Gelelim işin en can alıcı, en yakıcı noktasına... Olay bir darbe girişimi olarak başladı ama ertesi sabah, garip bir şekilde, “Allah’ın bir lütfu” diye tanımlandı. İşte asıl kritik cümle bu!
Eğer bir gelişme, ülkedeki tüm adalet mekanizmasını, liyakati ve anayasal kurumları yerle bir edip gücü tek bir elde topluyorsa, buna darbe değil, rejim değiştirme operasyonu denir. 15 Temmuz, bu ülkede parlamenter sistemin tabutuna çakılan son çivi oldu. Tek adam rejimine geçişin, denetimsiz ve sorgusuz sualsiz bir yönetim anlayışının meşruiyet zırhına dönüştürüldü.
İster istemez düşünüyor insan: O gece sokağa çıkan, tankın önüne yatan o temiz kalpli, vatansever insanlar gerçekten demokrasiyi mi savundu, yoksa kurulacak mutlak gücün kuruluş hikâyesine mi ortak edildi? Ahlak ve adalet terazisine koyduğunuzda, ibre ne yazık ki fena halde şaşıyor.
🕵️♂️ Sonuç: Büyük Bir İstihbarat Operasyonunun Anatomisi
Özetle, ortada ne tam anlamıyla bir askeri darbe var ne de basit bir tiyatro. Devletin en ince damarlarına sızmış bir çete, küresel güçlerin yönlendirmesiyle harekete geçirilmiş ve büyük oyuncular çoktan pozisyonlarını almış dev bir istihbarat operasyonu söz konusu.
Bir grup asker yem olarak kullanıldı; zarar gören ise kandırılan evlatlarımız ve o gece hayatını kaybeden masumlar oldu. Kazananlar mı? Koltuğunu sağlamlaştıranlar, rejimi kökten değiştirenler ve adaleti rafa kaldıranlar. Kalemimizi dürüst tutmak zorundayız; biz sustukça, sadece köşelerde fısıldaştıkça, meydan bu yalan rüzgarlarına kalıyor.
15 Temmuz Şiiri
Evelallah kalemi aldık ele,Mizanı kurmuşlar koskoca masada,
Biz biliriz darbenin hasını, hasosunu,
Allah'ın lütfu dedi biri o sabah,
İstihbarat kokuyor sokağın her yanı,
