- Doğal kaynakların dağılımı
- Ekonomik sistem
- Eğitim
- Sağlık
- Küresel ilişkiler ve
- Bireysel tercihler sayılabilir.
Fakirlik kader değildir; insanlar, onu azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için farklı yollarla mücadele edebilir. Örneğin, yoksullara daha fazla fırsat sunmak, adil bir vergi sistemi oluşturmak, yolsuzluğu engellemek, çevreyi korumak ve insan haklarını savunmak gibi.
Fakirlik nedir? Fakirlik kader midir?
Fakirlik, insanların karşılaştığı bir zorluk olabilir ama aynı zamanda onları daha güçlü, yaratıcı ve dayanıklı kılabilir. Fakirlik Türk milletinin kaderi değildir; ne yazık ki yanlış siyasi tercihlerin bir sonucudur. Açıkça söylemek gerekirse, böylesine zengin kaynaklara, yetişmiş iş gücüne ve stratejik bir konuma sahip bir ülke hâlâ fakirlikten kurtulamıyorsa bunun sebebi masum ve mütedeyyin halk değil, iktidarda kalıp yeniden seçilmeye odaklanan basiretsiz siyasetçilerin ekonomideki hatalı tercihleridir.
Faiz mi döviz Kuru mu hangisinin baskı altında tutulması gerek
Faizi tutmaya kalkarsanız kur, Kuru tutmaya kalkarsanız faiz alır başını gider
Her ikisini de aynı anda tutmak serbest piyasa ekonomilerinde mümkün değildir.
Kura müdahale yolunu seçtiğinizde
Yerli parayı değerli tutacağınız anlamı çıkar.
Değerli tuttuğunuz yerli para ile
Yabancı ülke mallarını daha ucuza almış görünür
Kısa vadede enflasyonu kontrol altına almış gibi görünürsünüz. Lakin yarın alacağınız yabancı mallara ödeyeceğiniz dolar cinsi parayı kendi üretim ve ihracatınız ile karşılayamıyorsanız, dış ticaretiniz de açık verirsiniz (cari açık)
Her ikisini de aynı anda tutmak serbest piyasa ekonomilerinde mümkün değildir.
Kura müdahale yolunu seçtiğinizde
Yerli parayı değerli tutacağınız anlamı çıkar.
Değerli tuttuğunuz yerli para ile
Yabancı ülke mallarını daha ucuza almış görünür
Kısa vadede enflasyonu kontrol altına almış gibi görünürsünüz. Lakin yarın alacağınız yabancı mallara ödeyeceğiniz dolar cinsi parayı kendi üretim ve ihracatınız ile karşılayamıyorsanız, dış ticaretiniz de açık verirsiniz (cari açık)
Bu açığı kapatmak içinde yine yabancı ülkelerden dış borç alırsınız. Yani diş ülkelerden hem borç para alarak faiz ödersiniz.
Hem de o ülkenin ürettiği malları alarak o ülkeyi finanse edersiniz.
Tam bir çiftte kazık.
Çok değerli tutulmuş bir paranız var ise özel sektör asla sanayi yatırımı yapmaz. Yabancı bir ülkenin acenteliğini alır
İthal ettiği ürünü iç piyasada satar.
İktidarlarında kısa vadede işine gelen bir uygulamadır. Sınırdan giren her hazır mamule önce
Gümrük vergisi
Sonra
KDV ve ÖTV uygular vergileri kasasına peşinen koyar.
İthal ettiği ürünü iç piyasada satar.
İktidarlarında kısa vadede işine gelen bir uygulamadır. Sınırdan giren her hazır mamule önce
Gümrük vergisi
Sonra
KDV ve ÖTV uygular vergileri kasasına peşinen koyar.
Aynı ürünü özel sektörün içeride ürettiğini varsayalım, ortalama bir fabrika beş yıl içinde kurulur ve hizmete girer, yatırım maliyetinin amortismanı minimum on yıllar alır.
Bu müddet içinde devlet yatırımcıdan gelir vergisi vs alamaz.
İktidarların Beklemeye tahammülü olmadığından,
İthal ikamesinde aldığı peşin ve nakdi vergileri muhafaza etme yoluna gider. Döviz kuru ve Faizi baskılar. Kısa bir dönem sahte cennet yaratır.
İktidarların Beklemeye tahammülü olmadığından,
İthal ikamesinde aldığı peşin ve nakdi vergileri muhafaza etme yoluna gider. Döviz kuru ve Faizi baskılar. Kısa bir dönem sahte cennet yaratır.
Faturayı hep gelecek kuşaklara öteler
Bu tür siyasetçiler kendi kısa ikballeri için ülke geleceğini satarlar
Bu tür siyasetçiler kendi kısa ikballeri için ülke geleceğini satarlar
Gelelim özel sektöre
Bir ofis ve bir telefon yatırım maliyetidir
Sistemin tıkanacağını bildiğinden kazancını hemen dövize çevirir ve yurt dışına transfer eder
Lakin soyulan ülkedir ve ülkenin geleceğidir.
Soygunun maliyeti gelecek kuşaklara ötelenir durur.
Sonuç olarak sun'i şekilde baskı ile değerli tuttuğunu yerli para aslında sizin Azrail'inizdir
Faizi kontrol altında tuttuğunuzda. Yabancı para birimleri değer kazanır.
İthal ürünler değer kazanır pahalı hale gelir.
Sanayici ithal ikamesinden yerli üretime geçmek zorunda kalır
Türkiye gibi çok uzun yıllar ithal ikamesi ile ekonomisini döndürmek zorunda olan ülkeler için önceleri tahammül etmek çok zordur.
Bir ofis ve bir telefon yatırım maliyetidir
Sistemin tıkanacağını bildiğinden kazancını hemen dövize çevirir ve yurt dışına transfer eder
Lakin soyulan ülkedir ve ülkenin geleceğidir.
Soygunun maliyeti gelecek kuşaklara ötelenir durur.
Sonuç olarak sun'i şekilde baskı ile değerli tuttuğunu yerli para aslında sizin Azrail'inizdir
Faizi kontrol altında tuttuğunuzda. Yabancı para birimleri değer kazanır.
İthal ürünler değer kazanır pahalı hale gelir.
Sanayici ithal ikamesinden yerli üretime geçmek zorunda kalır
Türkiye gibi çok uzun yıllar ithal ikamesi ile ekonomisini döndürmek zorunda olan ülkeler için önceleri tahammül etmek çok zordur.
Yokluklar.
Hayat pahalılığı ve hatta
Karaborsa ortaya çıkar
Hayati derecede ürün ve hizmet yatırımları ön plana alınarak orta vadede bu sorun aşılabilir
İktidar ve belediyelerin halka şirin görünecek yatırımlardan vazgeçip bir dönem kendilerini feda etmelerini gerektirir.
Hayat pahalılığı ve hatta
Karaborsa ortaya çıkar
Hayati derecede ürün ve hizmet yatırımları ön plana alınarak orta vadede bu sorun aşılabilir
İktidar ve belediyelerin halka şirin görünecek yatırımlardan vazgeçip bir dönem kendilerini feda etmelerini gerektirir.
Fakirliği ve enflasyonu önlemek için ne yapılmalı
En önemlisi de denk bütçedir. İster faize ister dövize müdahale et.
Denk bütçe yapamıyorsan.
Topladığın vergileri hoyratça harcıyorsan. Devlet olarak saltanat sürüyorsan asla iki yakan bir araya gelmez.
Her müdüre bir makam arabası, bir odacı bir şoför.
Olmaz...
Kendi arabasını kendi kullansın, kendi ofisini kendi temizlesin.
Denk bütçe yapamıyorsan.
Topladığın vergileri hoyratça harcıyorsan. Devlet olarak saltanat sürüyorsan asla iki yakan bir araya gelmez.
Her müdüre bir makam arabası, bir odacı bir şoför.
Olmaz...
Kendi arabasını kendi kullansın, kendi ofisini kendi temizlesin.
Davetler, kutlamalar seyahatler, oda teşrifatları, yeni kamu binaları, bedava çaylar kekler, yatta yuvarlan parklar bahçeler vs.
Hiç olmazsa bir dönem.
Vatandaş halk otobüsüne binemez iken, kamunun saltanat sürmesi sosyal Barış'a da bir büyük darbedir.
İmam osurur ise cemaat sıçar diye atasözü boşuna asırlardır söylenmemiş
Fakirlik kader değildir, siyasilerin yanlış tercihlerinin sonucudur, Ülkenin tüketim ve saltanat çılgınlığına değil, yatırım seferberliğine (taşa betona değil) ihtiyacı vardır.



Yorum Gönder