TANRI MASUMLARA NEDEN YARDIM ETMİYOR

Masumların acısı, kader, insanın sınavı ve duanın anlamı üzerine düşündürücü bir bakış

Tanrı neden her kötülüğe müdahale etmez? Peki, bu durumda dua etmenin anlamı nedir?


Bazen öyle haberler görüyorum ki, televizyon sessiz kalıyor ama vicdanım asla susmuyor. Tecavüze uğrayan küçücük bir çocuk, öldürülen masum bir insan, hakkı elinden alınan gariban, savaşta parçalanan bebekler... İşte tam o an, insanın aklına tek bir soru geliyor: “Tanrı neredeydi?” Bu soruyu sormak isyan değil, vicdanın ateşe değmiş hâlidir.

🔥 Eğer Bu Bir Sınavsa...


Çoğu insan, “Bu dünya bir imtihandır.” diye cevap veriyor. 
Peki… 
Sınava giren kim? 
Tecavüze uğrayan çocuk mu, yoksa tecavüz eden mi? 
Öldürülen masum mu, yoksa katil mi? 
Eğer sınav zalimin sınavıysa, masum neden o sınavın sorusu olmak zorunda? 
Bazen düşünüyorum… 
Masum insanlar, başkalarının günahını taşımak için yaratılmış köprü taşları gibi görülüyor. 
Bu düşünce, içimde ağır bir yük gibi büyüyor.
 

🌪️ Kader mi, Özgür İrade mi?


Bir cevap geliyor: “Kader.” Tam da burada zihnim karışıyor. 
Eğer her şey kaderse, benim duam neyi değiştirecek? 
Eğer değiştiriyorsa kader değişebilir demektir. 
Değişmiyorsa neden dua ediyoruz? Asıl düğüm burada. 🌧️ 

Peki, dua nedir? 
Belki dua, gökyüzünü değiştirmek değil; insanın kendi içindeki gökyüzünü değiştirmesidir. 
Ama bu sefer de başka bir soru doğuyor: 
Madem dua sadece beni değiştiriyor, masum çocuğu kim koruyacak?
 

🕊️ Belki Tanrı Ellerimizi Bekliyordur

 
Bazıları şöyle diyor: "Tanrı insanlara akıl verdi. kötülüğü durduracak olan sizsiniz."
Bu düşünce bana diğerlerinden daha yakın geliyor.
Belki Tanrı, gökyüzünden inmeyi değil, insanların birbirinin duası olmasını istiyordur.
Belki yardım, mucize şeklinde değil, vicdan şeklinde geliyordur.
Ama kabul edelim, insan bazen yine de gökten uzanacak bir el bekliyor.
Çünkü bazı acılar, insan omzunun taşıyabileceğinden daha ağır geliyor.

🌊 Dua Bir Anahtar mı, Yoksa Bir Ayna mı?


Belki de biz yıllardır duayı yanlış yorumladık. 
Onu kapıyı açan bir anahtar sandık. 
Oysa belki de dua, bize kendimizi gösteren bir aynaydı. Aynaya baktığımızda görüyoruz ki, kötülüğü durduracak olan eller bizim ellerimiz, adaleti kuracak olanlar yine biz insanlarız. 
Tanrı belki de bize sürekli aynı şeyi fısıldıyor: "Ben size vicdan verdim."
 

⚖️ Benim Kafamı Kurcalayan Asıl Soru


Hâlâ kesin bir cevaba ulaşamadım.  
Ama şunu biliyorum:  
Bir çocuğun gözyaşı, bütün felsefe kitaplarından daha ağırdır.  
Bir annenin çığlığı, bin vaazdan daha gür çıkar.  
Ve masumun sessizliği, gökyüzüne yükselen en güçlü duadır.  
 
🌌 Son Söz

Belki de biz yıllardır yanlış soruyu soruyoruz. “Tanrı neden yardım etmiyor?” yerine, “İnsan Tanrı’nın ona verdiği vicdanı neden kullanmıyor?” diye sormalıyız. 
Çünkü bazen gökyüzü sessiz değildir; sadece insanlar, birbirinin sesini bastıracak kadar gürültülüdür. 
Ve belki de vicdan , göğe yazılmış bir mektup değil, insanın vicdanına bırakılmış bir emanettir.

✍️ Not: Bu yazı, hiçbir inancı hedef almadan, insanın vicdanında yankılanan eski bir soruyu sorgulamak amacıyla kaleme alınmıştır. Hedef hüküm vermek değil, düşünmeye davet etmektir.

KADER İLE İRADE ARASINDA: KİM ÇİZDİ BU YOLU?


Hangi taşı kaldırsam, altından sızar ahım,
Kendi ektiğim tohum, adı niye günahım?
Kaderimmiş deyip de çekilmek kolay ama,
Aklı veren Hak ise, nerede ey eyvahım?

Ne kimseler suçlu burada, ne de kahpe felekler,
İradene dayanır, yazan melekler.
Sen ateşe basarken, "Kısmetim buymuş" dersen,
Kendi cehaletindir hep o niyetler..

Gözün kapalı yürü, sonra düş de bir çukura,
De ki: "Taktir-i ilahi, yazılmış bu kula.
Yahu akıl dediğin bir pusula değil mi?
Dümene sen geçmezsen, yersin tokatı surata.

Lakin sanma ki insan her şeyin tek hekimi,
Rüzgarı estiren var, odur mülkün hakimi..
Kader; bir tarla vermiş, sınırını çizmiştir,
Ekmek senin elinde, biçmek ise takdirindir.

Ruhun bir ince sızı, nefsin ise bir katır,
Sırtına yükledikçe yıkılır hatır hatır.
Başımıza gelen her musibet ve çilede,
Özgür iraden yatar, oku bak satır satır!

Sıfırlama aklını, tevekkül kılıç değildir,
Hak, gayret etmeyene başını eğdirir.
Kendi düşen ağlamaz, bağlama suçu Hakka;
İrade senin tercihin, kader ise niyetindir!


Ve eğer bir gün sorarsam yine: “Ya Rab, neden kötülüğe izin verdin?” Bana gökten cevap gönderme...Bir mazlumun gözlerine bakmayı öğret, belki o zaman anlarım: Sen hiç susmamışsın, ben duymayı unutmuşum.

Previous Post
No Comment
Add Comment
comment url