AKP Erdoğan’dan Sonra Biter mi, Yoksa Erdoğan’sız da Devam Edecek Bir Sistem mi Kuruldu?
Çay bahçesinde kahveler tazelenirken masadakiler ikiye ayrılıyor: Bir grup “Erdoğan olmasa bu parti bir sabah ansızın buharlaşır” derken, diğer grup bıyık altından gülüp “Ne bitmesi, öyle bir çark kuruldu, öyle bir harç karıldı ki şahıslar gitse de düzen tıkır tıkır işler” diye kestirip atıyor.
Yaşı ilerlemiş, tezgâhın tozunu yutmuş bir esnaf emeklisi olarak arkama yaslanıp dostları dinliyorum. Mesele şahısların faniliği değil; asıl mesele, kurulan mekanizmanın devlete ve uluslararası satranç tahtasına nasıl kök saldığıdır.
AKP Sadece Bir Lider Partisi mi, Yoksa Kurumsallaşmış Bir Sistem mi? 🏛️⚙️
Bizde siyaset hep karizmatik liderlerin ceketinin cebinde taşınır sanılır. Doğrudur, Tayyip Erdoğan kitleleri peşinden sürükleyen, partisinin omurgasını tek başına taşıyan bir figürdür. Ancak çeyrek asra yaklaşan iktidar döneminde yalnızca bir parti yönetilmedi; bürokrasi, sermaye aktarımı, yargı dengeleri ve medya düzeni baştan sona yeniden şekillendirildi.
Tasavvufta denir ki: “Kalıp eskir, maya kalır.” Bugün ortada sadece bir siyasi parti değil, devletin en ince damarlarına kadar işlemiş, kendi elitini ve bürokratik reflekslerini oluşturmuş bir yapı var.
Erdoğan sonrası parti içinde taht kavgaları, çözülmeler ya da fraksiyon çatışmaları kaçınılmaz olsa da, bu yapının kurduğu devlet refleksi ve sermaye ağı öyle bir gecede yok olmaz.
Batı ve ABD Bu Rejimin Neresinde Duruyor? 🌍🤝
Dışarıya karşı sert ve coşkulu söylemlere bakıp küresel güçlerle bağların koptuğunu sanmak safdillik olur. Uluslararası ilişkilerde ne ahlak ne de vefa, asıl belirleyici olan pragmatik çıkarcılıktır.
Göçmen ve Sınır Bekçiliği: Batı için asıl öncelik,yani desteğin bedeli içerideki hukuk standartları ya da adalet dengesi değil; milyonlarca mültecinin sınırda tutulması ve jeopolitik istikrarın korunmasıdır, ve Erdoğan bunu çok iyi başarıyordu.
Bölgesel Denge Unsuru: ABD'nin daha doğrusu Trump'un gözünün içine bakan NATO sınırlarında, Ortadoğu ile Kafkaslar arasında söz dinleyen ya da pazarlık masasında tek muhatapla hızla anlaşmaya varabilen bir yönetim modeli, küresel aktörlerin her zaman işine gelir.
Sermaye ve Pazar Entegrasyonu: Sözde içeridesaf vatandaşa anti-emperyalist laflar edilirken, küresel finans baronları ve Batı sermayesinin çarkları içeride dönmeye devam eder.
Dolayısıyla Batı için mühim olan şahsın ismi değil; kurulmuş olan jeopolitik ve ekonomik dengenin kendi çıkarlarına hizmet edip etmediğidir. Masadaki aktör değişse bile bu pragmatik ortaklık biçimi kolay kolay rafa kalkmaz.
Erdoğan Sonrası Ne Olur: Tufan mı, Devamlılık mı?
Lider odaklı yapılarda tepe çekildiğinde, altta yaşanan sarsıntı kaçınılmazdır. ANAP’ın Özal sonrası, Doğru Yol’un Demirel sonrası durumu hâlâ hafızalarımızda taze. Ancak bugün konuşulan konu sadece bir merkez sağ partinin geleceği değil; devlet mekanizmasıyla iç içe geçmiş bir iktidar bloğudur.
Eğer adalet terazisi yeniden yerine oturmaz, liyakat ve ahlak devletin temel ilkesi haline gelmezse; vitrindeki tabelalar, isimler ve yüzler değişir ama kurulan güç ortaklığı ve denetimsiz düzen farklı ambalajlarla yoluna devam eder.
Mesele bir fâninin ömrü değil; milletin vicdanında adaleti, devlette hukuku yeniden ayağa kaldırıp kaldıramayacağımızdır.
Makam-ı Teneşir Şiiri
Hani alkış tutan o hırslı yarenler?




Yorum Gönder